40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
(ANKARA) – CHP Genel Koordinatörü Gürsel Tekin, “Fon çetelerine, imar baronlarına, ihale düzenine, arsa spekülatörlerine ve uyuşturucu çetelerine karşı toplumsal mücadele artık bir tercih değil, zorunluluktur! Bugün ülkemizde yalnızca ekonomik bir kriz yaşanmıyor. Aynı zamanda derin bir toplumsal çürüme, adaletsizlik ve gelecek kaygısı büyüyor. Bu ülke çetelerin, rant baronlarının, karanlık para ilişkilerinin ve çıkar çevrelerinin değil, halkındır” dedi.
CHP Genel Koordinatörü Gürsel Tekin, fon dolandırıcılığı, imar rantları, kamu kaynaklarının kullanımı ve uyuşturucu çetelerine ilişkin açıklamada bulundu. Tekin, yazılı açıklamasında şunları kaydetti:
“Fon çetelerine, imar baronlarına, ihale düzenine, arsa spekülatörlerine ve uyuşturucu çetelerine karşı toplumsal mücadele artık bir tercih değil, zorunluluktur! Bugün ülkemizde yalnızca ekonomik bir kriz yaşanmıyor. Aynı zamanda derin bir toplumsal çürüme, adaletsizlik ve gelecek kaygısı büyüyor. Bir tarafta servetine servet katan rant çevreleri, imar ayrıcalıklarıyla büyüyen çıkar odakları, kamu kaynaklarını kendi zenginleşme alanı olarak gören ihale düzeni; diğer tarafta kirasını ödeyemeyen, çocuğuna beslenme çantası hazırlayamayan, pazardan filesini dolduramayan milyonlarca insan var. Peki, bu düzen böyle devam ederse ne olacak? Cevap çok açık: Yoksulluk derinleşecek, toplumsal eşitsizlik büyüyecek, gençler umutsuzluğa sürüklenecek, aileler geçim mücadelesi altında ezilecek. Uyuşturucu çeteleri ve organize suç yapılanmaları ise tam da bu umutsuzluk ortamında kendilerine yeni alanlar açacak. Biz artık bu tabloya seyirci kalamayız!
Çünkü mesele yalnızca birkaç çetenin, birkaç rant grubunun ya da birkaç çıkar çevresinin meselesi değildir. Mesele, toplumun geleceğinin kimlerin elinde şekilleneceği meselesidir. Fon adı altında yürütülen karanlık para ilişkileri, imar rantları, şaibeli ihale iddiaları, arsa üzerinden kurulan servet düzeni ve uyuşturucu ticaretinin yarattığı toplumsal yıkım birbirinden bağımsız düşünülemez. Bunların tamamı şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü bir hukuk düzeniyle mücadele edilmesi gereken alanlardır. Burada sorulması gereken sorular var: Kamu kaynakları kimin çıkarına kullanılıyor? İmar kararları toplumun ihtiyacına göre mi, yoksa rant çevrelerinin beklentilerine göre mi alınıyor? Kamu ihalelerinde şeffaflık ve eşit rekabet sağlanıyor mu? Arsa ve konut üzerinden yaratılan servet düzeni neden dar gelirliyi barınamaz hale getiriyor? Uyuşturucu çetelerinin gençlerimizi kuşatmasına karşı neden çok daha güçlü, kararlı ve bütünlüklü bir toplumsal mücadele yürütülmüyor?

“SOKAKTA, SANDIKTA, HUKUK ÖNÜNDE VE KAMUOYUNDA YÜKSELEN GÜÇLÜ BİR TOPLUMSAL İTİRAZ YARATMALIYIZ”
Bunlar yalnızca siyasi sorular değildir. Bunlar bir annenin evladının geleceği için, bir babanın ailesinin geçimi için, bir gencin onurlu bir yaşam kurabilmesi için sorması gereken sorulardır. Artık toplumun bütün demokratik kesimleri ortak bir mücadele zemini oluşturmalıdır. Emekçiler, gençler, kadınlar, meslek odaları, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, hukukçular, aydınlar ve vicdan sahibi yurttaşlar bu talan düzenine karşı seslerini birleştirmelidir. Bu mücadele şiddetin değil, örgütlü demokratik iradenin mücadelesi olmalıdır. Sokakta, meydanda, sandıkta, hukuk önünde ve kamuoyu vicdanında yükselen güçlü bir toplumsal itiraz yaratmalıyız. Çünkü suskunluk, adaletsizliğin en büyük dayanaklarından biridir. Unutmayalım: Bir ülkede çocuklar uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıyayken, gençler işsizlik ve umutsuzluk içinde geleceğini ararken, aileler açlık sınırında yaşamaya çalışırken bir avuç insanın servetini büyütmesi toplumsal vicdanın kabul edeceği bir durum değildir.
Bizim istediğimiz çok açık: Rant değil halkın refahı, talan değil kamusal yarar, ayrıcalık değil eşitlik, karanlık ilişkiler değil şeffaflık, korku değil özgürlük, sefalet değil insanca yaşam! Bu ülkenin kaynakları bir avuç çıkar grubunun değil, 86 milyon insanın ortak geleceğidir. Bugün sesimizi yükseltmezsek yarın çocuklarımızın yaşayacağı ülkeyi başkalarının rant hesaplarına teslim etmiş olacağız. Artık mesele kimin iktidarda olduğu tartışmasının da ötesindedir. Mesele, nasıl bir ülkede yaşamak istediğimizdir. ya rant ve talan düzenine teslim olacağız ya da adaletin, emeğin, eşitliğin ve dayanışmanın egemen olduğu bir ülke için demokratik mücadeleyi büyüteceğiz. Bizim tercihimiz belli! Çünkü bu ülke çetelerin, rant baronlarının, karanlık para ilişkilerinin ve çıkar çevrelerinin değil, halkındır.”

Marmaris’te orman yolu çöktü: Otomobil uçuruma yuvarlandı, yaşlı sürücü kurtarıldı
1
Ataşehir’in Güven Kapısı Revizyon Garaj ile Otomotivde Kusursuz Hizmet Dönemi
2
İsrail’de seçim sonrası ortalık karıştı! Sokağa inenlerin 2 isteği var
3
YENİ Parti 8 Kasım’da genel başkanlık ön seçimine 3 bin sandıkla gidiyor
4
Mekke Anlaşması Genel Kurul’da… Turhan Çömez: Suudi Arabistan İsrail’le İbrahim Antlaşması’nı imzalarsa ne yapacaksınız, siz de mi imza atacaksınız?
5
İsviçreli çellist Jodok Vuille, Türkiye’deki ilk büyük solo konserinde Şımarık’ı çaldı