40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancı cemaatin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Organize Suçlar Bürosu’nun yürüttüğü soruşturma tamamlandı. Başsavcılık, eski bakanın özel doktoru, 3 Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisi ve 2 şüpheli olmak üzere toplam 6 kişi hakkında 3 ayrı iddianame düzenledi. Başsavcılık, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğünü açıkladı.
İddianamelerden ilkinde, Denizolgun’un özel doktoru Nurettin Demirkol hakkında “yalan tanıklık” suçundan dava açıldı. Demirkol, soruşturma kapsamında 4 Eylül’de bu suçtan tutuklanmıştı.
İkinci iddianamede, ATK görevlileri İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında “belgede sahtecilik” suçundan dava açıldı. Üçüncü iddianamede ise A.G.D.K. ve H.T.K. hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan dava açıldı. Sanıklara yönelik ceza istemleri ve davaların görüleceği mahkemeler henüz açıklanmadı.
Savcılık kaynaklarından edinilen bilgilere göre Denizolgun, 6 Eylül 2016 saat 15.00’te at binmek için İstanbul Beykoz’daki çiftliğine geldi. Eski bakan, 7 Eylül 2016 akşamı çiftlik çalışanı tarafından ölü bulundu. Çiftlik çalışanının yaklaşık 36 saat boyunca Denizolgun’u görmediği halde durumu merak etmemesi çelişki olarak değerlendirildi. O dönem yapılan otopside, ölümün beyin kanamasına bağlı doğal ölüm olduğu belirtilmişti. Basında çıkan haberlere göre bu otopsiyi yapan ATK doktoru Yusuf İslam Duman’ın daha sonra FETÖ üyesi olduğu belirlendi.

Soruşturmanın kritik noktalarından birini Denizolgun’un kayıp cep telefonu oluşturuyor. Telefonun, eski bakanın ölümünün ardından tereke mahkemesi aracılığıyla belirlenen bir kişiye teslim edildiği tespit edildi. Ancak o döneme ait mahkeme kayıtlarında telefonun kime verildiği net olarak görünmüyor. Telefondan şu anda sinyal alınamadığı, cihazın Kuriş ailesi üyelerinden birinde olabileceğinin değerlendirildiği bildirildi. Başsavcılık, telefona ulaşmak için çalışma yürütüyor.
Denizolgun’un kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun ve oğlu Fatih Süleyman Denizolgun, ölümün “planlı bir cinayet” olduğunu öne sürerek 2024 ve 2025’te suç duyurusunda bulundu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Eylül 2025’te ihbarın “soyut ve genel nitelikte” olduğunu belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Dosya 2026’da yeniden açıldı. Savcılık, Şubat-Temmuz 2026 arasında otopsiye ait video kayıtlarını ATK’dan üç kez istedi. ATK her seferinde böyle bir kaydın bulunmadığını bildirdi. Ailenin 13 Ağustos’ta Faili Meçhul Soruşturma Bürosu’na başvurmasının ardından ATK, 18 Ağustos’ta görüşünü değiştirerek 145 fotoğraf ve video kaydını savcılığa gönderdi. Bunun üzerine mahkeme, mezarın açılmasına (feth-i kabir) ve yeniden otopsi yapılmasına karar verdi.
25 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporunda, Denizolgun’un göğsünün sağ tarafında 4 ayrı morluk alanı bulunduğu belirtildi. Raporda, bir kişinin dizini göğsüne bastırıp ağzını ve burnunu yastıkla kapatarak boğmasının “mümkün” olduğu ifade edildi. 2016’daki otopside ise tıbbi eksiklikler olduğu tespit edildi.
Rapor üzerine 26 Ağustos’ta, Denizolgun’un yeğeni Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturma başlatıldı. Kuriş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “Alihan Kuriş Suç Örgütü” soruşturması kapsamında zaten tutukluydu. Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş, Denizolgun’un ölümünden yaklaşık 3 ay sonra Arden Gıda şirketindeki yüzde 45’lik payı 500 bin lira karşılığında satın almaya karar vermişti. Denizolgun, şirketin yüzde 90 hissesine sahipti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2020’de bu işlemi hükümsüz saydı ve hisseleri yasal varise devretti.
Doktor Nurettin Demirkol, olay günü 155’i kendisinin aramadığını ve olay yerinde bulunmadığını söyledi. Ancak HTS kayıtlarında çağrının Demirkol’un numarasından yapıldığı, arayan kişinin kendini “aile doktoru” olarak tanıttığı belirlendi. Demirkol, telefonunu ortada bırakmış olabileceğini ve başkasının kullanmış olabileceğini öne sürerek “Hatırlamıyorum, bilmiyorum” diye savunma yaptı.
Soruşturmada 21 tanığın ifadesi alındı. Bir tanık, Denizolgun’un ölmeden önce kendisini öldüreceklerine dair sözler söylediğini ve “Beni belki de zehirlerler” dediğini anlattı. Başka bir tanık da ölümün planlı olduğunu düşündüğünü söyledi. 5 tanık ise FETÖ bağlantısına ilişkin iddialarda bulundu. Bir tanığın ifadesine göre Denizolgun, Aralık 2013’te Fetullah Gülen’den “İlerleyen süreçte birlikte hareket edelim” mesajı içeren bir mektup aldı ve bu teklifi reddetti.
Hakimler Ve Savcılar Kurulu (HSK) da dosyada adı geçen yargı mensupları hakkında inceleme başlattı.

Bilecik İnhisar’da Kaymakam Polat, Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı kutladı
1
Ataşehir’in Güven Kapısı Revizyon Garaj ile Otomotivde Kusursuz Hizmet Dönemi
2
OpenAI, yapay zeka ajanlarının uygunsuz davranması nedeniyle onlarca kurumu uyardı
3
Beypazarı’nda ekim ayındaki sabah namazı buluşmaları Kurşunlu Camisi’nde başlıyor
4
Suat Kılıç’tan korumasına dikkat çeken uyarı: Mustafa geç kalıyorsun
5
CHP İstanbul İl Başkanı Tekin, ilçe ve kolların başkanlarıyla buluştu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.