40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
04 Ekim 2026 Pazar
Yunanistan ile GKRY arasında deniz altından bağlantı kurulmasını hedefleyen Deniz Bağlantı Hattı (GSI) projesi, Ankara ile Atina arasında Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Türkiye’nin kendi kıta sahanlığında gerçekleştirilecek faaliyetlerin önceden koordine edilmesi ve mutabakat sağlanması gerektiğini belirtmesi, Yunan basınında dikkat çeken değerlendirmelere konu oldu.
Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden To Vima, GSI projesi çevresinde yaşanan gerilimin yalnızca kablonun geçeceği güzergahla sınırlı olmadığını yazdı.
Haberde, Ankara’nın resmi bir “izin başvurusu” talep etmek yerine “kıyı devleti” sıfatıyla yazılı mutabakat ve önceden koordinasyon istediğine dikkat çekildi.
Yunan basınındaki değerlendirmelerde, Türkiye’nin ortaya koyduğu bu şartın kabul edilmesi durumunda Atina’nın tezlerinin zayıflayabileceği ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yetki iddiaları açısından hukuki bir emsal oluşabileceği belirtildi.
Atina yönetiminin de kurulabilecek bir koordinasyon mekanizmasının Türkiye’nin tezlerini meşrulaştırabileceği endişesini taşıdığı aktarıldı.
To Vima ayrıca GSI projesinin, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler nezdinde tescillediği “Mavi Vatan” doktriniyle doğrudan kesiştiğini belirtti.
Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türkiye’nin Birleşmiş Milletlere bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarını ve bu alanlardaki haklarını bir kez daha hatırlattı.
Bakanlık açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: “Uluslararası hukuk uyarınca kıta sahanlığımızda icra edilecek her türlü kablo/boru döşeme veya bilimsel araştırma faaliyetlerinin kıyı devleti olan ülkemizle önceden koordine edilmesi gerekmektedir. Ülkemiz Doğu Akdeniz’de KKTC ve Libya ile akdettiği Deniz Yetki Alanı Sınırlandırma Anlaşmaları ile şekillenen ve 18 Mart 2020 tarihinde Birleşmiş Milletlere deklare ettiğimiz kıta sahanlığında kıyı devleti olmaktan kaynaklanan hak ve yetkileri çerçevesinde kıta sahanlığımızda izinsiz hiçbir faaliyete izin vermeyecektir.”
Erdem Aksoy Haberler.com
AYDIN’ın Nazilli ilçesinde, iddiaya göre alkollü sürücünün kullandığı otomobil, başka bir kazanın olduğu bölgede ikinci bir kazaya neden oldu. Kazada 1’i ağır, 12 kişi yaralandı.
Kaza, saat 01.00 sıralarında Nazilli Denizli Karayolu Mergen Çayı mevkisinde meydana geldi. İddiaya göre, Aydın istikametinde bir otomobilin TIR’a arkadan çarptığı kaza sonrası bölgeye giden polis ve jandarma ekiplerinin olaya müdahale ettiği esnada, 09 L 2548 plakalı otomobilin sürücüsü A.T., direksiyon hakimiyetini kaybederek, bölgede ikinci kazaya neden oldu. A.T.’nin kullandığı otomobil, önce 09 FS 773 plakalı otomobile, ardından 42 FJN 26 plakalı hafif ticari araca ve 35 APF 852 plakalı otomobile çarptı.
12 KİŞİ YARALANDI
Çarpışmanın etkisiyle araçlarda hasar meydana gelirken, ihbar üzerine bölgeye sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Araçlarda sıkışan A.T., Ü.G., N.Y., Ö.G., M.B., K.D., B.D., G.Y., K.G., M.E., E.Ç. ve M.G. ile birlikte toplam 12 yaralı, itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla araçlardan çıkarıldı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla Nazilli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
ALKOLLÜ OLDUĞU BELİRLENDİ
Yaralılardan A.T.’nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Kazaya neden olduğu belirlenen sürücü A.T.’nin, hastanede gerçekleştirilen kan testinde alkollü olduğu belirlendi. Kaza nedeniyle yol bir süre trafiğe kapatılırken, araçların kaldırılmasının ardından ulaşım yeniden normale döndü.
Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
AYDIN’ın Efeler ilçesinde 9 katlı binanın 2’nci katında yangın çıktı. Yangın sırasında binada mahsur kalanlar, itfaiye ekipleri tarafından tahliye edilirken, 5 kişi dumandan etkilendi. Yangın itfaiyenin müdahalesi ile söndürüldü.
Yangın, saat 00.40 sıralarında Umurlu Mahallesi Adnan Menderes Bulvarı’nda bulunan 9 katlı binanın ikinci katındaki dairede çıktı. Henüz bilinmeyen nedenle başlayan yangını görenler, durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Alevler kısa sürede büyürken, duman binanın içerisine yayıldı.
MAHSUR KALANLAR TAHLİYE EDİLDİ
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Apartmanda mahsur kalan vatandaşlar, ekiplerin çalışmasıyla tahliye edilirken, 5 bina sakininin dumandan etkilendiği öğrenildi. Dumandan etkilenen vatandaşların bazıları ambulansta sağlık kontrolünden geçirilirken, bazılarının ise çevredeki hastanelere kaldırıldığı belirtildi. İtfaiye ekipleri dairede çıkan yangını söndürürken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
(İSTANBUL)- Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), “hakemler dosyası” soruşturmasında tutuklanan MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun “adli sürecin sağlıklı yürüyebilmesi ve MHK faaliyetlerinin aksamaması amacıyla” görevinden istifa ettiğini açıkladı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosu’nun, “eziyet”, “resmi belgede sahtecilik”, “güveni kötüye kullanma” ve “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” iddialarıyla başlattığı ve kamuoyunda “Hakemler dosyası” olarak bilinen soruşturma kapsamında tutuklanan Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu, görevinden istifa ettiğini Türkiye Futbol Federasyonu’na yazılı olarak bildirdi.
Federasyonun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Devam eden soruşturma nedeniyle Merkez Hakem Kurulu Başkanı Sayın Dr. Ferhat Gündoğdu, adli sürecin sağlıklı yürüyebilmesi ve Merkez Hakem Kurulu faaliyetlerinin aksamaması amacıyla görevinden istifa ettiğini Federasyonumuza yazılı olarak bildirmiştir.”
Haber: Hilal Solmaz
ADANA – 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması ödülleri sahiplerini buldu. Gecede En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, “MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmindeki performansıyla Hazar Ergüçlü’ye verildi. Ergüçlü, “Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum. Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz” dedi.
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda “MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmindeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan oyuncu Hazar Ergüçlü, öncelikle filmin ortaya çıkmasında emeği geçenlere ve jüri üyelerine teşekkür etti. Uzun zamandır bir şeylere sevinmenin zorlaştığını söyleyen Ergüçlü, şunları söyledi:
“Bir şeylere sevinmek çok uzun zamandır hepimiz için çok zor. Her gün apayrı bir kabusa uyanıyoruz. Kendin olmanın böylesine tehlikeli olduğu, hatta yasaklanmaya çalışıldığı bir dönemde, herkesin tek tipleştirilmeye, aynı kalıba sokulmaya çalışıldığı bu yerde ve sektörümüzde emeğimin görülmesi beni çok onurlandırdı. Öncelikle siz saygıdeğer jüri üyelerimize teşekkür ederim. Çok mutlu oldum.”
“MADENCİ ÇOCUKLARINI AĞLARKEN GÖRDÜĞÜMDE ALDIĞIM NEFESTEN UTANIYORUM”
Madencilere ve madenci ailelerinin yaşadığı acılara değinen Ergüçlü, kendi ailesinin madencilik geçmişini de anlattı. Soma’da 37 yaşında hayatını kaybeden madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı gördüğünü belirten Ergüçlü, “Çok uzun zamandır o kadar çok acıya maruz kaldık ki uyuştuk gibi hissediyorum. Ama dün 37 yaşında Soma’da hayatını kaybeden madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı görünce yine bittim” dedi.
Ailesinin de madencilikle bağını anlatan Ergüçlü, “Benim nenem, dedem kömür işçisiydi. Dedem bakır madenlerde çalıştı. Her madenci gördüğümde gözümün önüne kendi dedem, kendi nenem geliyor. İnsanca yaşayabilmek için, çocuklarını okutabilmek için verdikleri emek geliyor” diye konuştu.
Madenci ailelerinin yaşadığı acıya dikkat çeken Ergüçlü, “Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum. Bunu vicdanımı rahatlatmak veya bir şeyin sözcüsü olmak niyetiyle de yapmıyorum şu an. Sadece bu adaletsizlikler bana fazla geliyor ve ne yaparsam yapayım bu üzüntüyü içimden atamıyorum” ifadelerini kullandı.
Ergüçlü, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz? Hep beraber, beraberce, insanca yaşayamayacaksak nasıl bir toplum olacağız? Yaşar’ın çektiği acı biraz da bizim sorumluluğumuz değil mi? O yüzden bunları söylerken Yaşar’dan özür diliyorum. Sadece burada onu anmaktan başka bir şey yapamadığım için. Yine de elimizde bir tek umudumuz kaldı. Onu da vermeyeceğiz demek istiyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum.”