40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
05 Ekim 2026 Pazartesi
SAMSUN (İHA) – Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, bahis soruşturması kapsamında sevk listesinde adı geçen kişilerin kulüple idari ve resmi olarak doğrudan hiçbir bağı bulunmadığını belirterek, gerekli itirazları yaptıklarını söyledi.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), bahis soruşturması kapsamında, 2026-2027 futbol sezonunda Süper Lig ve TFF 1. Lig’de mücadele eden kulüplerde son 5 yıl içerisinde idareci olarak görev almış ve bu dönemde bahis oynadığı tespit edilen kişilerin, Futbol Disiplin Talimatı’nın 57. maddesi uyarınca 30 Eylül’den itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevk edilmesine karar verilmişti. Listede Samsunspor’dan da 7 kişi PFDK’ya sevk edilmişti. Başkan Yüksel Yıldırım, Samsunspor’dan sevk edilen kişilerin kulüple bir bağı olmadığını, futbolla alakası olmayan dernek yapısı altında faaliyet gösterdiğini dile getirerek, açıklamalarda bulundu.
Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 30 Eylül’de kamuoyuyla paylaşılan PFDK’ya sevk listesinde, 384 ila 390 sıra numaraları arasında yer alan Ali Asal, Seyit Ali Kindal, Giray Şen, Rıfat Yılmaz, Serkan Kaya, Gökhan Kutlu ve Zafer Erdoğan’dan oluşan 7 kişinin “Samsunspor” adı altında gösterilmesi üzerine, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla bu açıklamayı yapma gereği duyduklarını ifade eden Başkan Yıldırım’ın imzasıyla resmi siteden yayınlanan paylaşımda, şu ifadeler yer aldı:
“Söz konusu kişilerin Samsunspor Futbol Kulübü A.Ş. ile idari ve resmi, doğrudan hiçbir bağı bulunmamaktadır. Bu kişiler, kulübümüz Futbol A.Ş. bünyesinde hiçbir görev almamış olup Samsunspor Kulübü Derneği’nde yöneticilik yapmışlardır. Samsunspor Futbol Kulübü A.Ş. ile Samsunspor Kulübü Derneği, birbirinden bağımsız ve ayrı tüzel kişiliğe sahip iki farklı hukuki yapıdır. Samsunspor Futbol Kulübü A.Ş.; Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Yıldırım ve Yönetim Kurulu Üyeleri Evren Öztürk ile Veysel Bilen’den oluşan yönetim kurulu tarafından yönetilmektedir. Görüldüğü üzere, sevk listesinde adı geçen kişilerin hiçbiri bu yapının içinde yer almamaktadır. Açıklamada bu ayrımın gözetilmemesi, kulübümüzün kamuoyu nezdinde bahis soruşturmasıyla haksız biçimde ilişkilendirilmesine yol açmıştır. Bu nedenle, 1 Ekim tarihli resmi yazımızla Türkiye Futbol Federasyonu’na başvuru yapılmıştır. Konunun ayrıntılı biçimde incelenmesi, bundan sonra benzer açıklamalar yapılmadan önce kulübümüzden bilgi ve teyit alınması ve yapılan yanlışlığın kamuoyuna yeni bir açıklamayla bir an önce düzeltilmesi talep edilmiştir. Kulübümüzün uğradığı ve uğrayabileceği her türlü zarar nedeniyle tüm hukuki haklarımızı saklı tuttuğumuzu kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.”
(ANKARA) – Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Enflasyonun yüzde 30’un altına inmesi elbette sevindiricidir. Ama bu, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor. Sadece daha yavaş artıyor. Biz yüzde 29,73’ü yeterli görmeyiz. Türkiye’nin hedefi tek haneli enflasyon olmalıdır. Enflasyonu bir miktar aşağıya çekip bunu başarı diye anlatmak yetmez. Asıl başarı, bu milleti bir daha yüksek enflasyona mahküm etmeyecek ekonomik düzeni kurmaktır” dedi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, sosyal medya hesabından enflasyon rakamlarına ilişkin şunları kaydetti:
“Enflasyon 57 ay sonra yeniden yüzde 30’un altına indi. Elbette bu önemlidir. Elbette bunun vatandaşımız adına devam etmesini, daha da aşağıya inmesini isteriz. Ama yüzde 29,73 enflasyonu bir başarı hikayesinin sonu gibi anlatmadan önce, bu memleketin neden yıllardır bu kadar ağır bir enflasyonun altında yaşadığını konuşmak zorundayız.
“TÜRKİYE NEDEN HALA YÜZDE 29,73 ENFLASYONLA YAŞAMAK ZORUNDA?”
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek diyor ki; gıda enflasyonu yüzde 27,6’ya, kira enflasyonu yüzde 41,3’e, eğitim enflasyonu yüzde 48,6’ya geriledi. Savaşın enflasyonu artırdığını, savaş olmasaydı enflasyonun 7 puan daha düşük olacağını da söylüyor. Peki bakalım dünyaya… Savaşın ortasındaki Ukrayna’da yıllık enflasyon yüzde 8,1. Savaş ekonomisi yaşayan Rusya’da yüzde 6,3. Savaşın içinde olan İsrail’de yüzde 1,5. ABD’de yüzde 3,4, Euro Bölgesi’nde yüzde 3,8. Şimdi sormak hakkımız değil mi? Savaştan doğrudan etkilenen ülkelerde bile enflasyon bu seviyelerdeyken, Türkiye neden hala yüzde 29,73 enflasyonla yaşamak zorunda? Her şeyi savaşa, petrole, dışarıdaki gelişmelere bağlayarak bu hesabın içinden çıkamayız. Bu tabloda yanlış ekonomi politikalarının da payı var. Para politikasında yapılan hataların da payı var. Üretim yapımızdaki sorunların da, yıllarca ertelenen yapısal reformların da payı var. ve bunların bedelini milletimiz ödedi. Vatandaşımızın baktığı yer çok daha basit.
“ENFLASYONU BİR MİKTAR AŞAĞIYA ÇEKİP BUNU BAŞARI DİYE ANLATMAK YETMEZ”
Enflasyonun yüzde 30’un altına inmesi elbette sevindiricidir. Ama bu, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor. Fiyatlar hala artıyor. Gıda hala pahalı. Kira hala pahalı. Eğitim hala pahalı. Sadece daha yavaş artıyor. Biz yüzde 29,73’ü yeterli görmeyiz. Türkiye’nin hedefi tek haneli enflasyon olmalıdır. Güçlü üretim olmalıdır. İstikrarlı Türk lirası olmalıdır. İnsanımızın maaşını aldığı gün parasının ne kadar eriyeceğini düşünmediği, esnafımızın önünü görebildiği, sanayicimizin yatırım yapabildiği, vatandaşımızın yeniden geleceğini planlayabildiği bir ekonomi olmalıdır. Enflasyonu bir miktar aşağıya çekip bunu başarı diye anlatmak yetmez. Asıl başarı, bu milleti bir daha yüksek enflasyona mahküm etmeyecek ekonomik düzeni kurmaktır.”
(ANKARA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Girne açıklarında meydana gelen gemi kazasının ardından sürdürülen arama çalışmalarında bir kişinin daha naaşına ulaşıldığı bildirildi.
KKTC Başbakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, bulunan naaşın kimliğinin belirlenmesi için incelemelerin başlatıldığı belirtildi.
Açıklamada, “Felaketin ilk anından itibaren tüm kayıplarımıza ulaşmak amacıyla devletimizin imkanları seferber edilmiş ve çalışmalar kesintisiz sürdürülmüştür” denildi.
Girne açıklarında 30 Ağustos’ta meydana gelen kazada, Girne’den Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket eden yolcu gemisi su alarak batmıştı. Kazanın ardından başlatılan arama ve kurtarma çalışmalarında çok sayıda kişi kurtarılırken, kayıp kişilere yönelik arama çalışmaları sürdürülüyor.
Arama çalışmaları kapsamında dün de bir erkek naaşına ulaşılmış, kimlik tespiti için inceleme başlatılmıştı.
Cop31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Hedefimiz tüm unsurları somut sonuç üreten bütüncül bir uygulama mimarisinde buluşturmaktır. Dolayısıyla eylem gündemimizi bir etkinlikler listesi olarak değil, hedefleri somut sonuçlara dönüştürecek bütüncül bir uygulama çerçevesi olarak tasarladık” dedi.
Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31’inci Taraflar Konferansı ( Cop31 ) öncesinde kritik öneme sahip Pre-COP toplantılarına ev sahipliği yapıyor. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Antalya’daki müzakereler öncesinde Fiji ve Tuvalu’daki Pre-COP toplantılarına başkanlık ediyor. Bu kapsamda Fiji’de Pre-COP Paydaş Toplantısı düzenlendi. Kurum, toplantıda COP31 Eylem Gündemi’ni Pasifik bölge ülkelerinin temsilcileriyle paylaştı. Toplantıda UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, Azerbaycan İklim Meselelerinden Sorumlu Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Muhtar Babayev, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya da hazır bulundu.
‘İKİNCİ 10 YILDA ARTIK ZAMANIMIZIN KALMADIĞI BİR SÜRECE GİRİYORUZ’
Konuşmasında Pasifik adalarının iklim krizine karşı verdikleri mücadeleye dünyanın dikkatini çekmek istediklerini anlatan COP31 Başkanı Kurum, “Burada Fiji’de 2. Pre-COP’a ev sahipliği yapılıyor ve ikinci 10 yılda artık zamanımızın kalmadığı bir sürece giriyoruz. Bundan sonraki süreçte belki bu adalarda yaşayan halkların kendi evlerinde, kendi şehirlerinde yaşayamayacak duruma gelme ihtimallerini konuşuyoruz. Hatıralarının geçtiği şehirleri terk etmemek üzere yaşadıkları bir gerçeği de hepimiz biliyoruz. O yüzden Tuvalu’nun, Fiji’nin, Pasifik’in sesini duyuyoruz ve tüm gücümüzle bu mücadeleyi vereceğimizi de ben hem Avustralyalı dostlarımız adına hem de COP31 Başkanlığı adına bunu burada ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
10 ÖNCELİKLİ TEMA, 6 KÜRESEL HEDEF, 11 GİRİŞİM VE 13 DESTEKLEYİCİ ÇIKTI
COP31’in diyalog, uzlaşı ve aksiyon temeli üzerinde hayata geçirileceğini belirten COP31 Başkanı Kurum, sözlerine şöyle devam etti:
“İhtiyaçları dinliyoruz, uzlaşıyla hareket etmeye çalışıyoruz ve aksiyonla da artık konuşmanın bittiği, eylemin, somut sonuçların gerçekleşmesi gerektiğini tüm dünyaya haykırıyoruz. COP31 Eylem Gündemi’ni de bu yaklaşımın temel parçası, ancak tabii burada tamamlanmış bir gündem olarak değil, birlikte geliştireceğimiz bir çerçeve olarak görüyoruz. Eylem gündemimizi 10 öncelikli tema, 6 küresel hedef, 11 girişim ve 13 destekleyici çıktı üzerine kurduk. Hedefimiz tüm unsurları somut sonuç üreten bütüncül bir uygulama mimarisinde buluşturmaktır. Dolayısıyla eylem gündemimizi bir etkinlikler listesi olarak değil, hedefleri somut sonuçlara dönüştürecek bütüncül bir uygulama çerçevesi olarak tasarladık.”
‘EYLEM GÜNDEMİNE YÖNELİK OLUMLU VE YAPICI GERİ DÖNÜŞLER ALDIK’
Bugüne kadar çok sayıda görüşme, toplantı ve uluslararası zirveye katıldıklarını son olarak New York’ta COP31 Eylem Gündemi’ni resmen ilan ettiklerini aktaran COP31 Başkanı Kurum, “Ülkeler, uluslararası kuruluşlar, finans kuruluşları, özel sektör ve sivil toplumdan gerçekten oldukça olumlu ve yapıcı geri dönüşler aldık. Verilen mesaj son derece açıktı; ‘Artık yalnızca hedeflerimizi ve taahhütlerimizi ortaya koymakla yetinmemeli, bu hedeflerin nasıl hayata geçirileceğine dair daha fazla odaklanmalıyız.’ Biz de COP31’i tam bu anlayışıyla aslında uygulama COP’u olarak konumlandırıyoruz” açıklamasında bulundu.
‘TEMALARI BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN BİR BÜTÜN OLARAK ELE ALIYORUZ’
COP31 Başkanı Kurum daha sonra Eylem Gündemi’nin 10 öncelikli temasını ve 2035’e yönelik 6 uygulama hedefini katılımcılarla paylaştı:
“Eylem gündemimizi 10 öncelikli tema ile belirledik. Enerjiden sanayiye, yine şehirleşmeden gıdaya, okyanuslardan sağlığa kadar bütün temaları birbirini tamamlayan bir bütün olarak ele alıyoruz. Bu temaları iklim ve kalkınma dönüşümünün yine birbirini tamamlayan parçaları olarak görüyoruz. Uygulamaya yön vermek amacıyla 2035 perspektifiyle 6 küresel hedef ortaya koyuyoruz. Elektriğin nihai enerji tüketimindeki payını yüzde 35’e çıkarmayı, belediye atığı oluşumundaki öngörülen artışı en az yarı yarıya indirmeyi, binalarda enerji yoğunluğunu yine yüzde 25 azaltmayı, küresel döngüsel malzeme kullanım oranını en az yüzde 15’e çıkarmayı hedefliyoruz. Bunun için de aslında Uygulama Köprüsü dediğimiz Bridge 2035’e kadar bu mekanizmayı yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bu tablo aslında eylem gündemimizin bütününü ortaya koyuyor. 2035 hedeflerimizi, bunları gerçekleştirecek girişimler, mekanizmalar, taahhütler ve ortaklıklarla destekliyoruz. Kısacası COP31 Eylem Gündemi ile hedefleri eyleme, eylemi de somut sonuçlara dönüştüren bir uygulama mimarisi oluşturuyoruz.”
‘AMACIMIZ AÇIK; ORTAK HEDEFLERİMİZİ SOMUT UYGULAMAYA DÖNÜŞTÜRMEK’
COP31’in başarıya ulaşması için iş birliği çağrısını yineleyen COP31 Başkanı Kurum, sözlerini şöyle tamamladı:
“COP31 Eylem Gündemi’mizin amacı açıktır; ortak hedeflerimizi somut uygulamaya dönüştürmek. Sizleri bu sürecin aktif ortakları olmaya davet ediyorum. Diyalogla ilerleyelim, uzlaşıyla güçlenelim, eylemle sonuç alalım.”
PRE-COP KAPSAMINDA AVUSTRALYA VE ALMANYA İLE İKİLİ GÖRÜŞME
COP31 Başkanı Kurum, Fiji’deki ilk gün programı kapsamında, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile bir araya geldi. Antalya’ya giden süreçte son durumun ele alındığı toplantı sonrası sanal medya hesabından paylaşım yapan COP31 Başkanı Kurum, “Avustralya’nın müzakerelerde ortaya koyacağı güçlü yaklaşımın; COP31’de dengeli, kapsayıcı ve uygulama odaklı sonuçlara ulaşılmasına katkı sağlayacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
COP31 Başkanı Kurum daha sonra Almanya Federal Çevre, İklim Eylemi, Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakanlığı Devlet Sekreteri Jochen Flasbarth ile görüştü. Görüşmede enerji verimliliği, döngüsel ekonomi, yeşil sanayileşme konuları ele alındı.
Doğan Can CESUR / İSTANBUL – KAĞITHANE’de asker uğurlama konvoyunda şerit değiştirmeye çalışan araç, aynı yönde ilerleyen başka bir araçla çarpıştı. Kazada yaralanan sürücü Yunus Furkan B., hastaneye kaldırıldı. Kaza anı cep telefonu kamerasına yansıdı.
Kaza, 3 Ekim Cumartesi günü saat 22.30 sıralarında Hamidiye Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, asker uğurlama konvoyunda bulunan Yunus Furkan B. yönetimindeki 34 CTK 841 plakalı otomobil, Kağıthane istikametine ilerlediği sırada şerit değiştirerek sol şeride geçmeye çalıştı. Bu sırada araç, aynı yönde seyreden Gökdeniz A. yönetimindeki 34 MGN 883 plakalı otomobille çarpıştı. Kaza anı ise cep telefonu kamerasına yansıdı.
KONVOYDA KAZA ANI KAMERADA
Kazada sürücü Yunus Furkan B. yaralandı. Bilinci açık şekilde Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan sürücünün hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Her iki araçta da hasar meydana geldi. Kağıthane Trafik Denetleme Büro Amirliği ekiplerinin yaptığı kontrollerde, iki sürücünün de alkollü olmadığı öğrenildi. Kazanın ardından trafiğe kapanan yol bir süre sonra tekrar açıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.