40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
29 Temmuz 2026 Çarşamba
ANTALYA’nın Kumluca ilçesinde çıkan 2 yangın ekiplerin müdahalesi ile söndürülürken, Alanya’daki yangın da kontrol altına alındı. Bölgedeki soğutma çalışmaları sürüyor.
Kumluca’ya bağlı Ortaköy Mahallesi’nde, saat 04.30 sıralarında makilik ve otluk alanda yangın çıktı. Kuvvetli rüzgarın da etkisiyle hızla ilerleyen alevlere, arazöz ve itfaiye ekipleri müdahale etti. Alevler yakındaki ormana sıçramadan söndürüldü. Aynı saatlerde Erentepe Mahallesi’ndeki çam fidanlığında da yangın çıktı. Bu yangına müdahale için de ekipler hızla bölgeye yönlendirildi. Yangın tehlikeli boyutlara ulaşmadan söndürüldü. 3 dönüm çam fidanının zarar gördüğü bölgenin 2016 yılındaki yangının ardından yeşillendirme çalışmaları yapılan alan olduğu belirtildi.
ALANYA’DA YANGIN
Alanya ilçesi Yeşilöz Mahallesi’nde de gece saatlerinde tarım arazileri ve yerleşim yerlerinin de bulunduğu noktada yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle yangın kısa sürede büyüdü. Bölgeye sevk edilen çok sayıda arazöz ve itfaiye ekibi yangına müdahale ederek kontrol altına aldı. Yangında 3 hektarı orman, 14 hektarı zirai alan olmak üzere toplam 17 hektar zarar gördü. Ekipler, bölgedeki soğutma çalışmalarını sürdürüyor.
DÜNYACA ünlü Mimar Sinan’ın memleketi Kayseri’nin Ağırnas Mahallesi’ndeki taş ocağında çalışan Gökhan Kıpcak (36), 19 yıl önce babası Ali Kıpcak’ın (62) yanında çalışarak öğrendiği taş ustalığını devam ettiriyor. Kıpcak, 30 dereceyi bulan sıcaklıkta tonlarca ağırlıktaki kaya parçalarını balyoz, çivi ve çekiçle parçalara ayırıp, taşa şekil veriyor.
Mimar Sinan’ın doğduğu yer olarak bilinen Kayseri’nin Melikgazi ilçesi Ağırnas Mahallesi’nde yüzyıllardır taş ustalığı geleneği sürdürülüyor. Bölgede bulunan taş ocaklarında üretilen andazit taşlar, kepçe ve iş makinaları ile bulundukları yerden çıkarılıyor. Ardından da ocakta çalışan ustalar tarafından çivi, balyoz ve çekiçle kırılan tonlarca ağırlıktaki kayalar 10-20 kilogram arasında değişen küçük taşlara dönüşüyor. ‘Koca Sinan’ lakaplı Mimar Sinan’ın memleketinde çıkan ve suyu çekme özelliği ve dayanıklılığı nedeniyle de tercih edilen taşlar, Kayseri’nin yanı sıra kamyonlar ve TIR’lara yüklenerek yurdun pek çok noktasına gönderiliyor. Bölgedeki bir taş ocağında çalışan Gökhan Kıpcak da 19 yıl önce babası Ali Kıpcak’ın yanında çalışarak öğrendiği taş ustalığını devam ettiriyor. Kıpcak, 30 dereceyi bulan sıcaklıkta tonlarca ağırlıktaki kaya parçalarını balyoz, çivi ve çekiçle parçalara ayırıp, taşa şekil veriyor. Kıpcak’ın el emeği ile şekil verdiği taşlar, yurdun farklı noktalarında evlerde dekorasyon ve bahçe duvarı olarak kullanılıyor.
‘YAPTIĞIMIZ ÇOK HAFİF BİR İŞ DEĞİL’
Günde 10 saate yakın mesai yaptıklarını belirten Gökhan Kıpcak, “Babam 25-30 yıl taş işini yaptı. İlk olarak babamla beraber gelerek başladım. Orada bu işi öğrendim. Şu an çalışıyorum. Bir dönem ara verdim. Sonra tekrardan bildiğim iş olunca geri döndüm. Şu anda ise aktif olarak çalışıyorum. Bu işi, 2007 yılında öğrendim. Sonra bir süre ara verdim. 2019’da yeniden başladım ve o yıldan beri 7 yıldır aktif olarak çalışıyorum. Hava sıcak. Yeri geliyor hava sıcaklığı 40 dereceleri görüyor. Bu sıcakta çalışıyoruz ama yaptığımız iş de çok hafif bir iş değil. İşimizi de biliyoruz. Çalışıyoruz. Yapacak bir şey yok. Sonuçta geçimimizi taştan sağlıyoruz. 07.30-08.00 gibi gelip, işe başlarım. Yeri gelir 18.00-19.00’a kadar çalışırım. Bu şekilde, günde 10 saat çalıştığımız oluyor” diye konuştu.
‘BİR NEVİ EKMEĞİMİZİ TAŞTAN ÇIKARIYORUZ’
Sıcak havanın terledikleri için kendilerine iyi geldiğini de söyleyen Kıpcak, “Havanın sıcak olması bizim için biraz daha iyi. Biz sürekli aktif çalıştığımız için, bir de balyozla, taşla uğraşıp terlediğimiz için, bizim sağlığımız açısından sıcak soğuktan daha iyidir. Güneşten şikayet eden insanlar için de yapacak bir şey yok. Gölgelerde duracaklar. Çok şükür çalışıp helalinden kazanıyoruz. İyi-kötü geçimimiz bizim bu işten sağlıyoruz. Bir nevi ekmeğimizi taştan çıkarıyoruz. Asıl taştan çıkan ekmek burada. Bu iş böyle” dedi.
‘ÇEVREMİZDEKİLER ŞAŞIRIYORLAR’
Taş kırdıkları videoların sanal medyada da dikkat çektiğine değinen Gökhan Kıpcak, “Yeri geliyor büyük tomruklar çıktığında ve onları kestiğimizde, ister istemez insanlar vidolarımızdan görüyorlar ya da bizim bu işte çalıştığımızı eşimiz, akrabamız, çevremizdekiler tabii ki de şaşırıyorlar. ‘O kırılır mı, o kesilir mi, nasıl yapıyorsunuz, ne yapıyorsunuz’ diyorlar. Ama sonuçta ilmiyle yapıyoruz. Sıradan birinin gelip, bu işi yapması gibi bir şey yok. Öğrendikten sonra tabii ki yapar ama öğrenmeden sıradan biri gelip de bu işi yapamaz” diye konuştu.
‘BİZİM İŞİMİZİN DE RİSKİ ÇOK YÜKSEK’
Kıpcak, “Tabii ki tehlikeli anlar yaşadığımız oluyor. Ama sonuçta iş. Büyük tomruklarımız var. Tehlikemiz var. Yeri geliyor, sağlam gördüğümüz tomruğumuzun içinden teli çıkıyor. Fark edemiyorsunuz. Ona refleksiniz kuvvetli olacak. Tedbirini canlı ve kuvvetli alacaksınız. Sonuçta her iş gibi, bizim işimizin riski de çok yüksek. Çünkü yeri geliyor kaldırdığınız elinizdeki taş bile ikiye bölünüp elinize, ayağınıza düşebiliyor. Öğrendik, çalışıyoruz. Evimize ekmeğimizi götürüyoruz. Paramızı kazanıyoruz” dedi.
‘BU İŞİN GENÇ TAKIMLARINDAN SON KALANLARDANIZ’
Modern taş kesimlerinin ardından yaptıkları işin artık bitme noktasına geldiğine dikkat çeken Kıpcak, “Çocuklarıma bu mesleği aktarmaktansa çocuklarımı okutmak isterim. Çocuklarımı daha iyi şartlarda, daha iyi bir okul ortamında okutmak isterim. Bu taşta ömürlerine devam etmelerini istemem. Taşa şekil vermek güzel. Biz taş ustasıyız. Doğrudur ama büyük mimar gibi olmamamızın mümkünü yok. Onun eserleri zaten ortada. Ama biz elimizden geldiği kadar yapıyoruz. Sanırım biz bu işin genç takımlarından son kalanlardanız. Bizim dışımızda çevre ocaklarda ya da bizim ocaklarımızda bizden daha genç bu işi yürütmeye çalışan kimse yok. Artık bu işin sonu da geliyor gibi” diye konuştu.
ÇEŞME Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Orhan Belge, İzmir’in Çeşme ilçesinde otellerin hafta sonu yüzde 100 doluluğa ulaştığını söyleyerek, “Çeşme’nin daimi nüfusu 51 bin. Hafta sonları 400 binin üzerinde artış oluyor, sürekli sirkülasyon var. Çeşme’de hafta sonu nüfus neredeyse yarım milyona ulaşıyor” dedi.
Türkiye’nin en çok tercih edilen turizm merkezlerinden biri olan Çeşme’de, konaklama tesislerindeki doluluk oranı sezonun zirve seviyesine ulaştı. Sezonun, mayıstaki bayram nedeniyle hızlı başladığını söyleyen Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Orhan Belge, okulların geç kapanması nedeniyle haziran ayının bekledikleri gibi geçmediğini söyledi. Temmuz ayıyla birlikte Çeşme’de hareketliliğin yeniden başladığını aktaran Belge, “Şu anda otellerimiz Çeşme’de yüzde 90 dolu, hafta sonları yüzde 100 doluluğa ulaşıyoruz. Hava da çok iyi gidiyor, önümüzdeki günlerde sıcaklar da artacak. Çeşme şu anda normallerine döndü” dedi.
‘SON DERECE YANLIŞ’
Çeşme’nin toplam 33 bin yatak kapasitesi olduğunu dile getiren Belge, “Talep arttıkça yatak sayısı da artıyor. Çeşme’nin tatil sezonunun uzaması için de herkes elinden geleni yapıyor. Turizmi canlandırarak hem Çeşme’ye hem İzmir’e hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Yanlış algılara kulaklarımızı kapattık. Çeşme’de otellerde her bütçeye uygun tatil yapma imkanınız var. Herkese hitap eden restoranlar var. Misafirler bütçesine göre hareket edebiliyor ve kaliteli hizmet alıyor. 1 yıldızlı, 5 yıldızlı otel de aynı denetimlerden geçiyor. Hizmetimiz, kalitemiz ve misafirperverliğimiz hiçbir yerde yok. Yunan adalarıyla bizi karşılaştırmaları son derece yanlış. Çeşme artık bu yanlış algıdan da uzaklaştı” diye konuştu.
‘TURİSTLERİN YÜZDE 80’İ YERLİ’
Çeşme’nin daimi nüfusunun 51 bin olduğuna dikkati çeken Belge, “Hafta sonları 400 binin üzerinde artış oluyor, sürekli sirkülasyon var. Çeşme’de hafta sonu nüfus neredeyse yarım milyona ulaşıyor. Mayıs ayındaki 9 günlük bayram tatilinde Çeşme’yi toplamda 1 milyon insan ziyaret etmişti. Dolayısıyla yazın nüfus 20 kat artıyor” dedi. Bu yıl yaz sezonunda Çeşme’yi ziyaret eden turistlerinin yüzde 80’inin yerli, yüzde 20’sinin yabancı olduğunu belirten Belge, “Çeşme’de sadece temmuz, ağustos değil; eylül ve ekimde de denize giriliyor. Hava nemli değil, aşırı bunaltıcı sıcaklar yok. Plajlarımızın neredeyse hepsi mavi bayraklı, denizimiz tertemiz” diye konuştu. Belge, ekimden sonra kasım, aralıkta da Çeşme’de termal turizmin öne çıktığını kaydetti.
Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde bahçede çıkan yangın söndürüldü.
Aydın Mahallesi’ndeki bir bahçede henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine bölgeyeitfaiye ekipleri sevk edildi.
Rüzgarın etkisiyle mahalle içinde kısa sürede büyüyen yangın, ekiplerin çalışması sonucu evlere ulaşmadan söndürüldü.
Yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Doğada sürüden ayrılan koyununu ve sadık dostu gördüğü köpeğini günlerce arayan çoban, acı gerçekle bir içerik üreticisinin fotokapan görüntüleri sayesinde yüzleşti. Görüntüleri izleyen çoban, koyunu kurdun değil, kendi köpeğinin avlamaya çalıştığını görünce dehşete düştü.
Merada hayvanlarını otlatan bir çoban, sürüden ayrılan koyununu ve aynı süreçte gözden kaybolan çoban köpeğini bulmak için bölgede arama çalışması başlattı. Köpeğinin koyunu korumak için peşinden gitmiş olabileceğini düşünen talihsiz çoban, günlerce çevrede iz sürdü.
Arama çalışmaları sürerken bölgeye yaban hayatını gözlemlemek amacıyla fotokapan yerleştiren bir içerik üreticisinin kayıtları incelendi. Cihaza yansıyan net görüntüleri izleyen çoban, hayatının en büyük şoklarından birini yaşadı. Kayıtlarda; çobanın “sürüyü emanet ettiği” köpeğin, kaçan koyunu korumak yerine onu avlamaya ve yemeye çalıştığı anlar anbean yer aldı.
Köpeğinin koyuna saldırdığı vahşi anları çaresizlik ve şaşkınlıkla izleyen çoban, koyunu için artık çok geç olduğunu anlayarak arama çalışmalarını sonlandırdı. Olay, “Besle kargayı oysun gözünü” deyimini akıllara getirirken, sosyal medyada paylaşılan fotokapan görüntüleri kısa sürede büyük ilgi gördü.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.