DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000€% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

a

16 Ekim 2026 Cuma

DİĞER YAZARLARIMIZ

Las Vegas’taki 2026 IMEX America Fuarı’nda Çin’e ayrılan sergi alanı büyük ilgi gördü

Las Vegas’taki 2026 IMEX America Fuarı’nda Çin’e ayrılan sergi alanı büyük ilgi gördü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

LAS VEGAS, 16 Ekim (Xinhua) — ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlenen 2026 IMEX America Fuarı’nda Çin’e ayrılan sergi alanı büyük ilgi çekti.

Etkinliğe katılan turizm sektörü temsilcileri Xinhua’ya yaptıkları açıklamada, pandalar ve Çin Seddi’nin yanı sıra yüksek teknoloji inovasyonlarının da Çin’i yabancı turistler için bir cazibe merkezi haline getirdiğini söyledi.

Sektör temsilcilerine göre Çin, köklü tarihi, canlı kültürü ve çeşitli doğal güzellikleriyle ziyaretçileri çekmeye devam ederken, ülkenin bilim ve teknolojideki hızlı ilerlemeleri de turistlere farklı deneyim imkanları sunuyor.

Etkinlik, perşembe günü sona erdi.

Devamını Oku

Bakan Yumaklı Erivan’da COP17’de konuştu, Türkiye planını güncelliyor

Bakan Yumaklı Erivan’da COP17’de konuştu, Türkiye planını güncelliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer alan, zengin biyolojik çeşitliliğe sahip bir ülke olduğunu, bu zenginliği korumayı gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olarak gördüklerini belirterek, “Bu anlayışla, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planımızı, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncelliyoruz” ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı’na katıldı. Toplantı kapsamında düzenlenen COP 17 Liderler Zirvesi’nde katılımcı ülkelerin temsilcilerine hitap eden Yumaklı, konuşmasının başında bugünün önemine atfen, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğünde, “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle!” temasıyla kutlanan Dünya Gıda Günü’nü tebrik etti. Bakan Yumaklı, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin kabulünün üzerinden 4 yıl geçtiğini, bu çerçevenin, biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulması ve doğanın korunması için ortak bir yol haritası ortaya koyduğunu hatırlatarak, “Şimdi önümüzdeki asıl görev, bu ortak vizyonu somut uygulamalara ve kalıcı sonuçlara dönüştürmektir. Bunun için finansmana ve teknolojiye erişimin kolaylaştırılması, kapasite geliştirme imkanlarının artırılması, bilimsel ve teknik iş birliğinin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

“Zengin biyoçeşitliliğimizi koruyor ve geliştiriyoruz”

Özellikle gelişmekte olan ülkelerin hedeflerine ulaşabilmesi için uluslararası desteğin artırılması gerektiğine dikkati çeken Yumaklı, bu süreçte ülkelerin farklı şartlarının ve kalkınma önceliklerinin gözetilmesini, hakkaniyet ve ortak sorumluluk anlayışıyla hareket edilmesini önemsediklerini dile getirdi. Bakan Yumaklı, Türkiye’nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer alan, zengin biyolojik çeşitliliğe sahip bir ülke olduğunun altını çizerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Bu zenginliği korumayı gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu anlayışla, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planımızı, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncelliyoruz. İnanıyoruz ki doğanın korunması ile sürdürülebilir kalkınma birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan hedeflerdir. Bu nedenle, biyolojik çeşitliliğin korunmasını yalnızca çevre politikalarının değil, kalkınma politikalarımızın da ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz. İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi bozulumu birbiriyle yakından bağlantılı küresel sınamalardır. İklim değişikliği ekosistemler üzerindeki baskıyı artırırken ekosistemlerin bozulması da iklim değişikliğinin etkilerini ağırlaştırmaktadır. Arazi bozulumu ise gıda güvenliğini, su kaynaklarını ve kırsal geçim kaynaklarını doğrudan etkilemektedir. Bu yüzden Rio Sözleşmeleri arasındaki sinerji dönüştürücü bir değişim için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle söz konusu alanlardaki uluslararası çabaların birbirini tamamlamasına ve ilgili süreçler arasındaki sinerjinin güçlendirilmesine büyük önem veriyoruz”

Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31

Bu yılın, üç Rio Sözleşmesi’nin Taraflar Konferanslarının yapıldığı önemli bir yıl olduğunu belirten Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ulanbator ve Erivan’ın ardından, gelecek ay Antalya’da COP31 vesilesiyle yeniden bir araya geleceğiz. Türkiye olarak COP31’i, iklim taahhütlerinin somut eyleme dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u’ olarak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu çerçevede, iklim değişikliğiyle mücadele ile biyolojik çeşitliliğin korunması, arazi ve gıda güvenliği gibi alanlar arasındaki sinerjiyi güçlendirmek istiyoruz. Bugün vermek istediğimiz mesaj açıktır: Artık taahhütleri somut sonuçlara dönüştürme zamanıdır. Türkiye, bu doğrultuda uluslararası iş birliğini güçlendirmeye, deneyimlerini paylaşmaya ve ortak çözümlere katkı sunmaya kararlıdır. Bu bağlamda ikili iş birliği platformlarına da büyük önem atfetmektedir”

Yuvarlak masa toplantısı

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı kapsamında düzenlenen Yuvarlak Masa Toplantısı’nda da bir konuşma yaptı. Konuşmasında, doğanın korunmasının artık yalnızca çevresel bir mesele değil; toplumsal refahın, dayanıklılığın ve sürdürülebilir kalkınmanın temel bir gereği olduğuna dikkati çeken Yumaklı, “Gıda güvenliğimiz, su kaynaklarımız, sağlığımız ve ekonomik refahımız sağlıklı ekosistemlere bağlıdır. Biyolojik çeşitlilik kaybı ise ekosistemler üzerindeki baskıyı artırmakta, geçim kaynaklarını tehdit etmekte ve mevcut kırılganlıkları derinleştirmektedir. Bu nedenle doğanın korunması, toplumlarımızın dayanıklılığının arttırılması ve sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi açısından temel öneme sahiptir” vurgusu yaptı.

Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin, bu ortak sorumluluğun yerine getirilmesi için önemli bir yol haritası sunduğunun altını çizen Yumaklı, “Ancak 2030 hedeflerine ulaşmak için taahhütlerimizi somut sonuçlara dönüştürmeli ve uluslararası iş birliğimizi güçlendirmeliyiz. Başarımızı yalnızca verdiğimiz sözlerle değil, doğada ve insanlarımızın yaşamında oluşturduğumuz somut ve kalıcı sonuçlarla ölçmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Yumaklı, Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı’nın, doğal ekosistemlerin korunmasını, bozulan alanların iyileştirilmesini ve biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımını kalkınma politikaları ile bütünleştirdiğine işaret ederek sulak alanların restorasyonu, erozyonla mücadele, ormanların korunması ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının bu çabaların önemli unsurlarını oluşturduğunu bildirdi. Biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmaların ülkelerin farklı şartlarını, ihtiyaçlarını ve kalkınma önceliklerini gözetmesi gerektiğine dikkati çeken Yumaklı, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi, toplumsal refahın artırılması ve eşitsizliklerin azaltılması, barış, istikrar ve güvenliğin güçlendirilmesine de katkı sağlayan önemli unsurlardır. Bu bakımdan, doğanın korunmasına yönelik çabaların sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu biçimde ilerletilmesini önemsiyoruz. Türkiye olarak ortaklık geliştirdiğimiz ‘Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi’, ekosistem restorasyonu ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin birlikte ilerletilebileceğini gösteren önemli örneklerden biridir. Bu girişim, bozulan arazilerin iyileştirilmesinin, yerel geçim kaynaklarının desteklenmesinin ve toplumsal dayanıklılığın güçlendirilmesinin, uluslararası dayanışma ve gönüllü iş birliği yoluyla nasıl desteklenebileceğini ortaya koymaktadır.”

Konuşmasının sonunda, Türkiye’nin önümüzdeki ay COP31 toplantısına ev sahipliği yapacağını hatırlatan Yumaklı, Erivan’dan Antalya’ya “Artık taahhütleri somut sonuçlara dönüştürme zamanıdır. Türkiye, bu doğrultuda tüm ortaklarıyla iş birliği yapmaya ve deneyimlerini paylaşmaya hazırdır” mesajını taşımak istediklerini sözlerine ekledi.

Devamını Oku

Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti davasında karar! Biri beraat etti, biri müebbet yedi

Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti davasında karar! Biri beraat etti, biri müebbet yedi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul’da 21 yaşındaki futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı’nın silahlı saldırıda öldürülmesine ilişkin 10 sanıklı davada karar duruşması görüldü. Mahkeme, Aleyna Kalaycıoğlu’nun beraatına, Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun ise müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti.

KARAR DURUŞMASI GÖRÜLDÜ

Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 Ekim’de görülen karar duruşmasına tutuklu sanıklar Alaattin Kadayıfçıoğlu, Aleyna Kalaycıoğlu, Hüseyin Can Avcı, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu, Engin Taşkıran ve Ahmet Özkoç ile tutuksuz sanıklar katıldı. Duruşmayı Kundakçı’nın annesi Ülker Kundakçı ve babası Cemil Kundakçı da takip etti.

Kubilay Kaan Kundakçı

“BENİM OĞLUMUN AZMETTİRİCİSİ ALEYNA’DIR”

Duruşmada söz alan anne Ülker Kundakçı, tek çocuğunu kaybettiğini söyleyerek sanıklara seslendi. Anne Kundakçı, “Bunların hepsinin bana bir can borcu var. Hiçbirine hakkımı helal etmiyorum. Benim oğlumun azmettiricisi Aleyna’dır. Benim adaletimi mahkeme sağlasın!” dedi. Anne Kundakçı, duruşma sırasında fenalaşarak salondan çıkarıldı.

ALEYNA KALAYCIOĞLU BERAAT ETTİ

Ara vermenin ardından kararını açıklayan mahkeme, iddianamede “kasten öldürmeye azmettirme” ve “suçu bildirmeme” suçlarından yargılanan Aleyna Kalaycıoğlu’nun beraatına ve tahliyesine hükmetti. 

Aleyna Kalaycıoğlu (solda)

KADAYIFÇIOĞLU’NA MÜEBBET

Olayın ardından tutuklanan Kalaycıoğlu, yaklaşık 7 aydır cezaevinde bulunuyordu. “Kasten öldürme” suçundan yargılanan Alaattin Kadayıfçıoğlu ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Alaattin Kadayıfçıoğlu

AİLEDEN MAHKEME ÖNÜNDE KARARA TEPKİ

Kundakçı ailesi, kararın ardından mahkeme salonunun önünde Aleyna Kalaycıoğlu hakkında verilen beraat kararına tepki gösterdi. Ailenin, yargılama boyunca Kalaycıoğlu’nun tahliye edilmemesini istediği biliniyor.

BARIŞMA GİRİŞİMİ KANLI BİTTİ

Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye’nin Tatlısu Mahallesi’ndeki Sıddık Sokak’ta yaşandı. İddiaya göre, Canbay & Wolker grubunun üyesi rapçi Vahap Canbay, yaklaşık 20 gün önce bir televizyon yarışmasında ayrıldığı eski sevgilisi Aleyna Kalaycıoğlu ile barışmak istedi. Canbay, bunun için arkadaşı futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı’dan yardım istedi. Kalaycıoğlu’nun bulunduğu müzik stüdyosunun önüne giden grup ile karşı taraf arasında tartışma çıktı.

ARAÇTAN İNİP ATEŞ ETTİ

Tartışmanın ardından bölgeye gelen 2 araçtan birinden inen bir kişi, Canbay ve arkadaşlarının bulunduğu park halindeki araca ateş açtı. Ağır yaralanan Kundakçı kaldırıldığı hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından aralarında Kalaycıoğlu, Kadayıfçıoğlu ve şarkıcı İzzet Yıldızhan’ın da bulunduğu 7 kişi tutuklandı. Yıldızhan daha sonra soruşturma aşamasında tahliye edildi. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 sanık hakkında iddianame hazırladı.

İDDİANAMEDE “PLANLI SALDIRI” İHTİMALİ

İddianamede, bilirkişi incelemesindeki güvenlik kamerası görüntülerine göre maktulün aracının yanına yanaşan 2 araçtan birinden Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun inerek bir el ateş ettiği ileri sürüldü. Görüntülere göre Kadayıfçıoğlu saat 22.57.41’de araçtan indi, yaklaşık 3 saniye sonra da silah sesi duyuldu. Sanıklar arasında olay öncesinde ve sonrasında telefon görüşmeleri bulunduğuna dikkat çekilen iddianamede, saldırının anlık değil planlı olabileceği değerlendirildi. İddianamede Kadayıfçıoğlu ile birlikte, öldürmeye azmettirdikleri öne sürülen Aleyna Kalaycıoğlu ve annesi Zuhal Kalaycıoğlu için de müebbet hapis istenmişti.

SAVCI TAHLİYESİNİ İSTEMİŞTİ

Savcı, 6 Ekim’de açıkladığı esas hakkındaki mütalaasında, Aleyna Kalaycıoğlu ve annesinin öldürmeye azmettirdiğine ilişkin kesin delil bulunmadığını belirtti. Telefon görüşmelerinde ve iletişim trafiğinde öldürme kastına yönelik açık bir talimat bulunmadığını ifade eden savcı, Kalaycıoğlu için “suçu bildirmeme” suçundan 1 yıla kadar hapis cezası ve tahliye talep etti. Kadayıfçıoğlu için “kasten öldürme” suçundan müebbet ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefetten 2 yıldan 4 yıla kadar hapis istendi. Zuhal Kalaycıoğlu, Bilal Kadayıfçıoğlu ve İzzet Yıldızhan için beraat, tutuklu sanıklar Hüseyin Can Avcı, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu ve Engin Taşkıran için ise adli kontrol şartıyla tahliye talep edildi.

SAVUNMALAR

Önceki duruşmada savunma yapan Aleyna Kalaycıoğlu, yaklaşık 7 aydır cezaevinde olduğunu, sevdiği birini kaybetmekle suçlandığını ve yaşananları öngöremeyeceğini söyledi. Kalaycıoğlu, olay günü tek derdinin köpeğini almak olduğunu ifade etti. Alaattin Kadayıfçıoğlu ise silahı karşı tarafı caydırmak için çektiğini ve öldürme kastı bulunmadığını savundu.

Devamını Oku

İstanbul Sarıyer Ayazağa’da sel temizliğine 300 jandarma personeli destek verdi

İstanbul Sarıyer Ayazağa’da sel temizliğine 300 jandarma personeli destek verdi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul’da etkili olan sağanak yağışın ardından zarar gören bölgelerde temizlik çalışmaları sürüyor. İstanbul İl Jandarma Komutanlığına bağlı 300 jandarma personeli Sarıyer Ayazağa’da yürütülen çalışmalara destek verdi.

İstanbul’da etkili olan sağanak yağış, Sarıyer Ayazağa’da su baskınlarına neden oldu. Sel sularının çekilmesinin ardından bölgede biriken çamur ve selin taşıdığı atıkların temizlenmesi için başlatılan çalışmalar devam ediyor. Yağıştan etkilenen noktalarda yürütülen temizlik çalışmalarına İstanbul İl Jandarma Komutanlığına bağlı Alemdağ Jandarma Komando Tabur Komutanlığı ekipleri de katıldı. Yaklaşık 300 kişilik jandarma personeli, selin izlerinin silinmesi amacıyla sürdürülen çalışmalarda görev alarak temizlik faaliyetlerine destek verdi.

Bölgede günlük yaşamın normale dönmesi için çalışmalar sürdürülürken, selden zarar ev ve işyerlerinde biriken çamur ve atıklar temizleniyor.

Devamını Oku

Turhan Çömez’den fon soruşturması tepkisi: “Fonculara, talancılara ve soygunculara var ama millete yok öyle mi?”

Turhan Çömez’den fon soruşturması tepkisi: “Fonculara, talancılara ve soygunculara var ama millete yok öyle mi?”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

(TBMM) – İyi Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “fon soruşturması”na ilişkin “Adalet Bakanı Akın Gürlek açıkladı, 214 kişi 187 milyar lira götürmüş iki haftada. 100 milyon liranın altındakileri de hesaba kattığımızda tam 401 milyar lira ediyor. Sormayacak mıyız hesabını? Kim götürdü? Nereden aldı haber, sormayacak mıyız? İktidara sesleniyorum: Fonculara, rantiyecilere, talancılara, yalancılara ve soygunculara var ama millete yok öyle mi? ‘Bu küçük bir meseledir. Biz bu işi hallederiz’ diyeceksiniz. Halledemiyorsunuz işte” dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunların kötü yönetimden kaynaklandığını savunan Çömez, fonlardaki gelişmelerin önceden bilindiğini, uyarılara rağmen gerekli adımların atılmadığını ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üç yıl önce sermaye piyasaları ve borsada köklü bir değişim gerçekleştirildiğine yönelik açıklamasını hatırlatan Çömez, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de Kasım 2025’te borsada manipülasyon yapıldığını söylediğini ifade ederek, buna rağmen gerekli adımların atılmadığını savundu. Çömez, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir tezi vardı ya da iddiası vardı Sayın Erdoğan’ın: Yabancılar yıllarca yerli yatırımcıları ve ülke kaynaklarını sömürdüler ve manipülasyonlarla bu ülkenin sermayesini bir yerlere boca ettiler. Borsamız gazino kapitalizminin cenderesindeydi. Onu kurtardık ve rantiyenin tasallutundan çıkartarak ülkenin hizmetine tahsis ettik. Sayın Erdoğan 3 yıl önce borsada böyle bir köklü dönüşüm ve değişim yaptığını söyleyerek teminat verdi millete.

Bu arada yine SPK Başkanı Sayın Gönül, ‘Borsada spekülasyonlar var, manipülasyonlar var’ dedi ama hiç gereğini yapmadı. Keza Maliye Bakanı Kasım 2025’te ‘Borsada manipülasyonlar yapılıyor’ dedi ki bu çok açık bir suçtur. Çok açık suçtur. Yanı sıra düzenlemeler yapılması lazım dedi. O lafı ettikten bugüne 131 fonda borsada tam yeni yatırım yapan kişiler 530 milyar lira ilave para kaybetti. Soruyoruz şimdi Sayın Şimşek’e: Manipülasyon var dedin. Bu bir suçtu. Niye gereğini yapmadın? Ne yapman gerektiğini bilmiyor muydun? Yoksa bunu yapacak cesaretin mi yoktu? ya da birileri, saray çevreleri elinden tutup ‘Yapma, yapamazsın mı?’ dedi. Mani mi oldu sana? Niye bununla ilgili gereğini yapmadın, adım atmadın? Cevap yok.”

“BAŞSAVCILIK UYARDI, KURUMLAR HAREKETE GEÇMEDİ”

Çömez, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26 Şubat 2025’te Sermaye Piyasası Kurulu’na gönderdiği yazıya dikkati çekti. Yazıda, Borsa İstanbul piyasasındaki olağan dışı fiyat ve miktar hareketliliklerinin makul ekonomik veya finansal gerekçelerle açıklanamadığının belirtildiğini aktaran Çömez, soruşturma sürecinin gerektiği gibi yürütülmesi durumunda mevcut tablonun yaşanmayacağını savundu. Çömez, 19 Ağustos 2026 tarihli yazıda manipülatif eylemler ve hisse fiyatlarındaki artışlara ilişkin daha net ifadelerin yer aldığını belirterek, ilgili kurumların harekete geçmediğini öne sürdü.

Çömez, “Şirketlerin hisse değerleri artıp azalıyor, fonların değerleri artıp azalıyor ve manipülasyonu net olarak ortaya koymuş. Ne zaman? Ağustos 2026 sonunda. Tabii bu arada gereken yapılmamış. Devam ediyor başsavcılığın soruşturması. SPK’da bir hareketlilik yok. Devlet Denetleme Kurulu’nda bir kıpırdanma yok. MKK sesini çıkartmamış. MASAK kıpırdamamış. Yanı sıra Maliye Bakanlığı 10 aydır sürdürdüğü suskunluğunu her ne gerekçeyse devam ettirmiş” diye konuştu.

“MİLYARLARCA LİRAYI YURT DIŞINA TRANSFER EDİYORLAR”

Çömez, ilgili kurumların harekete geçmediğini ileri sürerken, AK Parti teşkilatlarında görev yaptığını söylediği bazı isimlerin fon işlemleriyle bağlantılı olduğunu ve milyarlarca lirayı yurt dışına aktardıklarını iddia etti. Söz konusu kişilerin siyasi faaliyetleri ile finansal sistem hakkındaki açıklamaları arasında çelişki bulunduğunu savunan Çömez, şöyle devam etti:

“AK Parti’nin parlak çocukları. Şu AK Parti teşkilatlarının programlarına katılıp Rabia işaretleriyle siyaset yapan AK Parti’nin 28 yaşındaki parlak çocuğu. Bir taraftan kendisi İstanbul Gençlik Kolları’nda görevli, yönetici; bir taraftan da teşkilatlarda harıl harıl siyaset yapıyor. Yanı sıra beraber olduğu isimlerden bir diğeri İslami Finans Sistemi ile ilgili konferanslar veriyor. Türkiye’ye yeni bir finans düzeni getireceklerini ve bunun İslami olacağını söylüyor.

Fakat bir de bakıyorsunuz, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yapmış olduğu bu uyarıdan ve göndermiş olduğu yazıdan bir süre sonra bahse konu iki isim, az önce resimlerini gösterdiğim iki isim Rabia işaretleriyle dolaşan bu isimler milyarlarca lirayı İsviçre bankalarına kaçırıyorlar. Peki İsviçre’deki hangi bankaya götürüyorlar? Rothschild Bank’a götürüyorlar. Finansal siyonizmin patronu olan bir bankaya, bu Rabiacı çocuklar, AK Parti’nin parlak çocukları, millete konferanslar veren, faizsiz finans düzenini anlatan bu AK Parti’nin parlak çocukları milyarlarca lirayı yurt dışına Yahudi sermayesinin merkezi olan bankalara transfer ediyor. Türkiye’de bu arada 5 milyon 500 bin ev genci umutsuz, çaresiz, evinde işi yok, aşı yok, sokağa çıkacak parası yok. Arkadaşlarıyla oturup bir kahvede çay içecek parası yok. Evinde çaresizce bekliyor. Bu çaresizlik devam ederken AK Parti’nin parlak çocukları soygun mekanizmasına devam ediyorlar.”

“BU KİRLİ DÜZENİ BERABER TEMİZLEYELİM”

Türkiye’deki fon mağdurlarının zararlarının giderilmesi ve sermaye piyasasındaki sorunların ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyen Çömez, ilgili kurumlarda görev yapan bürokratların hesap vermesi gerektiğini söyledi. Çömez, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Gelin beraber bu kirli düzeni temizleyelim. Bu lekeli yapıyı temizleyelim ve ayağa kaldıralım. Ama bunu yapmak için hırsızın bileğinden tutmanız lazım. Göz göre göre mağdur edilmiş vatandaşların mağduriyetini gidermemiz lazım. Sistemdeki bütün açıkları, bütün defoları, bütün zafiyetleri ortadan kaldırmamız lazım. Bu işin muhatapları, bütün kurumlardaki bürokratlar ve muhataplar görevlerinden ayrılıp hesap vermesi lazım. En başta Maliye Bakanı Sayın Şimşek duramaz o koltukta, oturamaz o koltukta. 10 ay önce bu ikazı yapmış, bunu görmüş ve ardından bu ülke 100 küsur milyar lira vatandaşının parasını birilerine boca eden sistemde ise o maliye bakanı o görevde oturamaz. SPK’nın başkanı ve yönetim kurulu üyeleri oturamaz.

BDDK ona keza, Devlet Denetleme Kurulu ona keza, MASAK bu milyarlarca liralık servet transferi yapılırken, bu soygun yapılırken hiç mi görmediniz? Hiç mi uyanmadınız? Dolayısıyla bu yapıların tek tek hesap vermesi lazım. Sistemin rehabilite olması lazım. Ama en önemlisi bu yapıların arkasındaki saray çevreleri, güç odakları, siyasi güç merkezleri tek tek tespit edilip hesap sorulması lazım. Bu iş ne muhalefetin işidir, ne iktidarın işidir. Topyekün bütün Türkiye’nin meselesidir.

Ortada korkunç bir vurgun var, soygun var, talan var, rant var ve bu taammüden yapılmış, organize bir şebekenin yapmış olduğu soygun mekanizması var ve bir çete var. ve bu organize suç şebekesinin, suç örgütünün, finansal terör örgütünün bütün bileşenleri tek tek deşifre edilmeli ve hesabı sorulmalı. Bugün bu ülkeyi yönetenler bunun siyasi hesabını da aynı şekilde vermeli ve ondan sonra sistem rehabilite edilmeli. Biz bunu söylerken iktidar diyor ki ‘Yok’ diyor. ‘Bu finansal sistemde sermaye piyasasında küçük bir alanda oluşmuş bir meseledir. Biz bu işi çözeceğiz’. Biraz sonra onların ‘Küçük meseledir’ dedikleri o devasa soygun mekanizmasının, o çarkın ne olduğunu örnekleriyle anlatacağım size.

“401 MİLYAR LİRALIK KAYBIN HESABI SORULMALI”

Adalet Bakanı Akın Gürlek açıklama yaptı, dedi ki 214 kişi 187 milyar lira götürmüş iki hafta içinde. 100 milyon liranın altındakileri de hesaba kattığımızda tam 401 milyar lira ediyor. Bunu ben söylemiyorum, Adalet Bakanı söylüyor. Sormayacak mıyız hesabını? Kim götürdü? Nereden aldı haber, sormayacak mıyız? Yazık değil mi bu insanlara? Her gün kapımın önünde fon mağdurları var. Ağlıyorlar, feryat ediyorlar. Sokağa çıktığımızda herkes, görüştüğümüz herkes, fonla ilgisi olan olmayan, bu ülkede ekonomik sıkıntı çeken herkes ‘Fonculara var da bize yok mu?’ diyorlar. İktidara sesleniyorum. Fonculara var, rantiyecilere var, talancılara var, yalancılara var, soygunculara var ama millete yok öyle mi? Bu milletin bütün sermayesini, yeraltı yerüstü zenginliklerini birilerine boca edeceksiniz. Ondan sonra ‘Bu küçük bir meseledir. Biz bu işi hallederiz’ diyeceksiniz. Halledemiyorsunuz işte. Hallolmadığını da dün akşam uluslararası bir kuruluş söyledi.”

Devamını Oku