DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000€% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

a

05 Ekim 2026 Pazartesi

DİĞER YAZARLARIMIZ

Anadolu Üniversitesi panelinde yasa dışı bahis vergi kaybı ve terör uyarısı yapıldı

Anadolu Üniversitesi panelinde yasa dışı bahis vergi kaybı ve terör uyarısı yapıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde düzenlenen “Sanal Ortamda Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Paneli”nde konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, yasa dışı bahisten kaçırılan vergilerin terör ve suç örgütlerinin finansmanında kullanıldığına dikkat çekti. Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ise bağımlılık oluşturan bahis ve şans oyunlarının toplumsal bir tehdit haline geldiğini vurguladı.

Eskişehir Adliyesi ile Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi iş birliğinde “Sanal Ortamda Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Paneli” gerçekleştirildi. Fakülte amfisinde düzenlenen panele; Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, adli yargı mensupları, akademisyenler ve çok sayıda hukuk fakültesi öğrencisi katıldı. Panelde, hızla yaygınlaşan sanal bahis ve kumarın hukuki, cezai ve toplumsal boyutları kapsamlı şekilde ele alındı.

“Bedava peynir fare kapanında olur”

Öğrencisi olduğu fakülteye başsavcı olarak dönmenin gururunu yaşadığını dile getiren Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, yasa dışı bahisle mücadelede kararlı olduklarını belirtti. Yasa dışı bahsin üç temel tehlikesi olduğuna işaret eden Başsavcı Karakülah, “Yasa dışı bahis, devletlerin üzerinde durduğu ve son zamanlarda vergi kayıplarının çok yüksek olduğu bir alan. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı olarak 6 ayda bir kolluk birimlerimiz ve jandarma mensuplarımızla toplanarak değerlendirmeler yapıyoruz ve bu konuda çok kararlıyız. Çünkü yasa dışı bahsin 3 önemli tehlikesi var: Birincisi ve en önemlisi devletten vergi kaçırılıyor. Kaçırılan bu vergiler terör örgütlerinin ve suç örgütlerinin finansmanında kullanılıyor. Üçüncüsü ise bu bataklığa bulaşan veya hesabını kullandıran vatandaşlarımızın aile yapısı bozuluyor. Buraya para kaptırıp intihar edenler, aile düzeni yıkılanlar var. Atalarımızın dediği gibi; bedava peynir fare kapanında olur. Kimse kimseye altın tepside kolay para sunmaz. Dinimiz ve örfümüz gereği alın teri dökerek kazanmalıyız” ifadelerini kullandı.

“Her yasal hak helal değildir”

Bahis ve kumarın toplumun hemen her kesiminde bir bağımlılık ve hastalık haline geldiğini vurgulayan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, dijital mecralardaki gizli tehlikelere değindi. Merhum yazar Alev Alatlı’nın “Her yasal hak helal değildir” sözünü hatırlatan Rektör Adıgüzel, şunları söyledi:

“Bahis ve kumarla ilgili ailesinden veya çevresinden muzdarip olmayan neredeyse kimse kalmadı. Bu durum hem ailemizi hem de ülkemizi tehdit eden bir boyuta ulaştı. Yasa dışı olanla mücadele ediyoruz ancak yasa içi olduğunda alkışlayacak mıyız? Emek sarf etmeden, oturduğunuz yerden kazandığınız hiçbir şey helal değildir. Dijital dünyada artık bunlardan kaçmak da zorlaşıyor; haber izlerken, derbi maçı takip ederken ya da ‘ücretsiz’ sunulan bir mobil oyunu oynarken karşınıza bahis reklamları çıkıyor. Bu aplikasyonların neden bedava olduğunu düşünmemiz lazım. Oltaya düşenlerden, uygulamanın kazanacağı paranın katbekat fazlası çıkarılıyor. Geleceğin hukukçuları olan gençlerimizin ve toplumumuzun bu tür kötü alışkanlıklardan uzak durması en büyük vazifedir.”

Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, yasa dışı bahis ve kumarın önlenmesine yönelik hukuki mekanizmaların aktarıldığı sunumlar ve soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Devamını Oku

Berkeley’de küresel inovasyon iş birlikleri yapan Türk Lider

Berkeley’de küresel inovasyon iş birlikleri yapan Türk Lider
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Forumun yapay zekâ, ileri teknolojiler, güvenlik ve dayanıklılık başlıklarını kapsayan programında Nobel Kimya Ödülü sahibi Jennifer Doudna ve yapay zekâ araştırmacısı Richard Socher de yer alıyor. UC Berkeley Haas School of Business bünyesindeki Institute for Business Innovation Direktörü Aygören, forumun gündem ve katılımcı çalışmalarını yürüten isimlerin başında geliyor.

Yayımlanan programa göre Aygören, Richard Socher ile bir söyleşi gerçekleştirecek; savunma ve çift kullanımlı teknolojiler ile şirketlerde yapay zekâ uygulamalarına ayrılan iki paneli yönetecek. Programda ayrıca Şişecam’ın bir proje sunumu da bulunuyor. Bu oturumlar, üniversitenin araştırma gündemi ile şirketlerin teknoloji ihtiyaçlarının aynı programda ele alınmasına olanak sağlıyor.

Bu yılki uluslararası takvim nisan ayında NASA Ames Research Center’da düzenlenen forumla başladı. Haziran ayında Tayvan’da gerçekleştirilen buluşmanın ardından ekim ayında Berkeley, kasım ayında ise Litvanya’daki Avrupa programı geliyor.

Konferanstan uzun vadeli ortaklığa

Berkeley Innovation Forum, şirket yöneticileri, akademisyenler ve teknoloji liderlerinin iş problemlerini birlikte ele aldığı bir yapı sunuyor. “Corporate Challenge” oturumlarında şirketlerin karşılaştığı sorunlar farklı sektörlerden yöneticilerin katkısıyla değerlendiriliyor. Forumun amacı, katılımcıların deneyim paylaşımını toplantıyla sınırlamayıp araştırma ve inovasyon ortaklıklarına taşımak. Bu nedenle programın değeri, katılımcı sayısının yanı sıra toplantı sonrasında sürdürülen çalışmalarla da ilişkili.

Aygören’in çalışmalarının Türkiye ayağında, 2023’te Türkiye İş Bankası ile imzalanan mutabakat anlaşması yer alıyor. Aygören’in aktardığına göre, İş Bankası ve Maxitech ile başlayan temasların ardından Berkeley’den bir heyetle Türkiye’de 40’tan fazla büyük şirketin sahipleri ve üst düzey yöneticileriyle görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşmeler, şirketlerin üniversiteyle iş birliği olanaklarının ele alındığı temasları oluşturuyor.

Aygören’in geliştirilmesinde rol aldığı Corporate Innovation Affiliate modeli ise şirketlerin üniversiteyle ilişkisini forum üyeliğinin ötesine taşımayı amaçlıyor. Model kapsamında şirketlerin Berkeley’deki araştırma ve inovasyon projelerine katılması, araştırmacılarla bağlantı kurması ve uluslararası teknoloji ekosistemiyle sürekli temas geliştirmesi hedefleniyor.

Savunma teknolojilerinden Türk girişimcilere

Aygören, eski ABD İç Güvenlik Bakanı Janet Napolitano’nun da yer aldığı Hacking for Defense öğretim ekibinde görev alıyor. Öğrenciler bu programda kamu ve savunma kurumlarının gerçek problemleri üzerinde çalışıyor. Aygören’in verdiği bilgiye göre, son programdaki yedi ekipten beşi projelerini şirketleşme aşamasına taşıdı. Türk bir kurucunun yer aldığı karşı-drone teknolojisi girişimi de ABD’deki savunma inovasyonu hızlandırma süreçlerine dahil oldu.

Aygören’in önümüzdeki dönem hedefleri arasında Türkiye’nin küresel inovasyon ağlarındaki varlığını artırmak da bulunuyor. Özyeğin Üniversitesi AI Platformu ve TT Ventures ile yürütülen temaslarla Türk şirketleri ve girişimcilerin Silikon Vadisi ekosistemiyle daha kalıcı ilişkiler kurması hedefleniyor.

Aygören’e göre Boğaziçi’nden Berkeley’e uzanan çalışmalarının ortak noktası, kurulan bağlantıların sürekliliği. Türkiye’deki şirketlerin ve girişimcilerin bu ağlardan yararlanabilmesi için ilk temasların devam eden araştırma, teknoloji geliştirme ve girişimcilik çalışmalarına dönüşmesi gerekiyor.

Şaziye Ceyhan Şaziye Ceyhan Haberler.com

Devamını Oku

Kapadokya Alan Başkanı Aslanbay, İtalya’daki Tuscia Üniversitesi heyetiyle görüştü

Kapadokya Alan Başkanı Aslanbay, İtalya’daki Tuscia Üniversitesi heyetiyle görüştü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kapadokya Alan Başkanı Aydın Cem Aslanbay, İtalya’daki Tuscia Üniversitesi heyetiyle bir araya geldi.

Kapadokya Alan Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Kapadokya Alan Başkanı Aslanbay, Tuscia Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tiziana Laureti ile beraberindeki Prof. Dr. Maria Andaloro ve Doç. Dr. Paola Pogliani ile buluştu.

Görüşmede, Kapadokya’da korunması gerekli kültür varlıkları ile arkeolojik buluntulara yönelik eser analizleri ve belgeleme süreçleri ele alındı, koruma ve restorasyon aşamalarında eser sağlığı ve güvenliği ile uluslararası alanda çağdaş konservasyon yaklaşımları üzerine bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunuldu.

Nevşehir Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürü Hatice Temur Yıldız’ın da yer aldığı toplantının ardından, Aslanbay tarafından Laureti’ye yöresel el sanatı eserlerinden çini amfora hediye edildi.

Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3.5 ton ağırlığındaki uzay aracımız yüzde 80 yerlilik oranına sahip

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3.5 ton ağırlığındaki uzay aracımız yüzde 80 yerlilik oranına sahip
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya NEST Kongre Merkezi’nde 77. Uluslararası Uzay Kongresi Açılış Töreni’nde dikkat çeken açıklamalarda bulundu. 

“Ay Araştırma Programımız kapsamında geliştirdiğimiz Ay uzay aracının üretim, montaj ve entegrasyon faaliyetlerini tamamladık” diyen Erdoğan, “Şimdi sistem seviyesi çevresel testlerimizi gerçekleştiriyoruz. Yaklaşık üç buçuk ton ağırlığındaki Ay uzay aracımızın yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranına sahip olması bizim için ayrıca büyük bir gurur kaynağıdır” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları; 

“Saygıdeğer bakanlar, farklı ülkelerden kongreye iştirak eden kıymetli temsilciler, değerli uzay ajansı başkanları, hanımefendiler, beyefendiler, hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Akdeniz’in incisi güzel Antalya’mızda, böylesine kapsamlı bir organizasyonda sizleri misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve zîle zîle dünyanın 111 ülkesinden Türkiye’yi teşrif eden siz değerli dostlarımıza hoş geldiniz diyorum. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yaptığı bu büyük buluşmanın ülkelerimiz, halklarımız ve insanlığın ortak geleceği açısından hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Kongre’nin düzenlenmesine destek olan, bu önemli uluslararası etkinliğin icrasında emeği geçen tüm kurumlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. “Dünyanın daha fazla uzaya ihtiyacı var” temasıyla tertiplenen Kongre kapsamındaki etkinliklerin yeni iş birliklerine kapı aralamasını diliyorum.

Öncelikle bir hususa dikkatlerinizi çekmek isterim. Haberleşmeden güvenliğe, ekonomiden ulaşıma, tarımdan afet yönetimine, insanlığın her alanda kat ettiği mesafenin temelinde bilim ve teknoloji vardır. Bilim ve teknolojideki ilerlemenin doğrudan yansıdığı en kritik alan ise şüphesiz uzaydır. Dolayısıyla bugün uzayda daha fazla yer edinmek, aslında yeryüzünde insanlığın hayatını daha güvenli, daha müreffeh ve daha sürdürülebilir hâle getirmek anlamına geliyor. Kongre münasebetiyle yapılacak toplantı, görüşme, sunum ve istişarelerin bu minvalde ufkumuzu aydınlatan tartışmalara vesile olacağına inanıyorum. Değerli fikirleri ile Kongre’ye katkı sunacak herkese teşekkür ediyorum.

“NİCE İSİM BU TOPRAKLARDA YAŞAMIŞ, YETİŞMİŞ, HAYRAN KALDIĞIMIZ İLMİ KEŞİFLERE İMZA ATMIŞTIR”

Kıymetli dostlar, Türk milleti olarak gökbilimlerinde fevkalade zengin bir birikimi tevarüs ediyoruz. Atalarımız asırlar boyunca Türkistan coğrafyasının uçsuz bucaksız bozkırlarında güneşin ve ayın hareketlerini takip ettiler. Kayıt altına aldılar. Yıldızların dilini çözmeye çalıştılar. Bilim tarihine şöyle bir baktığımızda, 6. yüzyılda yaşamış Göktürkler döneminden özellikle astronomik gözlemlerle ve takvim bilgisine ilişkin önemli izlerle karşılaşıyoruz. Esasında tek başına Göktürk ifadesi dahi milletimizin gökyüzü ile kurduğu güçlü bağın mahiyetini göstermesi açısından yeterlidir. Kökleri 15 asır öncesine uzanan bu ilgi, milletimizin İslam’la müşerref olması akabinde daha kurumsal bir hâl almıştır. Bağdat’tan Şam’a, Semerkant’tan Buhara’ya, Meraga’dan Kurtuba’ya, Kahire’den İstanbul’a uzanan geniş medeniyet havzamızdaki pek çok âlim, gökbilimlerine eşsiz katkılar yapmıştır. İlim ve bilim insanlarımız, devrin karanlığında yol ve yön arayan insanlığı aydınlatmak üzere yeni kandiller yakmıştır. Düşünürlerimiz, bilginlerimiz, o dönemlerde ilmi heyet olarak adlandırılan astronomiye çok önemli eserler kazandırmıştır. Mesela ayın evrelerini hesaplayıp haritasını ilk çıkaran Ali Kuşçu’dan, 16. yüzyılda âlemin merkezinin yerin merkezi olduğunu söyleyen Seydi Ali Reis’e kadar bu alanda çığır açan nice isim bu topraklarda yaşamış, yetişmiş, talebe yetiştirmiş, bugün bile hayran kaldığımız ilmi keşiflere imza atmıştır. Trigonometri ilminin babası, ekliptik ile ekvator arasındaki mesafeyi ilk kez gerçeğe en yakın hesaplayan Takiyüddin ise 16. yüzyılda İstanbul’da rasathane kurarak bu geleneği daha da ileri taşımıştır. İsimlerini burada tek tek sayamayacağımız binlerce bilim insanımız daha sonra gökyüzünün sırlarını çözmek için büyük uğraşlar vermiştir. Bundan sekiz sene evvel ebediyete uğurladığımız rahmetli Profesör Doktor Fuat Sezgin hocamızın gayretleriyle kurulan İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, bu zengin mirasa ışık tutan önemli bir merkezdir. İmkânı olan veya yolu İstanbul’a düşen misafirlerimizin müzemizi ziyaret etmelerini kendilerine özellikle tavsiye ediyorum.

“TÜRKİYE’NİN UZAY YARIŞINDA GERİ KALMASINA ASLA MÜSAADE ETMEDİK”

Kıymetli misafirler, bir taraftan sahip olduğumuz bu zengin ve köklü mirasla gurur duyarken diğer taraftan bunu daha da zenginleştirmeye gayret ediyoruz. Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz günden itibaren her alanda geçmişle gelecek arasında güçlü köprüler kurmaya çalıştık. Tarihten ilham alarak bugüne ve yarına nasıl yön verebileceğimizi, nasıl mührümüzü vurabileceğimizi, geleceğin dünyasında hak ettiğimiz yeri nasıl alabileceğimizi planlamanın çabasında olduk. Hedeflerimizi belirledik. Kurumlarımızı güçlendirdik. İnsan kaynağımıza yatırım yaptık. Sanayimizi harekete geçirdik. Üniversitelerimizi ve araştırma altyapımızı destekledik. Türkiye’nin uzay yarışında geri kalmasına asla müsaade etmedik. Önümüze çıkan engellere ve zorluklara rağmen hamdolsun kısa sürede kayda değer mesafe aldık.

“TÜRKİYE, KENDİ UYDUSUNU TASARLAYAN, GELİŞTİREN, ÜRETEN, TEST EDEN VE UZAYDA İŞLETEN NADİR ÜLKELERDEN BİRİDİR”

Şunu memnuniyetle ifade etmek isterim ki bugün Türkiye, kendi uydusunu tasarlayan, geliştiren, üreten, test eden ve uzayda işleten nadir ülkelerden biridir. İMECE ile yüksek çözünürlüklü yer gözlem alanında önemli bir kabiliyet kazandık. Göktürk uydularımızla ülkemizin uzaydan yer gözlem ve keşif kapasitesini artırdık. Türksat 5A ve Türksat 5B’yi başarıyla uzaya gönderdik. 2024 yılında ilk yerli ve millî haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı uzaya fırlattık ve hizmete aldık. Türksat 6A, Türkiye’nin mühendislik kabiliyetini, sanayi altyapısını, insan kaynağını ve uzay teknolojilerindeki öz güvenini de teyit etmiştir.

Tabii burada şunun da altını çiziyorum. Bizim için uzay sadece uydulardan ibaret değildir. Uzay araştırmaları ve insanlı uzay faaliyetleri de Millî Uzay Programı’mızın önemli unsurları arasında yer alıyor. 2024 yılında Alper Gezeravcı’yı Uluslararası Uzay İstasyonu’na göndererek Cumhuriyetimizin ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirdik. Ardından Tuva Cihangir Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşuyla mikro yer çekimi araştırmalarında yeni bir tecrübe kazandık. Bunlar ülkemiz için son derece anlamlı ama yeterli olmayan adımlardı. Biz daha büyük hedeflerin peşinden koşuyoruz. Elde ettiğimiz bu tecrübeyi çok daha yukarılara taşımanın gayreti içindeyiz. İnşallah Türkiye, insanlı uzay çalışmalarında daha nice görevi başarıyla gerçekleştirecek, nice bilim insanını, mühendisini ve astronotunu uzaya gönderecektir.

“AY UZAY ARACIMIZIN YÜZDE 80’İN ÜZERİNDE YERLİLİK ORANINA SAHİP OLMASI BİZİM İÇİN AYRICA BÜYÜK BİR GURUR KAYNAĞI”

2021 yılında açıkladığımız Millî Uzay Programı’nın en heyecan verici hedeflerinden biri de aydır. Bundan 5 sene önce programı açıklarken aya gitme hedefi koymuş, bunu da milletimizle paylaşmıştık. Ufku dar, vizyonu sığ, mütalaası kıt kimi çevrelerin küçümseyici eleştirilerine muhatap olan iddiamızı hayalden çıkarıp attığımız adımlarla bugün somut bir programa dönüştürdük. Ay Araştırma Programımız kapsamında geliştirdiğimiz Ay uzay aracının üretim, montaj ve entegrasyon faaliyetlerini tamamladık. Şimdi sistem seviyesi çevresel testlerimizi gerçekleştiriyoruz. Yaklaşık üç buçuk ton ağırlığındaki Ay uzay aracımızın yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranına sahip olması bizim için ayrıca büyük bir gurur kaynağıdır. Daha da önemlisi, İMECE ve Türksat 6A gibi projelerde kazandığımız mühendislik tecrübesini Ay görevimize aktarıyoruz. Yani her seferinde sıfırdan başlamıyor, bir önceki görevde kazandığımız bilgi ve tecrübeyi bir sonraki hedefimize taşıyoruz.

Saygıdeğer misafirler, günümüzde uzayda var olmak için yalnızca uydu üretmek yetmez. Uzaya erişebilmek de gerekir. Bu nedenle Millî Uzay Programımızda uzaya erişim ve uzay limanı hedefini özel bir yere koyduk. Türkiye’nin coğrafi şartlarını da dikkate alarak dost ve kardeş Somali ile uzay alanında tarihî bir iş birliğinin temellerini atıyoruz. Somali’de hayata geçireceğimiz uzay limanının inşaat çalışmalarını başlattık. Bu stratejik projenin hayata geçirilmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Türkiye’nin uzaya erişim kapasitesini geliştirme yanında, Afrika kıtasının uzay ekosisteminin gelişmesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz.

“UZAYI SİLAHLANDIRMAK VE BURAYI SİLAHLANMA YARIŞININ ARACI HALİNE GETİRMEK FEVKALADE YANLIŞTIR”

Bizim ilkemiz şudur. Uzay yarışı birkaç ülkenin kendi arasında yürüttüğü bir mücadele olamaz. Böyle olmamalı. Böyle görülmemelidir. Aynı şekilde uzay, önden gidenin el koyduğu bir ganimet de değildir. Özellikle uzayı silahlandırmak ve burayı silahlanma yarışının aracı hâline getirmek fevkalade yanlıştır. Dahası tehlikelidir. İnsanlığın ortak geleceğine yönelik aleni bir tehdit oluşturmaktadır. Bunun son dönemde yaygınlık kazandığını görüyor ve doğru bulmuyoruz. Türkiye olarak uzayın imkânlarından daha fazla ülkenin yararlanmasını istiyoruz. Daha fazla ülkenin bilim üretmesini, daha fazla gencin uzay teknolojilerine erişmesini, daha fazla girişimcinin küresel uzay ekonomisine katılmasını arzu ediyoruz. Şurası bir gerçek ki uzay teknoloji kapasitesi ne olursa olsun, bir ülkenin tek başına şekillendirebileceği bir alan olmaktan çıkmış, ortak hedefler etrafında birlikte hareket etmeyi gerektiren küresel bir alana dönüşmüştür. Uluslararası Uzay Kongresi gibi dünyanın dört bir yanından uzman isimleri bir araya getiren bu önemli buluşmayı, ortak geleceğimizi birlikte şekillendirmek açısından son derece kıymetli buluyoruz. Uzayın geleceği, aynı zamanda devletlerin, parlamentoların ve uluslararası kuruluşların ortaya koyacağı ortak irade ile şekillenecektir. Bu minvalde Uzayda Barış İçin Antalya Deklarasyonu’nu imzalayan tüm katılımcılara teşekkür ediyor, henüz imzalamayan dostlarımızı da bu adımı atmaya davet ediyoruz.

“HEDEFİMİZDEN SAPMAYACAĞIZ” MESAJI 

Değerli dostlar, bugün Türkiye’nin uzay alanındaki en büyük gücü sadece sahip olduğu uydular veya geliştirdiği teknolojiler değildir. En büyük gücümüz genç ve nitelikli insan kaynağımızdır. Mühendislerimizle, bilim insanlarımızla, girişimcilerimizle ve bunları aynı hedef etrafında buluşturan siyasi irademizle hedeflerimize doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. Cumartesi günü Türkiye’nin bu alanda hangi seviyeye ulaştığını bizzat gözlemleme imkânı bulduk. Nerede? Şanlıurfa ilimizde düzenlenen TEKNOFEST Güneydoğu’da farklı yaş gruplarından gençlerimizin heyecanına şahitlik ettim. 81 ilimizden ve dünyanın 97 ülkesinden 730 bini aşkın takımın başvurduğu bu muazzam teknoloji festivali, gelecek adına umutlarımızı daha da artırdı. Umutlarını, heveslerini, iştiyaklarını kırmaya dönük her türlü kampanyaya rağmen TEKNOFEST kuşağı olarak yetişen pırıl pırıl gençlerimiz bugün roketlerden uydulara, yapay zekâdan uzay teknolojilerine kadar pek çok alanda dünya ile yarışan projeler geliştiriyor. İnşallah bu gençler, bizim açtığımız yoldan ilerleyerek yarının astronotları, mühendisleri, bilim insanları ve uzay girişimcileri olacaklar. Millî Uzay Programı’mızın diğer hedeflerini onlar gerçeğe dönüştürecekler. Zengin bir tarihî birikim ve güçlü bir irade ile yürüdüğümüz bu yolda daha kat edecek çok mesafemiz var. Türkiye’yi küresel uzay ekosisteminin güçlü ve saygın aktörlerinden biri hâline getirene kadar hedefimizden sapmayacağız. Biz bu yolu tek başımıza değil, işte bugün burada olduğu gibi bizimle aynı ideallere inanan dostlarımızla birlikte yürümek istiyoruz. Ev sahipliğimizde düzenlenen 77. Uluslararası Uzay Kongresi’nin bu ortak zemini büyütmek için çok anlamlı bir fırsat olduğuna inanıyorum. Bu düşüncelerle kongremizin ülkelerimizle birlikte tüm insanlık için hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum. Kongre vesilesiyle ülkemizi ve Antalya’mızı teşrif eden tüm dostlarımıza tekrar hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Türkiye Uzay Ajansımız ve Uluslararası Uzay Federasyonu başta olmak üzere tüm kurumlarımızı tebrik ediyorum. Sizlerden ülkelerinizdeki tüm dostlarımıza bizden kucak dolusu selam götürmenizi rica ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Devamını Oku

Erdoğan Altun, Akçaabat’ta Filistin’de eğitimin önemini anlattı

Erdoğan Altun, Akçaabat’ta Filistin’de eğitimin önemini anlattı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Avrasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi, Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında düzenlenen ” Filistin’de Yaşamanın ve Öğrenmenin Tarihi” başlıklı program, Akçaabat Söğütlü Esentepe Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi.

Dr. Öğr. Üyesi Erdoğan Altun’un konuşmacı olarak yer aldığı söyleşide, Filistin’de eğitim ve gündelik yaşamın tarihsel süreci çok yönlü bir perspektifle ele alındı.

Etkinlikte Filistin meselesi yalnızca savaşlar ve siyasal gelişmeler üzerinden değil; mülksüzleştirme, zorunlu yerinden edilme, toplumsal hafıza ve direniş pratikleri çerçevesinde değerlendirildi. 1948 Nakba’sından günümüzdeki insani yıkıma uzanan süreçte, Filistin halkının bulunduğu yerde var olma iradesini simgeleyen “sumud” kavramına vurgu yapıldı.

Eğitimin yalnızca bir bilgi edinme aracı değil, insan onuru ve toplumsal sürekliliğin temel direği olduğu belirtilen söyleşide; tüm baskı ve kısıtlamalara rağmen Filistinlilerin alternatif eğitim ağları ve yeraltı okullarıyla çocukların öğrenme hakkını ve kolektif hafızayı nasıl canlı tuttuğu aktarıldı.

Filistinli çocuklarla empati kurmanın, onları yalnızca yıkım ve kayıp görüntüleriyle değil; öğrenmek, büyümek ve geleek kurmak isteyen bireyler olarak görebilmekten geçtiği vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Erdoğan Altun “Filistinlilerle, ister onları dindaşınız kabul edin ister etmeyin; ister onları mazlum kabul edin ister etmeyin, fark etmez. Sizinle yaşıt olan, sizinle aynı hayatı yaşama ihtimali varken bir türlü yaşayamayan gençlerin; beraber oyun oynayabileceğiniz, film izleyebileceğiniz, projeler üretebileceğiniz akranlarınızın bugün bunların hiçbirine sahip olamadıklarını, ancak sadece eğitimle birbirlerine tutunabildikleri bir gelecek tasarlayabildiklerini düşünün. Eğitim denen şeyin okula gidip gelmekten çok daha fazlası olduğunu, bir arada hayatta kalmanın ve millet olarak var olabilmenin yolunun eğitimden geçtiğini fark etmeniz en önemlisidir” dedi.

Program, öğrencilerin konuya ilişkin soruları ve değerlendirmelerinin ardından sona erdi.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.