40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
05 Ekim 2026 Pazartesi
Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaşayan 85 yaşındaki Şerafettin Kutlukız, çocukluğunda babasından öğrendiği geleneksel sepet örücülüğünü 70 yılı aşkın süredir devam ettiriyor.
Arızlı Mahallesi’ndeki evinin bahçesinde sepet ören Kutlukız, dere yatakları ve arazilerden topladığı yabani fındık dallarını temizleyip hazırladıktan sonra elleriyle şekillendiriyor.
Yaklaşık 14 yaşındayken hayvan otlatmaya gittiği sırada sepet ören komşularını görerek bu işe merak salan Kutlukız, sepet yapmayı bilen babasından yardım istedi. Babasının başladığı yarım sepeti defalarca söküp yeniden örerek zanaatı öğrenen Kutlukız, aradan geçen 71 yıla rağmen örücülüğü bırakmadı.
Şerafettin Kutlukız, AA muhabirine, geçmişte hemen her evde ihtiyaç kadar üretilen sepetlerin bağ ve bahçe işlerinde, özellikle üzüm ve kiraz gibi ürünlerin taşınmasında kullanıldığını anlattı.
Köyde birçok kişinin kendi sepetini örebildiğini ancak zamanla bu geleneğin kaybolduğunu, çevresinde bu işi yapan kalmadığını dile getiren Kutlukız, “O zaman herkes kendi ihtiyacını kendisi görüyordu. Şu anda hiç yapan yok. Benden başka bu köyde değil civar köylerde de yok. Tek kaldığım için herkes bana siparişini gönderiyor.” dedi.
Kutlukız, sepet için yaklaşık 3 yıllık, düzgün ve mümkün olduğunca budaksız yabani fındık sürgünlerini tercih ettiğini, malzemeyi bulmanın ve taşımanın işin en zahmetli bölümleri olduğunu kaydetti.
Dalların bulunduğu bazı bölgelere araçla ulaşamadığını ifade eden Kutlukız, topladığı yaklaşık 40-50 kilogramlık dalları kimi zaman 2 kilometre sırtında taşıyarak evine getirdiğini söyledi.
Kutlukız, sepet örmek kadar doğru malzemeyi seçip hazırlamanın da ustalık gerektirdiğine dikkati çekerek, önce hangi fındık dalının kullanılacağını, ardından dalların nasıl hazırlanacağını öğretmek gerektiğini vurguladı.
Eskisi kadar hızlı değil
İlerleyen yaşına rağmen üretmekten vazgeçmeyen Kutlukız, ellerinin artık eskisi kadar hızlı çalışmadığını söyledi. Yaklaşık 10 yıl önce malzemesi hazır bir sepeti 2-3 saatte örebildiğini, bugün aynı işin 3-4 saati bulduğunu anlatan Kutlukız, büyük bir sepeti bir günde tamamlayabildiğini belirtti.
Emekli olduğunu ve geçimini sağlamak için sepet örmeye ihtiyaç duymadığını vurgulayan Kutlukız, “Maddi ihtiyacım yok, çok şükür Allah’a. Emekliyim, maaşım da yeterli ama komşular söylüyor ‘İlla yapıver.’ diye. Onların ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Valla benim için vakit geçirme, eğlence gibi bir şey, işte böyle zaman öldürüyoruz.” diye konuştu.
Üç çocuk babası Şerafettin Kutlukız, kendisini en çok üzen şeyin, yıllardır sürdürdüğü zanaatı kendisinden sonra devam ettirecek kimsenin bulunmaması olduğunu dile getirerek, çocuklarının ve gençlerin sepet örmeye ilgi göstermediğini, özellikle malzemenin araziden toplanıp taşınmasının zahmetli geldiğini, buna rağmen bildiklerini öğretmeye hazır olduğunu belirtti.
Bugün yeniden genç olsa sepet örücülüğüne daha fazla zaman ayıracağını dile getiren Kutlukız, 14 yaşında merakla başladığı işi 85 yaşında sürdürmekten memnun olduğunu sözlerine ekledi.
Konya’nın Bozkır ilçesinde ayının kovanlarına saldırdığı üreticinin tepkisi tebessüm ettirdi. Üretici Hasan Hasırcı, “Değerli dostumuz, ayı kardeşimiz bizi ziyarete gelmiş arkadaşlar. Vay, yavrum vay. Aslanım ayı, ye oğlum, ye aslanım” diyerek zarar cep telefonu kamerası ile görüntüledi. Hasırcı, “Onun da nasibi var, üzülecek hiçbir şey yok” dedi.
Bozkır ilçesine bağlı 2500 rakımlı Üçpınar Yaylası Küçük Su mevkiinde bulunan 1300 kovanlık arılığa ayı saldırısı gerçekleşti. Çok sayıda kovana zarar veren ayı karşısında arıcı Hasan Hasırcı’nın tepkisi ise tebessüm ettirdi. Ayının verdiği zararı cep telefonu kamerası ile kayıt ederken bir taraftan da konuşan Hasırcı’nın, “Değerli dostumuz, ayı kardeşimiz bizi ziyarete gelmiş arkadaşlar. Vay, yavrum vay. Aslanım ayı, ye oğlum, ye aslanım. Tosunum yemiş gene. Yiyebileceğin kadar, bitirebileceğin kadar ye oğlum. Doyana kadar ye aslanım. Vay, yavrum vay. Tosunum benim, aslanım” sözleri tebessüm ettirdi.
Hasan Hasırcı, “Onun da nasibi var, üzülecek hiçbir şey yok. Buralar 2500 rakım, mekan onların. Bu tür saldırıları bu şekilde gördüğüm için gayet rahat karşılıyorum” dedi.
İSTANBUL Valisi Davut Gül, 2026 yılının ilk 9 ayına ilişkin emniyet verilerini açıkladı. Vali Gül, “Hiçbir terör örgütünün, hiçbir vesayet odağının, hiçbir karanlık yapının devletimizin bekasına, milletimizin iradesine, hemşehrilerimizin huzuruna kastetmesine asla izin vermiyoruz. Bu kararlı duruş sayesinde 2026 yılının ilk 9 ayında terör örgütlerine yönelik operasyonlarımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 arttı. 4 bin 237 şahıs yakalandı, 826 şahıs tutuklandı, 639 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı” dedi.
İstanbul Valisi Davut Gül, emniyet verileri aylık değerlendirme toplantısına katılarak, İstanbul’un 2026 yılının ilk 9 ayına ilişkin emniyet verilerini açıkladı. İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ndeki toplantıya Vali Gül’e Vali Yardımcısı Mustafa Asım Alkan, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral İdris Tataroğlu, İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tümamiral Serkan Tezel de katıldı.
‘TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK OPERASYONLARIMIZ GEÇEN YILIN AYNI DÖNEMİNE GÖRE YÜZDE 20 ARTTI’
Toplantıda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “Hiçbir terör örgütünün, hiçbir vesayet odağının, hiçbir karanlık yapının devletimizin bekasına, milletimizin iradesine, hemşehrilerimizin huzuruna kastetmesine asla izin vermiyoruz. Bu kararlı duruş sayesinde 2026 yılının ilk 9 ayında terör örgütlerine yönelik operasyonlarımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 arttı. 4 bin 237 şahıs yakalandı, 826 şahıs tutuklandı, 639 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Bakanımızın öncülüğünde, milletimizin desteği ve duasıyla terörü sadece şehrimizden değil, bu coğrafyadan silmekte kararlıyız. 2026 yılının ilk 9 ayına baktığımızda kişilere karşı işlenen suçların 2025 yılının aynı dönemine göre düşmeye, aydınlatma oranımızın da yükselmeye devam ettiğini görüyoruz. Mal varlığına karşı işlenen suçlarda da geçen yılın aynı dönemine göre; oto hırsızlığı yüzde 51, kapkaç yüzde 43, otodan hırsızlık yüzde 36, yankesicilik yüzde 25 oranında azaldı. Bizim, ruhsatsız silaha karşı tavrımız çok net. Bu kararlı duruş neticesinde bu yılın ilk dokuz ayında ele geçirilen ruhsatsız silah sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 12 düştüğünü görüyoruz. Burada tekrar hatırlatmak istiyorum. Ruhsatsız silah bulundurmak da taşımak da suçtur” dedi.
‘ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİNE BU YILIN İLK 9 AYINDA 343 OPERASYON YAPILDI, 130 ÇETE ÇÖKERTİLDİ’
Vali Gül, “Özetle, organize suç örgütlerine bu yılın ilk 9 ayında 343 operasyon yapıldı, 130 çete çökertildi. Yakalanan 3 bin 998 şahıstan 2 bin 517’si tutuklandı. Finansal kaynaklarına el koyuldu. Propaganda ve eleman temini için kullanılan bin 974 sosyal medya hesabı erişime kapatıldı. Kaçakçılıkla mücadeleyi sadece vergi kaybı veya bir denetim meselesi olarak görmüyoruz. Bu bizim için doğrudan ekonomik düzeni, esnafımızın hakkını ve vatandaşımızın sağlığını koruma meselesi. Her türlü karanlık yapının can damarı olan finans kaynağını kesme meselesi. Bu bilinçle yürüttüğümüz mücadelemizde bu yılın ilk dokuz ayında 2025 yılının aynı dönemine göre operasyon sayımız yüzde 7, tutuklanan şahıs sayısı yüzde 54 arttı. Ele geçirilen kaçak ürünlerle 3 milyar TL’den fazla vergi kaybı önlendi. Yine, akaryakıt kaçakçılığında denetimlerimiz geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 arttı. Piyasaya sürülen kaçak akaryakıt miktarı neredeyse yarı yarıya azaldı” diye konuştu.
‘ASIL MESELE, UYUŞTURUCUNUN SOKAKLARA GİRMESİNİ ENGELLEMEK’
Uyuşturucu ve madde bağımlılığı başlığına değinen Gül, “Öncelikli hedefimiz; gençlerimizi bu bataklıktan uzak tutmak. Zehir ticareti üzerinden organize suç şebekelerini, terör yapılarını finanse eden karanlık ağların can damarını kesmek. Ancak, her zaman ifade ettiğimiz gibi, biz bu meseleyi sadece yakalanan kişi sayısı ve madde miktarıyla değerlendirmiyoruz. Asıl mesele, uyuşturucunun sokaklara girmesini engellemek. Dolayısıyla bu alanda görünürlüğümüz daha fazla. Özellikle okulların çevresinde saha denetimlerimizi sadece devriyelerle değil; kamera sistemlerimiz, siber takiplerimiz, Hayat 112’ye gelen ihbarlarla koordineli sürdürüyoruz. Emniyet ve jandarma personelimizle sağladığımız güvenlik çemberine ek olarak tüm okullarımızda bahçe görevlisi görevlendirdik. El dedektörlerini teslim ettik. İstiyoruz ki hiçbir velimizin aklı okula gönderdiği çocuğunda kalmasın. Bir diğer önemli başlığımız siber suçlar. Sanal dünyada işlenen suç ve mağdur sayısı her geçen gün daha çok konuşulmaya başlandı. Bu dünyada da suçluları adım adım takip ediyor, nefes almalarına izin vermiyoruz. Vatandaşlarımızın mağduriyetini büyümeden önlüyoruz” dedi.
‘ARAÇ SAYIMIZIN YÜZDE 15’İNİ OLUŞTURAN MOTOSİKLETLERİN HER 3 KAZADAN İKİSİNE KARIŞTIĞINI GÖRÜYORUZ’
Trafik konusuna değinen Vali Gül, “Son bir yılda toplam araç sayımız yaklaşık yüzde 6, motosiklet sayımız yüzde 10 arttı. Bu yoğunluğu güvenle yönetmenin tek yolu, hepimizin kurallara istisnasız uyması. Ancak genel tabloya baktığımızda denetim sayılarımız artmasına rağmen toplam araç sayımızın yüzde 15’ini oluşturan motosikletlerin her 3 kazadan ikisine karıştığını görüyoruz. Bu tablonun değişmesi için İçişleri Bakanlığımız motosikletlere, özellikle motokuryelere yönelik eğitimden denetime, koruyucu ekipman kullanımından çalışma şartlarına kadar yeni bir eylem planını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Diğer taraftan okul servisleri, çakarlı araçlar ve ticari taksilere yönelik denetimlerimizi sürdürüyoruz. İstanbul bir dünya kenti. Yıllık 20 milyona yakın turist ağırlıyor. Aynı zamanda 1 milyon civarında burada yaşayan yabancı var. Temel politikamız şu: Kayıtlı olarak Türkiye’ye geldiyse, kayıtlı olarak yaşıyorsa, izin verildiği kadar kalıyorsa hiçbir problem yok. Ama öyle ya da böyle bir şekilde kaçak geldiyse İstanbul’umuzun her köşesindeki mobil göç noktalarımızla bunu tespit ediyor, gereğini yapıyoruz. Veriler de gösteriyor ki bu konu hamdolsun, İstanbul’umuzda sorun olmaktan çıktı. Bildiğiniz üzere havaların ısınması ile birlikte gözümüz gibi koruduğumuz ormanlarımızda tedbirlerimizi en üst düzeye çıkarmıştık. 15 Ekim’e kadar bazı piknik ve mesire alanları dışında ormanlık alanlara girişleri, 28 Ekim’e kadar havai fişek ile benzeri eğlence araçlarının satılmasını, kullanılmasını yasaklamıştık. Alınan bu tedbirlerin ve hemşehrilerimizin dikkatinin, duyarlılığının rakamlara yansıdığını hem yangın sayısının azaldığını hem de ormanlık alanların çok daha az zarar gördüğünü görüyoruz. Geçen yıllarda olduğu gibi yanan ormanlık alanlarımızı yeniden ağaçlandıracağımız 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde bütün hemşehrilerimizi fidan dikim alanlarımıza bekliyorum” diye konuştu.
Haber : Burhan Demircioğlu
(OSMANİYE) – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), eylül ayında enflasyonun aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73 olduğunu açıkladı. Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yurttaşlar verilerden duydukları şüpheyi dile getirdi. Bir ilçe sakini, “Fiyatlar çok pahalı. Canımın istediğini alamıyorum” dedi.
TÜİK, eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre eylülde aylık enflasyon yüzde 1,84, yıllık enflasyon ise yüzde 29,73 arttı. Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde vatandaşlar açıklanan verilere tepki gösterdi.
“TÜİK İNSANLARIN EKMEĞİYLE OYNUYOR”
Kadirli’de pazar alışverişine çıkan bir yurttaş, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, “Pazarda fiyatlar yükselmiş, TÜİK kendi kendine problem yaratıyor. İnsanların ekmeğiyle, rızkıyla oynuyor. Geçen haftaya göre bugün 20 lira, 30 lira fark var fiyatlarda. İnsan hesap mı yapsın? Alıcı, tüketici ne yapsın? Şu gördüğün millet, halk bunlardan çok ekonomist. Çünkü 25 bin lira kira verip, 20 bin lira maaş alıp geçinen insanlar burada nasıl dolap döndüğünü biliyor” diye konuştu.
Bir başka yurttaş da TÜİK’e inanmadığını bildirdi ve fiyatların “el yaktığını” söyledi.
“CANIMIN İSTEDİĞİNİ ALAMIYORUM”
Bir başka vatandaş da, “Fiyatlar çok pahalı, hiçbir şey almadım bir salatalık aldım. Canım istediğini alamıyorum” dedi.
Bir emekli ise, enflasyon rakamlarının “emekli aylıkları, asgari ücret zamları öncesinde düşük tutulduğunu” ifade ederek, “TÜİK’e hiç inanmıyorum” diye konuştu.
Başka bir ilçe sakini ise, “Emekliyim, her şeyi almamın mümkünü yok. TÜİK’e inanmıyorum. Hiçbir şey alamıyorum. Canımın istediğinin hiçbirini alamıyorum” ifadelerini kullandı.
Antalya’nın Akseki ilçesinde hayata geçirilen “Bir Oda, Bir Nefes Projesi” kapsamında ihtiyaç sahibi, yaşlı ve engelli vatandaşların yaşam alanları din görevlilerince gönüllü olarak boyanıyor.
Akseki Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) ile Akseki İlçe Müftülüğü işbirliğinde yürütülen proje kapsamında, vakıf tarafından yapılan sosyal inceleme ve saha çalışmaları sonucu ihtiyaç sahibi haneler belirleniyor.
Belirlenen evlerin boya ve yardımcı malzemeleri SYDV tarafından karşılanırken, boya işleri ise İlçe Müftülüğünde görev yapan din görevlileri Hüseyin Çoban, Mevlüt Serin ve Fatih Özdemir tarafından gerçekleştiriliyor.
Proje kapsamında Salihler, Çaltılıçukur, Taşlıca, Kepezbeleni ve Karakışla mahallelerinde toplam 8 ihtiyaç sahibinin yaşam alanları boyandı.
Din görevlisi Çoban, AA muhabirine, vatandaşların hayatına küçük de olsa bir dokunuş yapabilmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Projenin kendileri için yalnızca bir boya çalışması olmadığını belirten Çoban, “İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın evlerine giderek onların yaşam alanlarını daha temiz ve güzel hale getirmeye çalışıyoruz. Biz de din görevlileri olarak gönüllü şekilde işin işçilik kısmını üstlendik. Bir vatandaşımızın yüzündeki mutluluğu görmek bütün yorgunluğumuzu unutturuyor. İmkanımız oldukça bu çalışmalara destek vermeye devam edeceğiz.” dedi.
Karakışla Mahallesi’ndeki evi boyanarak daha temiz ve kullanışlı hale getirilen İbrahim Turgut da evindeki değişimin kendisini mutlu ettiğini belirterek, “Evimizi boyadılar, tertemiz yaptılar. Allah devletimizden ve emeği geçen hocalarımızdan razı olsun. Hepsi kendi işleri gibi uğraştı. Evimizin havası değişti, çok güzel oldu.” diye konuştu.
“Bir Oda, Bir Nefes Projesi”nin, vakıf tarafından yapılacak sosyal inceleme ve saha tespitleri doğrultusunda, ilçedeki ihtiyaç sahibi yaşlı ve engelli vatandaşların yaşam alanlarında sürdürülmesi planlanıyor.