40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
Antalya’da 5 Nisan 2022 tarihinde rahminde tespit edilen yaklaşık 33 milimetrelik tip 2 miyom nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde operasyona alınan 32 yaşındaki doktora öğrencisi ve turizmci Gülşah Gizem Angı, histeroskopik miyomektomi ameliyatı sırasında yaşamını yitirmişti. Ailenin şikayeti üzerine başlayan adli süreçte, aralarında ameliyatı gerçekleştiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mete Ç.’nin de bulunduğu 10 sanık hakkında “taksirle adam öldürme” suçundan Antalya 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı.
Soruşturma ve yargılama sürecinde dosyaya giren resmi yazışmalar, tutanaklar ve tanık beyanlarında; operasyon esnasında kullanılan histeroskopi sisteminin hastane envanterinde kayıtlı olmadığı, hastaneye “demo” ürün olarak getirildiği iddiaları yer aldı. Cihazın kullanımında görev alan personelin yetki ve eğitim durumları da yargılamanın temel odak noktalarından biri oldu. Mahkemenin 4’üncü duruşmasında kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla dosya Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi.
Davanın son duruşmasında Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. Üst Kurulu’nun 23 Temmuz 2026 tarihli raporu ele alındı. Raporda, Gülşah Gizem Angı’nın ölümünün operasyon sırasında meydana gelen “aşırı sıvı yüklenmesi” sonucu gerçekleştiği vurgulandı. Ameliyat esnasında 8 adet 3 bin cc’lik izotonik olmak üzere toplam 24 litre sıvı kullanıldığı, işlem sonunda uterusa giren ve çıkan sıvı miktarı arasındaki farkın kayıtlarda 1500 cc olarak hesaplandığı aktarıldı. Ancak ameliyat öncesi 58 kilo olan genç kadının otopside 74 kilo olarak tartıldığı, vücut ağırlığının 16 kilo arttığı ve yaygın ödem bulgularına rastlandığı belirtildi. Yeniden canlandırma (CPR) sırasında verilen sıvılar dikkate alınsa dahi ameliyat sırasındaki sıvı açığının 1500 cc olmasının imkansız olduğu ve hesaplamanın gerçeği yansıtmadığı kaydedildi.
Raporda, verilen ve geri alınan sıvı arasındaki farkın takibinin cerrahi ekibin sorumluluğunda olduğu, aşırı sıvı yüklenmesine ilişkin erken belirtilerin ise anestezi ekibinin kontrolleriyle tespit edilebileceği ifade edildi. Uygun aralıklarla sıvı açığı hesabı yapılmadan operasyona devam edildiği vurgulandı.


Sanık avukatlarının rapora itiraz ederek yeniden bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki talepleri mahkemece reddedildi. Kızının ölümünün peşini bırakmayacaklarını söyleyen baba Ayhan Angı şu ifadeleri kullandı: “Çok basit bir ameliyat olacağı söylenmişti. 33 milimetrelik miyom fazladan kanamaya neden oluyordu. Modern bir cihazla sıvı verileceği, miyomun görülüp çekilerek alınacağı anlatıldı. Kısa sürede çıkacağı söylendi ama çıkamadı. 5 Nisan 2022’de üç kişi birden öldük. Yavrumu ellerimle toprağa verdim. Biz de o günden beri canlı cenaze gibi yaşıyoruz. Raporda kusurun 8’de 4’ü cerrahiye, 8’de 2’si anesteziye ait. Ben de kalan 8’de 2’nin ne olduğunu merak ediyorum.”

Gözyaşlarına hakim olamayan anne Vicdan Angı ise duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Türk adaletine güveniyorum. Bu raporla birlikte içimiz bir nebze olsun rahatladı. Hiç olmazsa kızım orada biraz daha rahat uyusun. Benim anneliğimi yok ettiler. Biz çekirdek bir aileydik, anneanneliğimi de yok ettiler. Artık kimse bana ‘anne’ demiyor. Kızımın çeyizlerinin bir kısmını dağıttım, yarısı hala duruyor. Neler hazırlamıştım, hepsi içimde kaldı.”
Öte yandan Angı ailesinin, kızları Gülşah Gizem Angı’nın adını yaşatmak amacıyla biri Akdeniz Üniversitesi’nde olmak üzere iki ayrı konferans salonu yaptırdığı öğrenildi.

Van Gölü’ndeki Deveboynu Yarımadası Türkiye’nin 54. Milli Parkı Oldu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.