40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
16 Ekim 2026 Cuma
Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından “Alo Adalet 135 artık 81 ilde” başlığıyla yaptığı açıklamada, adalete erişimin kolaylaşacağını belirtti.
Adalet Bakanı olarak göreve başladığı günden bu yana vatandaşların adalet hizmetlerinden duyduğu memnuniyeti artırmak için var güçleriyle çalıştıklarını bildiren Gürlek, Alo Adalet 135 hattını kurarak, vatandaşların 5 yılı aşan dava ve 3 yılı aşan soruşturma dosyalarına ilişkin başvurularını iletebilecekleri bir iletişim kanalı oluşturduklarını anlattı.
Uygulamayla vatandaşların devam eden dosyalarına ilişkin bilgiye erişimini güvenli biçimde sağlayarak, gecikmeleri etkin şekilde takip edip, yargılama süreçlerinin hızlanmasına katkı sunacaklarını vurgulayan Gürlek, şunları kaydetti:
“1 Eylül’de Ankara Batı, İzmir ve Kayseri adliyelerinde pilot olarak uygulamaya aldığımız Alo Adalet 135 hattını, bugün itibarıyla 81 ilimizdeki tüm adliyelerde vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, ‘Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı kılma’ hedefimiz doğrultusunda, adalete erişimi kolaylaştıran ve yargı hizmetlerinin etkinliğini artıran reformlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kentte meydana gelen sel felaketinin en çok etkili olduğu Sarıyer Ayazağa Mahallesi’nde incelemelerde bulundu.
İncelemelerin ardından basın mensuplarına konuşan Bakan Kurum, büyük bir afet yaşandığını, ilk andan itibaren devletin tüm birimlerinin Valiliğin koordinasyonunda birlikte çalıştığını söyledi.
Selde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara da acil şifalar dileyen Kurum, “Bugün hem İçişleri Bakanımız hem de bizler Ayazağa’yı birlikte görelim istedik. Buradaki sorunları, problemleri yerinde tespit edelim istedik. O yüzden de bugün sahada vatandaşımızla beraberiz.” dedi.
Ayazağa’nın afetin en yoğun yaşandığı yer olduğunu belirten Kurum, “Birçok binanın altında su basması var ve vatandaşlarımızın da altyapı işlerine ilişkin sıkıntılarını, problemlerini burada hep birlikte değerlendirdik. Planlı kentleşme, planlı altyapı bugün için en önemli iş.” diye konuştu.

Böyle afetlerin bundan sonra daha çok yaşanacağını dile getiren Kurum, şöyle devam etti: “İklim değişiyor, iklim değişikliğinin etkileri bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de şiddeti, sıklığı giderek artıyor. Dolayısıyla iklim değişikliğiyle mücadele etmek bir tercih değil, zorunluluk. Bu anlamda İstanbul’u depreme hazırlamak, İstanbul’u planlı kentleşmeyle birlikte inşa etmek böylesi afetlere karşı tedbir almak demek. Buradaki kapalı dere kesitinden kaynaklı su basmalarının, altyapının yetersiz olması, çarpık kentleşme diyeceğimiz yerleşimin burada mevcudu sebebiyle bu sorunu yaşadık. Tespitleri yapacağız. Bir afet yaşadık. Bu afet sonrasında vatandaşlarımızın ne ihtiyacı varsa devletimizin tüm birimleriyle birlikte bu ihtiyaçları öncelikle gidereceğiz. Binalardaki rüsubatın, bodrum katlarda su basma sorunlarının aşılmasına ilişkin Valiliğimiz koordinasyonunda bu çalışmaları yapacağız.”
Selde kaybolan vatandaşların bulunması için ekiplerin arama faaliyetleri yürüttüklerini belirten Kurum, önce afetin izlerini kaldıracaklarını, ardından kalıcı çözümlere ilişkin vatandaşlarla istişare ederek Ayazağa’nın, Sarıyer’in, İstanbul’un neye ihtiyacı varsa buna hazır olduklarını ifade etti.

Hiçbir vatandaşın mağdur olmayacağı bir çözümü hep birlikte ortaya koyacaklarını dile getiren Kurum, “Yarım kalan dere ıslahının devamı burada çok elzem. Buna ilişkin yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Belediye Başkan Vekilimizle, Sarıyer Belediye Başkanımızla görüşmeleri yaptık ve bu sorunun aşılmasına ilişkin yapılması gerekenleri birlikte yapma üzere bir karar aldık.” ifadelerini kullandı.
Hem Ayazağa’da hem de Cendere’de dere ıslahının tamamlanmasının çok önemli olduğuna dikkati çeken Kurum, şöyle konuştu: “Biz istiyoruz ki bundan sonraki afetlerde annelerimiz, babalarımız Ayazağa’da, Sarıyer’de aynı sorunu yaşamasın. Esnafımız aynı endişeyle dükkanını açmasın. Korku içindeler ve aynı korkuyu bir daha yaşamak istemiyorlar. Dolayısıyla burada bir seferberlik şuuru içerisinde daha önce Bozkurt’ta, Giresun Dereli’de, Rize’de, Trabzon’da yaşadığımız sellerde, 11 ilde yaşadığımız afette devletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde nasıl aksiyon aldıysa, nasıl hızlı, planlı bir şekilde dirençli şehirleri inşa ettiyse aynı kararlılıkla gözümüzün nuru İstanbul’da olacağız. İstanbul’un her bir mahallesi, semti bizim için değerli, kıymetli. Dolayısıyla bu bakışla, bu anlayışla bu çalışmaları milletimizle bir olarak omuz omuza inşallah gerçekleştiriyor olacağız.”
Aynı acıları bir daha yaşamak istemediklerini ifade eden Kurum, bu kararlılığı sahada hep birlikte uygulayacaklarını, sürecin zor olduğunu ve destek olunması gerektiğini aktardı.
Devletin tüm birimlerinin 7 gün 24 saat esasıyla çalıştığını kaydeden Kurum, afet yaşanan her bölgede kriz merkezleri olduğunu ve buralarda yürütülen süreçleri takip ettiklerini sözlerine ekledi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, afetin en ağır yaşandığı Sarıyer’in Ayazağa Mahallesi’nde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet diledi ve kederli aileleri ile aziz millete de başsağlığı dileklerini iletti.
Ankara’daki AFAD Koordinasyon Merkezi’nde dün yaptıkları çalışmaları anımsatan Çiftçi, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 14 Ekim’de, 42 ilde sarı, 6 ilde de turuncu kod verdiğini, dün itibarıyla sarı kod verilen yerlerin 36’ya, turuncu kod verilen yerlerin ise 4’e düştüğünü ifade etti.
Bugün sayının biraz daha düştüğünü kaydeden Çiftçi, 26 ilde sarı, 3 ilde ise turuncu kodun devam ettiğini aktardı.
Çiftçi, afetin ilk anından itibaren İstanbul Valisi Davut Gül’ün koordinasyonunda ilgili kurumların vatandaşların yardımına koştuğunu söyledi.

Bakan Kurum’la birlikte Ayazağa Mahallesi’nde evleri, iş yerlerini dolaştıklarını, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ilettiklerini belirten Çiftçi, “Şu anda 4 vatandaşımız hala kayıp olarak aranıyor. Onlardan haber almaya çalışıyoruz. İstanbul’da 46 bin arkadaşımız, AFAD çalışanlarımız, gönüllülerimiz, sahil güvenlik, jandarma, belediye ekiplerimiz çalışmalarına aralıksız devam ediyorlar. Tüm Türkiye’de afet olan yerlerde, uyarı verilen yerlerde 60 bine yakın personelimiz sahadalar, görev yapıyorlar. Vatandaşımızın imdadına yardımına koşmaya çalışıyorlar.” dedi.
Çiftçi, mahalleyi gezip incelediklerini, yapılması gerekenleri bir yandan İstanbul Valiliğinin bir yandan Ankara’daki AFAD Koordinasyon Merkezi’nin planladığını kaydederek, “Elimizden geldiği kadar vatandaşımızın yardımına koşmaya gayret ediyoruz ama 1942 yılından beri yaşanan en büyük sel afetini de yaşıyoruz. Bunu da gözden kaçırmamamız gerekiyor.” diye konuştu.

Seldeki kayıplarla ilgili Çiftçi, “Birisi kendisi çıkıp geldi. Kayıp olmadığını, telefonunun şarjı bittiğinden ulaşılamadığından dolayı kayıp ihbarı verildiğini söylemişti. Diğer vatandaşlarımızın araması devam ediyor. Onlardan da haber aldığımız zaman inşallah İstanbul Valimiz veya bizler gerekli açıklamayı yapacağız.” ifadelerini kullandı.
Çiftçi, hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini belirterek şunları kaydetti: “İstanbul’da bugüne kadar 9 bin 850 ihbar alınmış durumda. 112 Acil Çağrı Merkezimize yapılan ihbarlar ve doğrulaması yapılmış olan ihbarlar. Bunların büyük bir kısmına da ekiplerimiz müdahale ettiler, etmeye devam ediyorlar. AFAD ekiplerimiz, belediyelerimiz, sahil güvenlik, jandarma devletin tüm birimleri sahada çalışmalarına aralıksız devam ediyorlar.”

Daha sonra Bakan Kurum, bir gazetecinin Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Kanal İstanbul projesiyle ilgili açıklamalarını sorması üzerine şunları söyledi: “İstanbul’un tarihindeki en büyük sel felaketlerinden birini yaşıyoruz. Daha hala kayıplarımızı arama faaliyetini sürdürürken bu olayın üzerinden siyaset yapmak tek kelimeyle ifade etmek gerekirse acizliktir. Sayın Özgür Özel’in kendi basiretsizliğini, kendi yönetimlerindeki sıkıntılarını örtme çabasıdır. Kanal İstanbul projesi üzerinde sadece ve sadece sosyal konut projeleri yapılmaktadır. Kendisi sokağa çıkmadığı için sokakta ne isteniyor, ne bekleniyor bunu bilmiyor. Gelsin, Ayazağa’da sorun neymiş, bizzat yerinde bir görsün ve çözüme ilişkin siyaset yapacağına, siyasi acizlik göstereceğine gelip burada o iradeyi, bakın biz büyükşehir belediye başkan vekilimizle, Sarıyer belediye başkanımızla birlikte burada ne ihtiyaç var, ne eksiklik var, bunu beraber konuşuyor, istişare ediyor ve hep birlikte yapılması gerekeni ortaya koymaya çalışıyoruz. Siyaset yapmıyoruz, kimseyi suçlamıyoruz ve doğrusunun da bu olduğunu düşünüyoruz. O yüzden kendi açıkçası yönetim beceriksizliğini bu hesaplaşmalarla, bu iftiralarla kapatmaya çalışmasın. Gelsin, burada vatandaşın ne eksiği var, o eksiği görsün, giderme noktasında irade ortaya koysun.”

Bakan Kurum, bölgedeki altyapı eksikliğinin nasıl giderileceği, dere üzerindeki kapalı kesitlerin nasıl açılacağı, kentsel dönüşümün birlikte nasıl yapılacağı konularını istişare edip o iradeyi ortaya koyma zamanı olduğunu belirterek milletin de bunu beklediğini söyledi.
Milletin sorunlarının çözümüne ilişkin iradeyi ortaya koyacak bir tavır sergileyeceklerini dile getiren Kurum, “Çamur, iftira siyaseti yapmayacağız ve birlikte Ayazağa’nın, İstanbul’un sorunları neyse kafamızın arkasında herhangi bir hesap olmadan, herhangi bir beklenti olmadan sadece ve sadece milletimizin duasını almak için bu çalışmayı yapacağız. Ben kendisine bu bakışla burada Sarıyer’e gelip vatandaşları dinlemesini, bu eksikleri gidermesini öneriyorum.” diye konuştu.
İlgili Haberler
İstanbul’da hafta sonu da eğitime yağış molası! Yüz yüze yapılacak dersler ve sınavlar ertelendi
İstanbul’da şaşkına çeviren görüntü: Trafikte karşısına çıkan balığa yol verdi
Kocaeli’nde eski muhtarın cansız bedeni bulundu! İki şehirde can kaybı 5’e yükseldi
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: Tehlike hala geçmiş değil
İstanbul’da polis helikopteri, Sarıyer ve Haliç’te sel alanlarını havadan inceledi
Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN – Esra TOKAT
(İSTANBUL) -İBB Davası’nda savunmasının üçüncü gününü tamamlayan Ekrem İmamoğlu, “Bu dava siyasi değilmiş, senin alnını karışlarım” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, “Burada canıma okunuyor. ‘Siyasi değilmiş!’ Dilimin kemiği yok. Şu anda onurum, namusum, haysiyetim ve şerefim hakkında konuşuyorum” dedi. İmamoğlu, yarın savunmasına devam edecek.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 100. günü Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde İmamoğlu’nun savunmasıyla devam etti.
“İSTANBUL’DA YAPTIKLARIMIZI ANADOLU’DA DA YAPTIK”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin farklı siyasi partilerden belediyelerle yürüttüğü projeleri anlatan İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Kars Susuz’da hayvan pazarı yaptık. Hayvancılığın en önemli merkezlerinden biridir Kars Susuz. Kastamonu Daday’da çevre düzenlemeleriyle birlikte kapalı pazar yaptık. Malatya Arapgir’de reyhan çayı üretim ve ambalaj tesisi kurduk. Edirne İpsala’da, Çanakkale Eceabat’ta, Gökçeada Kaleköy’de ve Giresun Tirebolu’da kent meydanları yaptık. Bartın Amasra’da Cumhuriyet Meydanı’nı düzenledik. Malatya Hekimhan’da, Gaziantep Karkamış’ta ve Çorum Mecitözü’nde kültür merkezleri yaptık.”
İmamoğlu, farklı siyasi partilerden belediyelerle çalıştıklarını belirterek, “Bunların birçoğu farklı siyasi partilerden belediyelerdi. Çalışmalarımızda İYİ Parti, DEM Parti ve MHP’li belediyeler vardı. Sonradan AK Partili olan belediyelerde tamamladığımız işler de oldu. Devletin farklı kurumlarıyla çalıştık” dedi.
Adıyaman’da köprüleri yıkıldığı için birbirine ulaşamayan köyleri bağlamak amacıyla viyadük yaptıklarını anlatan İmamoğlu, “Her yere koştuk” diye konuştu.
Antakya’da 130 milyon liraya geçici yaşam alanı kurduklarını, Samandağ’da sahil parkı ve cadde çalışmaları yaptıklarını, Sinop Ayancık’ta selden sonra yolları asfaltladıklarını belirten İmamoğlu, “Trabzon’dan Tunceli’ye, Van’dan Edirne’ye kadar camiler ve cemevleri yaptık. İstanbul’da yaptıklarımızı Anadolu’da da yaptık. Herkesi eşit gördük.” ifadesini kullandı.
İmamoğlu, 44 ilde 81 proje gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bu ülkede 44 ilde 81 proje üretmek ve bunu 5,5-6 yılda başarmak büyük iştir” dedi.
“AİLEM DE AHLAK VE VİCDAN YOKSUNU SALDIRILARA MARUZ KALDI”
Savunmasında ailesine yönelik saldırılara da değinen İmamoğlu, “Bu dava nedeniyle ailem de ahlak ve vicdan yoksunu saldırılara, insafsız kuşatmalara maruz kaldı. Güzel vatanımla ve aziz milletimle birlikte ailem, her zaman en kutsalım oldu” şeklinde konuştu.
İmamoğlu, ailesine mahcup olmamak için dua ettiğini belirterek, “Allah’ım, ne olur, milletime hizmet ederken beni aileme mahcup etme” diye dua ettiğini söyledi.
Ailesine yönelik başvurularına rağmen sonuç alamadıklarını ifade eden İmamoğlu, “Aileme saldırılıyor. Yüzlerce başvurumuz var. Namusuma, iffetime saldırılıyor; yüzlerce başvuru var. Sonuç ne? ‘Kovuşturmaya yer yoktur.’ Ne güzel ya, iddia makamı” diye konuştu.
İmamoğlu, “Ben kimsenin çocuğunu, eşini, annesini, babasını kendiminkinden ayırmıyorum. Ben burada 87 milyonun hakkını savunuyorum. Savunmaya bu dille devam edeceğiz; kimse buna engel olamaz!” dedi.
“PARTİZANLIĞIN DÜŞMANIYIM, ÇÜNKÜ PARTİZANLIK BU ÜLKENİN DÜŞMANIDIR”
Ailesinden öğrendiği değerleri anlatan İmamoğlu, babasından dürüstlüğü ve esnaflığı, annesinden çalışkanlığı ve emeği öğrendiğini söyledi.
“Ben sırça köşklerde doğmadım. Doğduğu yeri unutanlardan da değilim” diyen İmamoğlu, kendisini “Kasımpaşalı”, “Rizeli”, “Trabzonlu”, “Diyarbakırlı” ve “Edirneli” olarak tanımladı.
Babasının siyaset yaptığı dönemde devlet görevlilerine saygılı davrandığını anlatan İmamoğlu, “Ben böyle öğrendim, böyle gördüm. Valisini, kaymakamının karşısında saygılı bir siyasetçiydi” dedi.
İmamoğlu, “Siyaset hayatım, onlara karşı durmakla geçti; devam da edeceğim. Partizanlığın düşmanıyım, çünkü partizanlık bu ülkenin düşmanıdır. Bunları ailemden öğrendim” diye konuştu.
“BABAMIN EMEKLİ MAAŞINA GÖZ KOYAN BİR YARGI OLUR MU?”
Babası Hasan İmamoğlu hakkındaki uygulamalara tepki gösteren İmamoğlu, babasının emekli maaşına yönelik kısıtlamaları eleştirdi.
“Vicdansızlık öyle bir boyuta ulaştı ki bu ülkeye yıllarca namusuyla hizmet etmiş babamın ve birçok insanın emekli maaşını bile almasına engel olan bir düzenle karşı karşıyayız” diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Emekli maaşı bu! Bunu dile getirmekten utanıyorum. 1960’tan beri ticaretin içinde olan, binlerce insan çalıştırmış bir kişinin emekli maaşına göz koyan bir yargı olur mu? Hasan İmamoğlu ne yapacak? Koyun babanızı benim yaşadıklarımla aynı yere, bakın ne oluyor. Bir koyun bakalım! Gerekçe gösterin, ben de saygı duyayım. Bir tane gerekçe gösterin….
Babamın yaklaşık 55 yıllık, ailemizin yaklaşık 70 yıllık, benim ise 35 yıllık ticaret hayatım; namuslu, ahlaklı, binlerce kişiye istihdam sağlayan, helal ve temiz bir Anadolu esnaflığı hikayesidir”
Oğlu Selim İmamoğlu hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğunu da belirten İmamoğlu, “Hiçbir hukuki dayanak yokken sırf Ekrem İmamoğlu’nun oğlu diye bir insana yurt dışına çıkış yasağı koyuyorsunuz ve kaldırmıyorsunuz. Bilimle uğraşan genç bir insanın çalışmalarına engel oluyorsunuz” dedi.
“AİLEMİN HİÇ KİMSESİ BELEDİYENİN KAPISINDAN İÇERİ GİRMEDİ”
Siyasete girmeden önce ailesiyle bir toplantı yaptığını anlatan İmamoğlu, kamu görevi ile ticari faaliyetler arasında sınır koyduklarını söyledi.
“Ey ailem, siyasete giriyorum” dediğini aktaran İmamoğlu, aile toplantısında aldığı kararı şöyle anlattı:
“Eğer içinizden biri siyaset yapacaksa ve ‘Ben yapacağım’ diyorsa ben girmeyeceğim. Ama siyaset yapmayacaksanız, ben siyaset yapacaksam bu aileden başkasının siyaset yapmasını istemiyorum. Bu bir yasak değil, prensip kararıydı. Böyle kararlaştırdık, sözleştik. Ailemden hiç kimse belediyenin kapısından içeri girmedi, giremez. Bu bir aile prensibidir.”
“11 YIL BOYUNCA ŞANTİYELERİME VE OFİSİME GİTMEDİM”
“Ailem şirketimizle birlikte yüzde 100 şeffaf olduk” diyen İmamoğlu, belediye başkanlığı döneminde ticari faaliyetlerinden uzak durduğunu belirterek, “11 yıl boyunca şantiyelerime ve ofisime gitmedim. Çok sevdiğim, 2009’da kendi ellerimle tasarlayıp yaptığım ofisime 11 yılda yalnızca bir kez uğramışım” dedi.
İmamoğlu İnşaat’ın geçmişteki projelerine ilişkin bilgi veren İmamoğlu, “Toplam 31 bin 188 bağımsız bölüm üretmişiz. Bunların 429’u dükkan, 2 bin 511’i konut, 141’i villa, 107’si ofis. Ticaret yapmışız. Ticaretimizle gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Şirket çalışanlarına konut satışlarının da suçlama konusu yapıldığını söyleyen İmamoğlu, “Babamla birlikte, hatta benden önceki dönemlerde de, yaklaşık 40 çalışanımıza daire vermişizdir. Daha uzun taksitler yaparak veya daha fazla indirim uygulayarak satış yaptık” dedi.
İmamoğlu, “Çalışanım daire alırken parasını yatırmış, hangi projenin hangi dairesini aldığını belirtmiş. Bunu para aklama diye dosyaya eklediniz. Evet, aldılar. İnşaat şirketinde çalışan insanlar daireleri indirimli aldı. Bunu gizlemedik” diye konuştu.
Ticari işlemlere ilişkin belgelerin mevcut olduğunu savunan İmamoğlu, “Uzun lafın kısası: Kesinleşmiş bir karar, yıllar önce imzalanmış sözleşme, fatura, tapu, dekont, ceza tutanağı, noter belgesi, arabuluculuk belgesi… Her şey var” dedi.
Hakkındaki davanın siyasi olmadığının söylenmesine tepki gösteren İmamoğlu, “Bu dava siyasi değilmiş! Senin alnını karışlarım!” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, “Burada canıma okunuyor. ‘Siyasi değilmiş!’ Dilimin kemiği yok. Şu anda onurum, namusum, haysiyetim ve şerefim hakkında konuşuyorum” dedi.
Siyasete girdiği dönemde ailesiyle arasına sınır koyduğunu yineleyen İmamoğlu, “Ailemle siyasetim arasında sınır vardır. Ailemle kamu kurumları arasında da sınır vardır” diye konuştu.
İmamoğlu, “Her zaman, her yerde söyledim: Hep birlikte hesap verelim! Siyaset öncesinde, kamu makamına gelmeden önce kim neydi, şimdi ne oldu? Hep birlikte hesap verelim” ifadelerini kullandı.
“MÜLKİYET HAKKINA SALDIRI, EKONOMİDE GÜVENİ SIFIRLAR”
Şirketine ve ailesinin mal varlığına yönelik işlemleri eleştiren İmamoğlu, mülkiyet hakkının ihlal edilmesinin ekonomiye zarar vereceğini savundu.
“Mülkiyet hakkının keyfi biçimde ihlal edildiği bir ülkeye yatırım gelmez Sayın Başkan, Sayın Heyet. Kimse yatırım yapmaz. Yatırım olmayınca işsizlik artar, yeni işler yaratılamaz ve millet açlık sınırının altında yaşar. Enflasyon düşmez, çünkü güven olmaz. Güven, ekonominin tek patronudur. Mülkiyet hakkına saldırı, ekonomide güveni sıfırlar ve ekonomiye ölümcül darbe vurur” dedi.
İmamoğlu, “Bir ailenin üç kuşaktır verdiği emeğe sudan bahanelerle kayyum atadınız. Böyle bir ülkede hiçbir ekonomik program tutmaz” diye konuştu.
Savunmasının sonunda Türkiye hayalini anlatan İmamoğlu, “Bu dava, ‘Bu ülke benim’ diyen kötü bir aklın, ‘Bu ülke hepimizin’ diyen 87 milyonun sağduyusuna karşı açtığı bir davadır” dedi.
İmamoğlu, “Bu yolculukta asla yılmayacağım. Çünkü benim hayalim, bu milletin ortak aklının, ortak çıkarlarının ve ortak değerlerinin ürünüdür. Benim Türkiye hayalim; kendisi için ne istiyorsa başkası için de aynısını isteyen, bu ülkenin iyi yürekli, çalışkan, mert ve dürüst insanlarının hayalidir. Tek cümleyle özetlemek gerekirse bu hayal, Cumhuriyetimizi istisnasız herkesin cumhuriyeti haline getirmektir” ifadelerini kullandı.
İMAMOĞLU, SAVUNMASINA YARIN DEVAM EDECEK
İmamoğlu, savunmasını bugünlük bitirmesinin ardından salondan ayrılırken İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na seslendi.
İmamoğlu, “Müsavat Başkanım desteğin çok kıymetli, sizi dostlukla kucaklıyorum” dedi. Müsavat Dervişoğlu da Ekrem İmamoğlu’na, “Her zaman yanındayım başkanım, her zaman” diye karşılık verdi.
Üç gündür Silivri’de olan Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun ailesi ve izleyiciler İmamoğlu’nu alkışlarla yolcu etti.
İmamoğlu, savunmasına yarın devam edecek. Ardından çapraz sorgusu ve avukat savunmaları alınacak.
(ANKARA)- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Rusya Enerji Haftası kapsamında Novatek Yönetim Kurulu Başkanı Leonid Mikhelson ile bir araya geldi. Bayraktar, görüşmede sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) alanındaki iş birliği imkanlarını, tedarik süreçlerini ve küresel enerji piyasasındaki gelişmeleri ele aldıklarını bildirdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Rusya Enerji Haftası kapsamında Novatek Yönetim Kurulu Başkanı Leonid Mikhelson ile yaptığı görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Bayraktar, paylaşımında şunları kaydetti:
“Rusya Enerji Haftası marjında Novatek Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Leonid Mikhelson ile bir araya geldik.
Görüşmede, LNG alanındaki iş birliği imkanlarını, tedarik süreçlerini ve küresel enerji piyasasındaki gelişmeleri ele aldık.
Ülkemizin enerji çeşitliliğini artıracak ve arz güvenliğimizi pekiştirecek stratejik adımlar atmaya devam edeceğiz.”
(SAKARYA)- İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sel ve taşkınların yaşandığı Sakarya’da 865 kişinin tahliye edildiğini, 2 yapı ve 5 köprünün yıkıldığını açıkladı. Türkiye genelinde 60 bin personelin görev yaptığını belirten Çiftçi, “Tehlikenin henüz tam manasıyla geçtiğini söyleyemeyiz. Teyakkuz halinde olmamız gerekiyor” dedi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sel felaketinin ardından Sakarya’da incelemelerde bulundu. Yetkililerden bilgi alan Çiftçi, Sakarya Valiliği İl Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde düzenlenen afet değerlendirme toplantısına katıldı. Çiftçi, toplantının ardından yağışlar nedeniyle yürütülen çalışmalara ilişkin açıklama yaptı.
14 Ekim’de başlayan yağışlar nedeniyle Türkiye genelinde afetle mücadele çalışmalarının sürdüğünü belirten Çiftçi, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün ilk etapta 42 il için sarı, 6 il için turuncu kodlu uyarı yayımladığını hatırlattı. Çiftçi, yarın da 5 ilde turuncu kodlu uyarının devam edeceğini bildirdi.
“TÜM TÜRKİYE’DE 60 BİN PERSONELİMİZ GÖREV BAŞINDA”
Yağışların başladığı ilk andan itibaren AFAD koordinasyon merkezinde tüm illerle koordineli çalıştıklarını belirten Çiftçi, şunları söyledi:
“Dün gün boyunca AFAD koordinasyon merkezindeydik. İllerimizde sayın valilerimizin başkanlığında, ilgili kurumlarımızın iştirakiyle sahadaki çalışmalar yakından koordine edildi. Bugün İstanbul’da AFAD arama kurtarma ekipleri, belediyelerimiz, jandarma, emniyet ve sahil güvenlik başta olmak üzere tüm ilgili kurumların katılımıyla 46 bin personelimiz görev yapıyor. Şu anda tüm Türkiye’de 60 bin personelimiz görev başında. Afeti yönetmeye çalışıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreci yakından takip ettiğini ve gerekli talimatları verdiğini ifade eden Çiftçi, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, öncülüğünde bakanlarımızla beraber; valilerimizle, AFAD’ımızla, Kızılay’la, diğer kolluk birimlerimizle ve devletimizin diğer kurumlarıyla beraber sahada çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz” dedi.
FERİZLİ’DE METREKAREYE 275 KİLOGRAM YAĞIŞ DÜŞTÜ
Sakarya’da dün başlayan turuncu kodlu uyarının yarın da devam edeceğini belirten Çiftçi, vatandaşlara SMS yoluyla bilgilendirme yapıldığını, ilgili kurumlara uyarı mesajları gönderildiğini ve okulların iki gün süreyle tatil edildiğini bildirdi. Çiftçi, şöyle konuştu:
“Dünkü turuncu kod neticesinde Ferizli ilçemizde metrekareye 275 kilogram, Karasu’ya ise 224 kilogram yağış düşmüş durumdadır. Bunlar büyük oranlarda yağışlardır. Dolayısıyla ne kadar tedbirli olmamız gerektiğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Çevre illerimizden de koordinasyon çalışmalarına destek vermek üzere ekipler gönderdik. Şu anda Sakarya’da bin 621 personelimiz, 617 aracımız ve 8 botumuzla krizi yönetmeye ve koordinasyonu sağlamaya gayret ediyoruz.”
170 BİN KANATLI HAYVAN TELEF OLDU
Sakarya’da 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 641 ihbar ulaştığını, bunlardan 573’ünün vakaya dönüştüğünü ve 865 kişinin tahliye edildiğini açıklayan Çiftçi, selin yol açtığı zararlara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Sakarya’da yağışların ve selin neticesinde 2 yapı ve 5 köprü yıkılmış durumdadır. Elektrik, su ve telefon kesintileri yaşanmaktadır; bazı kamu hizmetlerinde aksamalar vardır. Ekili dikili alanlarda zarar meydana gelmiş, hayvanlar telef olmuş ve ulaşımda aksamalar yaşanmıştır. 170 bin kanatlı hayvan telef olmuş, 209 arı kovanı da bu yağışlar nedeniyle zarar görmüştür. Devletimizin tüm imkanlarıyla milletimizin yanında olduğunu öncelikle ifade etmek istiyorum.”
HASAR VE ZARAR TESPİT ÇALIŞMALARI YAPILACAK
Yağışların ardından hasar ve zarar tespit çalışmalarının yapılacağını belirten Çiftçi, vatandaşların zararlarının devletin imkanları doğrultusunda karşılanması için gayret gösterileceğini söyledi.
Kızılay, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının sahada çalıştığını ifade eden Çiftçi, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün de Sakarya’da 44 araç ve 100 personelle çalışmalarını sürdürdüğünü, dere ıslah çalışmalarına devam ettiğini bildirdi. Çiftçi, şunları kaydetti:
“İçişleri Bakanlığı olarak AFAD üzerinden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüze 120 iş makinesi ve 20 kamyon olmak üzere 140 araç tahsis ettik. Bunlar daha çok Karadeniz Bölgesi’ndeki ıslah çalışmalarında kullanılıyor. Devlet Su İşleri de kendi imkanlarını kullanmaktadır. Önceden aldığımız tedbirler ile Valiliğimizin ve Koordinasyon Merkezimizin aldığı önlemler neticesinde çok daha fazla olabilecek can ve mal kayıplarının önüne geçilmiş durumdadır.”
“MÜMKÜN MERTEBE EVLERİNDEN DIŞARI ÇIKMASINLAR”
Çalışmalara katılan kamu personeline teşekkür eden Çiftçi, İçişleri Bakanlığının afetin daha az zararla atlatılması için imkanlarını seferber ettiğini belirtti. Turuncu kodlu uyarı verilen illerde yaşayan vatandaşlara çağrıda bulunan Çiftçi, şöyle konuştu:
“Turuncu uyarı verilen illerimizdeki vatandaşlarımız lütfen mümkün mertebe evlerinden dışarı çıkmasınlar ve araçlarını güvenli yerlere park etsinler. Böylece can ve mal kayıplarını daha alt seviyelere indirebileceğimizi düşünüyorum. Bu çalışmalar Türkiye Afet Müdahale Planı çerçevesinde yerine getiriliyor.”