40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
(ANKARA) – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( Aihm ), 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Gezi Parkı Davası hükümlüsü Osman Kavala’nın tutukluluğu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan yargılamasında haklarının ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, Türkiye’nin Kavala’yı “mümkün olan en kısa sürede serbest bırakması ve mahkumiyetinin sonuçlarını ortadan kaldırması gerektiğine” hükmetti. Aihm, Kaval’nın Ekim 2017’den bu yana tutuklu olduğuna işaret ederek, Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) devam eden yargılamaların sonucunu beklemek zorunda olmadığını vurguladı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( Aihm ) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın 2019 sonrasındaki tutukluluğu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan yargılamasına ilişkin yeni başvurusu hakkında kararını açıkladı.
Aihm Büyük Dairesi’nin kararında, Kavalı’nın Avrupa İnsan halkarı Sözleşmesi’nin (AİH) ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesi ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddesinin; mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, yargılamanın adilliği ve savunma haklarına getirilen kısıtlamalar bakımından adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddenin 1. fıkrasının; özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddenin 1. fıkrasının ve bu maddelerle bağlantılı olarak haklara getirilen kısıtlamaların amacı dışında kullanılmasını düzenleyen 18. maddenin ihlal edildiğine karar verdi.
Mahkeme ayrıca, Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bakımından bir gözden geçirme mekanizmasının bulunmaması nedeniyle insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağını düzenleyen 3. maddenin de ihlal edildiğine hükmetti.

Aihm, Kavala’nın serbest bırakılması ve mahkümiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik, “Davalı devletin, başvurucunun mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması ve kendisine karşı alınan tedbirlerin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekmektedir. Başvurucunun cezai mahkümiyeti, Sözleşme hukuku bakımından hükümsüz ve geçersiz kabul edilmelidir” değerlendirmesini yaptı.
Mahkeme, Büyük Daire kararının Aralık 2019’dan sonra yaşanan gelişmeleri incelediğini ve Kavala’nın tutukluluğu ile mahkümiyetinin Sözleşme’yi ihlal ettiği sonucuna vardığını belirterek, dahö ence verdiği kararlarındaki tespitleri de teyit etti.
Aihm, davanın “Türkiye bakımından daha geniş ve sistemik bir soruna işaret ettiği” vurgulanan kararda, şöyle denildi:
” Mahkeme, özellikle Bay Kavala bakımından adaletin açıkça hiçe sayıldığını tespit ettikten ve itiraz konusu tedbirlerin kendisini susturma yönünde gizli bir amaç taşıdığına hükmettikten sonra, mevcut davanın sistemik bir sorunu ortaya koyduğunu vurgulamıştır. Dava, kapsamı geniş biçimde yorumlanan ceza hükümleri temelinde siyasi muhaliflerin, insan hakları savunucularının ve gazetecilerin tutuklanması ve haklarında ceza davaları açılmasıyla şekillenen daha geniş bir bağlamın parçasıdır.
Mevcut davada tespit edilen ihlaller ayrıca yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin güvenceleri etkileyen ve özellikle siyasi açıdan hassas davalarda yürütme organının belirli yargı kararları üzerinde doğrudan veya dolaylı etkide bulunmasını kolaylaştırabilecek yapısal eksiklikleri ortaya koymuştur.”
Aihm : “AYM’DEK İ BAŞVURULAR I N SONUÇLANMAS INI BEKLEMEK ZORUNDA DEĞ İL”
Aihm, Türkiye’nin “iç hukuk yollarının tüketilmediğine” yönelik itirazına ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:
” Mahkeme, başvurucunun Ekim 2017’den bu yana kesintisiz olarak tutuklu bulunması ve tüm iç hukuk yollarına sürekli ancak sonuç alamadan başvurmuş olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde devam eden yargılamaların sonucunu beklemek zorunda olmadığı kanaatine varmıştır. Mahkeme ayrıca davanın, Mahkeme kararlarının ısrarla uygulanmaması, beraat kararının somut bir sonuç doğurmaması ve Kavala/Türkiye kararındaki sonuçlarla bağdaşmayan bir dizi tutuklama tedbiriyle karakterize edildiğini kaydetmiştir. Mahkeme, başvurucuyu Anayasa Mahkemesi önünde bekleyen iki bireysel başvurusunun sonucunu bekleme yükümlülüğünden muaf tutarken, bu başvuruların incelenmesinin aşırı uzun sürmesini de dikkate almıştır.”
“GEZ İ PARK I GÖSTER İ LER İ NE DESTEK, SÖZLEŞME’N İ N GÜVENCE ALT I NA ALD I Ğ I HAKLA R KAPSAM I NDA”
Aihm, Kavala’nın suçlandığı kamusal tartışmalara katılma, sivil toplum girişimlerine yardım etme, savunuculuk faaliyetleri ve barışçıl Gezi Parkı gösterilerine destek verme eylemlerinin AİHS’nin ifade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü koruyan 10. ve 11. maddelerinin kapsamına girdiğine hükmetti ve şu değerlendirmede bulundu:

“Mahkeme, başvurucunun suçlandığı eylemlerin, (kamusal tartışmalara katılması, sivil toplum girişimlerine yardımcı olması, savunuculuk faaliyetlerinde bulunması ve barışçıl Gezi Parkı gösterilerine destek vermesi), Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinde güvence altına alınan hakların kapsamına girdiği kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemeler, başvurucunun üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen şiddet eylemlerine doğrudan katıldığını ortaya koymadan bu faaliyetleri son derece ağır bir suçun maddi unsuruyla eş tutarak kendisine açıkça orantısız ve keyfi bir cezai sorumluluk yüklemiştir. Mahkeme, Gezi Parkı olaylarına ilişkin başvurucu hakkındaki suçlamalar bakımından Ceza Kanunu’nun mevcut davada yorumlanma biçiminin, kanunun kapsamını öngörülemez şekilde genişletme sonucunu doğurduğunu, keyfi müdahalelere karşı gerekli asgari korumayı sağlamadığını ve bu nedenle ‘kanunla öngörülmüş’ olarak değerlendirilemeyeceğini kaydetmiştir.”
Aihm, bu gerekçelerle Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinin ihlal edildiğine karar verdi.
“AD İ L YARG I LANMA HAKK INI N ÖZÜ TEMEL İ NDEN ZEDELEND İ”
Aihm, Kavala hakkındaki ceza yargılamasında hem yargılamanın adilliğini hem de mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şunları kaydetti:
“Mahkeme, başvurucunun mahkümiyetinin büyük ölçüde bağlamsal ve yeterince kişiselleştirilmemiş çıkarımlara dayandığını kaydetmiştir. Dolayısıyla başvurucu, ceza hukukunun keyfi ve öngörülemez biçimde yorumlanmasının ardından, Sözleşme tarafından güvence altına alınan özgürlüklerin kullanılmasına ilişkin eylemler temelinde mahküm edilmiştir.
Daha geniş anlamda Türkiye’deki adalet sisteminin bağımsızlığını zayıflatan yapısal bağlam dikkate alındığında, bu eksiklikler başvurucunun adil yargılanma hakkının özünü temelinden zedelemiştir.”
Aihm, bu gerekçelerle Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine hükmetti.
” KAVALA’N I N 10 ARAL I K 2019’DAN SONRAK İ TUTUKLULUĞUNUN TAMAM I KEYF İ”
Mahkeme, Kavala’nın 10 Aralık 2019’dan bu yana özgürlüğünden yoksun bırakıldığı dönemin tamamının “keyfi” olduğuna karar verdi. Kararda, şu ifadelere yer verildi:
“Mahkeme, başvurucunun 10 Aralık 2019’dan bu yana özgürlüğünden yoksun bırakıldığı dönemin tamamının, Sözleşme’de belirtilen meşru amaçlardan herhangi birini gerçekleştirmeye yönelik makul gerekçelere dayanmadığı için keyfi olduğunu kaydetmiştir. Buna ek olarak yetkililer, başvurucunun tutukluluğunun devamını sağlamak ve iç hukuk kurallarının gereklerini aşmak amacıyla alternatif gerekçeler arayarak kötü niyetle hareket etmiştir. Ayrıca mevcut davada, adaletin açıkça hiçe sayıldığı bir yargılama sonucunda verilen cezanın infazına dayanan tutukluluk da Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrası anlamında ‘hukuka uygun’ olarak değerlendirilemez.
Mahkeme, başvurucunun 10 Aralık 2019’dan bu yana özgürlüğünden yoksun bırakılmasının bir bütün olarak değerlendirildiğinde Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlaline yol açtığı sonucuna varmıştır.”
“AMAÇ, GEZ İ PARK I GÖSTER İ LER İ NDEK İ ROLÜ NEDEN İ YLE CEZALAND I RMAK VE SUSTURMAKT I”
Aihm, Kavala hakkında ceza davası açılması, tutukluluğunun devam ettirilmesi ve mahkum edilmesine ilişkin şunları kaydetti:
“Davanın tüm koşullarını dikkate alan Mahkeme, başvurucu hakkında alınan tedbirlerin, hakkında ceza davası açılması, tutukluluğunun sürdürülmesi ve mahküm edilmesi, ağırlıklı olarak başka bir amaçla, yani Gezi Parkı gösterilerindeki rolü ve bir insan hakları savunucusu olarak görüşlerini ifade etmesi nedeniyle kendisini cezalandırmak ve susturmak amacıyla gerçekleştirildiğinin ortaya konulduğu kanaatine varmıştır. Başvurucunun uzun süre özgürlüğünden yoksun bırakılmasının, ulusal düzeyde verilen bir beraat kararına ve Mahkemenin ciddi ihlaller tespit ettiği hukuken bağlayıcı iki karara rağmen devam etmesi, hukukun üstünlüğü ilkesinin özünde bulunan temel güvencelere yönelik özellikle ciddi bir meydan okumayı ortaya koymuştur.”
Mahkeme, bu nedenle Sözleşme’nin 5/1, 6/1, 10 ve 11. maddeleriyle bağlantılı olarak 18. maddenin ihlal edildiğine hükmetti.
Aihm, Kavala’ya şartlı tahliye imkanı bulunmayan müebbet hapis cezası verilmesinin AİHS’nin “insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleyi” yasaklayan 3. maddesiyle bağdaşmadığını belirterek bu madde bakımından da ihlal kararı verdi.
“CEZAEV İN DE TUTULMAYA DEVAM ED İ LMES İ İ HLALLER İ N DEVAM I ANLAM I NA GELECEK”
Aihm, “kararların bağlayıcılığı ve uygulanmasını” düzenleyen AİHS’nin 46. madde kapsamında Kavala’nın serbest bırakılmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Mahkeme özellikle, başvurucunun 25 Nisan 2022’deki ve kesinleşmiş olan mahkümiyetinin ardından özgürlüğünden yoksun bırakılmasının adaletin açıkça hiçe sayılmasına dayandığına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca bu hapis cezasının, Sözleşme’de güvence altına alınan hakların birbiriyle bağlantılı çok sayıda ihlaliyle sakatlanmış ve böylece 6. maddenin sağladığı güvencelerin özünü zedelemiş bir yargılama kapsamında verildiğini kaydetmiştir. Bu koşullar altında, mevcut kararın verilmesinin ardından başvurucunun cezaevinde tutulmaya devam edilmesi, bu davada halihazırda tespit edilen ihlallerin, özellikle de Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlalinin devamı anlamına gelecektir.
Davanın özel koşulları, Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrası, 6. maddesinin 1. fıkrası, 10. ve 11. maddeleri ile bu hükümlerle bağlantılı 18. madde bakımından tespit edilen ihlallerin ağırlığı ve bu ihlallere son verilmesinin aciliyeti dikkate alındığında Mahkeme, davalı devletin başvurucunun mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması gerektiği kanaatine varmıştır.
Davalı devlet ayrıca, başvurucunun mahkümiyetinin sonuçlarını ortadan kaldırmak ve tespit edilen ihlalleri etkili biçimde gidermek amacıyla mümkün olan en kısa sürede gerekli tüm uygun tedbirleri almakla yükümlüdür.”
Aihm’DEN ANAYASA MAHKEMES İ KARARLAR I VURGUSU
AYM kararlarına tam olarak uyulmasının hukukun üstünlüğünün korunması bakımından hayati önem taşıdığını vurgulayan Aihm, bu konuda şu tespiti yaptı:
“Mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararlarına tam olarak uyulmasının hukukun üstünlüğünün korunması açısından hayati önem taşıdığını vurgulamıştır. Bu bağlamda Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin de belirttiği üzere, bu mahkemenin kararlarının uygulanmamasının, başvurucuları tanınmış haklarının somut biçimde uygulanmasından mahrum bırakarak bireysel başvuru usulünün etkinliğini tehlikeye atabileceğini ve anayasal düzeni zayıflatabileceğini yinelemiştir. Ayrıca Sözleşme’nin 46. maddesi, taraf devletlere Mahkemenin kesin kararlarına uyma konusunda hukuken bağlayıcı bir yükümlülük getirmekte olup bu yükümlülük kararların tam, etkili ve süratli biçimde uygulanmasını gerektirmektedir.”
TÜRK İ YE 70 B İ N AVRO MANEV İ TAZM İ NAT ÖDEYECEK
Aihm Büyük Dairesi, kararı 2’ye karşı 15 oyla aldı, ayrıca Türkiye’nin Kavala’ya manevi zarar karşılığında 70 bin avro, masraf ve giderler karşılığında ise 43 bin 342,57 avro ödemesine karar verdi.
Aihm yargıçları Faris Vehabovic ve Saadet Yüksel bir ortak karşı oy yazısı kaleme alırken, Yüksel ayrıca karşı bir oy yazısı sundu.
“İÇ HUKUK YOLLARI TÜKETİLMEDİ”
Vehabovic ve Yüksel, ortak karşı oy yazılarında iç hukuk yollarının tüketilmediğine işaret etti. Yüksel, özellikle AİHS’nin 18. ve 46. maddelerinde verilen hak ihlali kararlarına katılmadığını belirtti. Yüksel, “İç hukuk yollarının tüketilmesi şartının temelinde bu mahkeme ( Aihm ) ulusal yargının saiklerini hakkında sonuçlaar varmadan önce ulusal yargıya incelemesini tamamlama fırsatı verilmesi gerektiği düşüncesi yatmaktadır” dedi.
Aihm Büyük Daire tarafından verilen karar kesin nitelik taşıyor. AİHM’in kesinleşmiş kararları, uygulanmalarının denetlenmesi amacıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderiliyor.

Mahkemeden Eski Eşiyle Görüşen Kadına Tazminat Cezası
1
Ataşehir’in Güven Kapısı Revizyon Garaj ile Otomotivde Kusursuz Hizmet Dönemi
128 kez okundu
2
Muğla’da Tır-Otomobil Çarpıştı: 4 Yaralı
69 kez okundu
3
AK Parti’den Kişinev’de diplomatik temaslar
50 kez okundu
4
Milletvekili Meriç’e bıçaklı saldırıda gözaltı sayısı 5’e yükseldi
48 kez okundu
5
Destici’den Netanyahu ve Moskovitch için kırmızı bülten sürecine destek
47 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.