DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000€% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

a

06 Ekim 2026 Salı

DİĞER YAZARLARIMIZ

İYİ Partili Türkoğlu’ndan Bursa Ali Osman Sönmez Hastanesi’nin açılmamasına tepki: “Açın da insanlara artık dert değil şifa dağıtın”

İYİ Partili Türkoğlu’ndan Bursa Ali Osman Sönmez Hastanesi’nin açılmamasına tepki: “Açın da insanlara artık dert değil şifa dağıtın”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

(ANKARA) – İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2024 yerel seçimlerinde Bursa Ali Osman Sönmez Hastanesi’nin poliklinik bölümünü açarak üç ay içinde hasta kabulüne başlayacağını açıkladığını, aradan 2 yıl geçmesine rağmen hala hasta kabulü olmadığını belirterek, “Açın şu hastaneyi. Açın da insanlara artık dert değil şifa dağıtın” dedi.

İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nun Ali Osman Sönmez Hastanesi önünde eaçıklama yaptı. Türkoğlu, şunları söyledi:

“Sizlere; yapımı tam anlamıyla yılan hikayesine dönen Bursa Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin önünden sesleniyorum. Bursalıların yıllardır beklediği, bin 315 yataklı bu hastanenin temeli tam 10 yıl önce 2016’da atıldı. 2 ay sonra 11 yıl geride kalacak. İlk açıklandığında maliyeti 450 milyon liraydı. Sonra inşaat yarım kaldı. İlk yüklenici işi bıraktı. Yüzde 40 seviyelerine gelindi, yaklaşık 314 milyon 750 bin lira ödeme yapıldı. Sonra 2020’de yaklaşık 404 milyon liralık yeni sözleşme yapıldı. O firma da işi tamamlayamadı. Ve kalan işler için bir kez daha ihale yapıldı. Bu kez milletin yaklaşık 988 milyon lirası daha harcandı. Yani 450 milyon liraya yapılacağı söylenen hastanenin sadece yapım ihalelerindeki toplam maliyeti 1,7 milyar lirayı aştı. Üstelik bunun üzerine tıbbi cihazlar, demirbaşlar, bilişim altyapısı ve hizmet alımları için de yeni ihaleler yapıldı, onlar ne kadar tuttu bilmiyoruz.

“ERDOĞAN RESMİ AÇILIŞI YAPTI 2 YIL GEÇTİ HALA AÇILMADI”

Daha da çarpıcısı şu:  2024 yerel seçimlerinde; Sayın Cumhurbaşkanı Bursa’da bu hastanenin güya poliklinik bölümünü resmi törenle açtı ve üç ay içerisinde hasta kabulüne başlanacağını açıkladı. Aradan iki yıl geçti… Bugün 2026 yılının ekim ayındayız. Hala hasta kabulü yok! 2025’te ‘Aralık ayında açılacak’ denildi. O Aralık geldi, geçti, hastane açılmadı. ‘2026’da Haziran, Temmuz’da açılacak’ denildi. O da olmadı.

Ağustos ayında teslim edileceği söylendi. O da olmadı. Sonra da eylül-ekim denildi. İşte şimdi ekim ayındayız. Ve Bursalılar hala daha bu kapının açılmasını bekliyor.

“NEYİ BEKLİYORSUNUZ”

Şimdi ben buradan soruyorum:  Yahu siz daha neyi bekliyorsunuz? Burası otel değil, AVM değil. Burası bir kamu hastanesi. ve 4 milyonluk bu dev şehirde yıllardır sağlık hizmeti bekleyen Bursalılar var. Bursa’da başka hastanelerde yatak bulamadığı için acil servislerde, sedyelerde çaresizce bekleyen hastalarımız var. Yoğun bakım yatağı bulunamadığı için başka ilçelere, başka hastanelere, hatta başka illere sevk edilen hastalarımız var. Günlerce acil servislerde yatak bekleyen insanlar var. Ve binlerce, on binlerce vatandaşımız evlerinde poliklinik randevusu için bekliyor. Tetkik için bekliyor. MR için bekliyor. Endoskopi için bekliyor. Ameliyat için bekliyor. Üç ay sonrasına, beş ay sonrasına, sekiz ay sonrasına, on ay sonrasına verilen randevuları bekleyen insanlar var! Ama bilmiyor musunuz ki; hastalık beklemiyor. Kanser beklemiyor. Kalp hastalığı beklemiyor. Yoğun bakım beklemiyor. Ama siz ne yazık ki bu hastaneyi bekletiyorsunuz.

“450 MİLYON LİRA DİYE BAŞLAYAN HASTANE MALİYETİ NASIL OLUYOR DA MİLYARLARCA LİRAYI BULUYOR”

Görmüyor musunuz ki; sağlık hizmetine ulaşamayan, yatağa ulaşamayan, yoğun bakıma zamanında alınamayan insanların yaşadığı mağduriyetin bedeli hayatlarını kaybetmek oluyor. Şimdi buradan açıkça soruyorum:  Bu hastane neden hala açılmadı? Kim geciktiriyor? Hangi işlemi bitmedi? Hangi eksik kaldı? Neden Bursalı vatandaşa sürekli yeni bir tarih veriliyor? Ve en önemlisi:  450 milyon lira diye başlayan bir hastanenin maliyeti nasıl oluyor da milyarlarca liraya dayanıyor? Bu milletin daha kaç milyarını harcayacaksınız da açacaksınız? Bir de işin başka bir boyutu var. Yıllar önce buraya sağlık  malzemelerini, tıbbi cihazları, demirbaşları, mobilyaları koydunuz.

“BURSALILAR SÖZ DEĞİL HİZMET BEKLİYOR”

Vatandaşın vergileriyle aldığınız malzemeleri yıllarca beklettiniz. Şimdi bunların bir kısmının ekonomik ömrü ne olacak? Kullanılmadan eskiyen, beklemekten değer kaybeden kamu kaynaklarının hesabını kim verecek? Bursalılar artık tarih istemiyor. Bursalılar artık söz değil, hizmet istiyor. Buradan Sağlık Bakanlığı’na, Bursa’nın sağlık yönetimine ve bu işin bütün siyasi sorumlularına sesleniyorum:  Yaşanan acılar, yataksızlıktan, yetersizlikten yitip giden hayatlar yetmedi mi? Açın şu hastaneyi, açın da, insanlara artık dert değil şifa dağıtın.”

Devamını Oku

Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, Cengiz Topel İlkokulunu ziyaret etti

Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, Cengiz Topel İlkokulunu ziyaret etti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, Cengiz Topel İlkokulunu ziyaret ederek öğretmen ve öğrencilerle buluştu.

Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, okul ziyaretleri kapsamında Cengiz Topel İlkokuluna gitti. Okulda yürütülen eğitim faaliyetleri ve sürdürülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi alan Aydın, sınıfları dolaşarak öğrencilerle yakından ilgilendi ve bir süre sohbet etti. Eğitim ortamlarını da yerinde inceleyen İl Milli Eğitim Müdürü Aydın, öğretmenler odasında eğitimcilerle bir araya gelerek yürütülen çalışmalar hakkında görüş ve önerilerini dinledi. Ziyaret, yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi.

Devamını Oku

Eskişehir’de İl Sağlık Müdürü Bildirici, Normal Doğum Haftası etkinliğine katıldı

Eskişehir’de İl Sağlık Müdürü Bildirici, Normal Doğum Haftası etkinliğine katıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 1-7 Ekim Normal Doğum Haftası kapsamında düzenlenen farkındalık etkinliğine katılan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Gebe Okulu ve Ebe Polikliniğinde incelemelerde bulunarak yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde anne adayları ile sağlık çalışanlarının katılımıyla 1-7 Ekim Normal Doğum Haftası çerçevesinde farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliği ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’ye, Eskişehir Şehir Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Fatih Alper Ayyıldız eşlik etti. Anne adayları ve sağlık personeliyle bir araya gelen Bildirici, Gebe Okulu ile Ebe Polikliniğini dolaşarak sunulan sağlık hizmetlerini yerinde inceledi.

Etkinlikte normal doğumun anne ve bebek sağlığı açısından önemine dikkat çekilirken; anne adaylarının gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlere ilişkin doğru, güvenilir ve bilimsel bilgiye ulaşmasının gerekliliği vurgulandı.

“Doğru bilgi ve danışmanlık sağlıklı doğum süreci açısından büyük önem taşıyor”

Ziyaret sırasında değerlendirmelerde bulunan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, gebelik sürecinde uzman desteğinin önemine işaret ederek, “Anne adaylarının gebelik sürecinde sağlık profesyonellerinden doğru bilgi ve danışmanlık almaları, sağlıklı bir gebelik ve doğum süreci açısından büyük önem taşıyor” dedi.

Gerçekleştirilen etkinliklerle normal doğum konusunda toplumdaki farkındalığın artırılması, anne adaylarının bilinçlendirilmesi ve sağlıklı doğum süreçlerinin desteklenmesi hedefleniyor.

Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, fon soruşturmasında Şimşek’e istifa çağrısı yaptı, SPK’yı eleştirdi

Kılıçdaroğlu, fon soruşturmasında Şimşek’e istifa çağrısı yaptı, SPK’yı eleştirdi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

(TBMM) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bakan ne olduğunu biliyor, neler yapılması gerektiğini biliyor, ilgili kuruma yazıyor. İlgili kurum bakanı bile dinlemiyor, ‘Sen kimsin de bana böyle bir yazı gönderiyorsun?’ diyebilecek cesareti gösteriyor. Bir bürokrat bir bakana bu kadar cesur davranamaz. Mehmet Şimşek’in yapması gereken tek bir görev var: Görevini bırakmak ve istifa etmek. Eğer Sermaye Piyasası Kurulu senin üzerinde bir egemen güç olarak duruyorsa, o makamı derhal bırakacaksın kardeşim” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fon soruşturmasına ilişkin, “4 Kasım 2025 Türkiye Sermaye Piyasaları Genel Kurulu’nda Bakan Mehmet Şimşek bir açıklama yapıyor. ‘Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz’, diyor. Biliyoruz diyor, tahmin ediyoruz, düşünüyoruz, duyum alıyoruz değil, biliyoruz. ‘O alanda da bir düzenleme eksikliği olduğunu da biliyoruz bu eksikliği gidereceğiz’ diyor. Söyleyen kim? sıradan bir bakan değil bu işlerden sorumlu olan bir bakan” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Sayın Bakan’a sormuştum: Madem biliyordun, neden önlem almadın? Hangi siyasi otorite, hangi güç senin görev yapmanı engellediyse, neden o makamda duruyorsun sen? Görevini yapamadıysan neden o makamda oturuyorsun sen? Bu soruyu sorduk ve gereği yapılmadı. Daha acı bir olay daha var. Bu konuşmadan bir ay sonra Sayın Mehmet Şimşek, 2 Aralık’ta Finansal İstikrar Komitesi’ni topluyor. Yani gidişi görüyor, manzarayı biliyor, Finansal İstikrar Komitesi’ni topluyor. Komitenin aldığı kararları gereğini yapması için Sermaye Piyasası Kurulu’na gönderiyor ama Sermaye Piyasası Kurulu 10 ay bunu tutuyor ve 10 ay borsada soygun artarak devam ediyor. Ta ki uluslararası endeks sağlayıcıların uyarısı geldikten sonra olay ortaya çıkıyor ve artık kaçınılmaz olarak buna müdahale etmemiz lazım, diyorlar. Bu sıradan bir kriz değildir. Bu, devlet yönetimindeki bir krizdir. Devlet krizidir bu. Bakan ne olduğunu biliyor, neler yapılması gerektiğini biliyor, ilgili kuruma yazıyor. İlgili kurum bakanı bile dinlemiyor, 10 ay. ‘Sen kimsin de bana böyle bir yazı gönderiyorsun?’ diyebilecek cesareti gösteriyor. Bir bürokrat bir bakana bu kadar cesur davranamaz. Çünkü bakanın istediği doğru şey ama yapmıyor bunu. O zaman Mehmet Şimşek’in yapması gereken tek bir görev var: Görevini bırakmak ve istifa etmek. Eğer makamına saygı duyuyorsan, Hazine ve Maliye Bakanı’ysan, senin yaptığını Sermaye Piyasası Kurulu yapmamışsa, Sermaye Piyasası Kurulu senin üzerinde bir egemen güç olarak duruyorsa, o makamı derhal bırakacaksın kardeşim. Derhal, derhal, derhal bırakacaksın.

“AK PARTİ’NİN İÇİNDE, ‘ERDOĞAN GİDERSE YERİNE KİM GELECEK?’ BUNUN HESABI VAR”

Düşünün, Hazine ve Maliye Bakanı, ‘Bu fonda bir şeyler var, ben biliyorum’ diyor. Kimlerin yaptığını da biliyor, ne olduğunu da biliyor. Bir ay sonra topluyor Finansal İstikrar Kurulu’nu onlar karar alıyor, Sermaye Piyasası Kurulu’na göndereceksin, gereğini yapın diye. Kurul başkanı alacak senin yazını, bir köşeye atacak. Sonra ne olacak? ‘Ben seni dinlemiyorum, istediğim zaman istediğim kararı alırım’ diyor. Sen bakansın kardeşim, sen niye orada duruyorsun? Bakın, Sayın Mehmet Şimşek’in dürüstlüğüne bir şey demiyorum ama yönetim sıfır. Orada kimin gücüyle oturuyorsun sen? Hangi güç seni oraya oturtuyor? Bir an önce o koltuğu terk etmek zorundasın.

Bir şey daha var. AK Parti içindeki hesaplaşmalara da bakmamız lazım. Bu iş böyle birdenbire ortaya çıkmadı. AK Parti içinde de Erdoğan sonrası iktidar mücadelesi var. Erdoğan giderse kim gelecek? Acaba bu fon olayının arkasında bu hesaplaşma mı var? Bunu sadece ben söylemiyorum, aşağı yukarı herkes söylüyor. AK Parti İstanbul Milletvekili, Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanvekili bu kişi. Sayın Serkan Bayram, o da rezaleti, fonları söylüyor, ‘Erdoğan sonrası hesaplaşma var’ diyor ve bütün bunların hepsini sayıyor. Fakat bunları söyledi diye uyarı geliyor. X hesabından yaptığı açıklamada biraz özür diler gibi bir atmosfere geliyor. Bu, insana yakışmaz, söylediğin sözün arkasında duracaksın arkadaş.  Burada ortada sadece bir fon meselesi değil, Türkiye’yi derinden ilgilendiren belli bir sorun var. Belli bir sorun var, AK Parti’nin içinde ciddi bir hesaplaşması var, bakanların kutuplaşması var. ‘Erdoğan giderse yerine kim gelecek?’ Bunun hesabı var.

“BU DÜZEN KİMİN DÜZENİ? HORTUMCULARIN DÜZENİ”

Neden bu olaylar aylarca bekledi? Neden el atılmadı? Bunun sorgulanması lazım. Sorumluluğu yalnız Sermaye Piyasası Kurulu’nun üstüne atıp kaçmak mümkün değil. Bütün bu ayrıntıların bilinmesi lazım. AK Parti içindeki hesaplaşmanın da ayrıntıların ortaya çıkması lazım. Siz kendi aranızda hesaplaşabilirsiniz ama vatandaşı soyarak hesaplaşamazsınız. Borsa üzerinden manipülasyon yaptırarak hesaplaşamazsınız. Fatura kime çıkıyor? Tepi?iyorlar, fatura vatandaşa çıkıyor, ezilen vatandaş oluyor. 400 bini aşkın vatandaş mağdur oluyor. Bu bir devlet krizidir. Devlet krizi olarak ilk dillendiren parti de Cumhuriyet Halk Partisi’dir çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olayları sağlıklı irdeler ve tanıyı, teşhisi de koyar. Evet, bu bir devlet krizidir. Arınma sadece CHP’de değil, büyük ölçüde arındık zaten ama hala var. Arındık, arınacağız, arınacağız. Kör kuruşun hesabını soracağız. Bunu bu millet için yapacağız. Çalışan, alın teri döken insan için, kadınlar için yapacağız biz bunu. Kimseye, yolsuzluk yaptı diye özel bir makam tahsis etmeyeceğiz.

Sorumuz vardı değil mi? Onu her yerde sorun Mehmet Şimşek’e, ‘madem bu olay ortaya çıktı, sen aylarca niye bekledin kardeşim? Kim, hangi güç seni durdurdu? Milyarlarca lira, binlerce insan neden mağdur oldu? Bunun faturasını ödeyecek bir kişi yok mu? Nasıl oluyor bu düzen? Bu düzen kimin düzeni?’ Hortumcuların düzeni.

“BÜROKRASİNİN POLİTİZE EDİLMEMESİ LAZIM”

Karşı çıkacağız kör kuruşun hesabını soracağız. Parlamentoda, sokakta, caddede, tarlada, fabrikada, her yerde hesabını soracağız. Biz hiç kimsenin önünde eğilmeyiz. Bizim verilmeyecek hesabımız yoktur. ve her zaman şunu söyleriz de: Hesap sormazsanız namertsiniz. Bu, yönetilemeyen bir devlet krizidir. Biliniyor, dokunulamıyor, ses çıkarılamıyor. Bir şeyler yapılmak isteniyor, bakan kendi kurumuna sözünü geçiremiyor. Devlette liyakati her zaman vurgularız. İnançlı kardeşlerime de söylüyorum, sevgili Peygamberimizindir, ‘İşi ehline vereceksiniz’ diyen. Siz işi ehline vermiyorsunuz, politize olmuş bir bürokrata veriyorsunuz. O, o kadar ciddi bir güç alıyor ki birilerinden, kendi bakanının sözünü bile dinlemiyor. ‘Sen kimsin? Sen bana talimat vereceksin, ben kararımı kendim alırım. İstediğim zaman uygularım’ diyor. Borsa soygunun temel felsefesi budur. Bürokrat siyasallaşırsa, devlette liyakat biterse, o zaman sorun var demektir. Bürokraside siyasallaşma olmaz, bürokrat devleti temsil eder, devletin memurudur o. Devlet Memurları Kanunu, adı öyle. Siyasi parti memurları kanunu değil, iktidar partisinin memurları kanunu değil. Adı Devlet Memurları Kanunu. Devlet memuruysa o zaman devletin çıkarlarını savunacaksın her yerde. Bürokratik kadrolar politize edilirse devlet kurumsal olarak işlevini yerine getiremez. O nedenle bürokrasinin politize edilmemesi lazım.

“4,5 YILDA 5 SEFER MERKEZ BANKASI BAŞKANINI DEĞİŞTİRİRSEN ENFLASYONU ÖNLEYEMEZSİN”

Bir ülkede 4,5 yılda 5 kez Merkez Bankası Başkanı değişmez. Trump, Merkez Bankası Başkanı’nı görevden alacağım dediği zaman, ‘Sen beni görevden alamazsın’ diye karşı çıkış yaptı Merkez Bankası Başkanı. Eskiden Merkez Bankası başkanlarının görev süreleri vardı ve o görev süreleri içinde kimse dokunamazdı onlara. Onlar, yasaların öngördüğü kuralları yaparlardı, fiyat istikrarını sağlamak için. 4,5 yılda 5 sefer Merkez Bankası Başkanını değiştirirsen enflasyonu önleyemezsin kardeşim. Nitekim geldiğimiz nokta da budur. Enflasyonu önleyemediler. Bir devlet yönetiminde bir kurumu denetlemekle görevli olanlar, denetçiler, müfettişler, kurumu denetlemekle görevli kişiler, denetleyeceği kuruma yönetim kurulu üyesi olarak atanırlarsa o kurum denetlenmeyecektir. Ne yaparsanız yapın, ‘Ben burada sizin garantinizim’ anlamına gelir. Ne demek? Devlet Denetleme Kurulu’nda görev alıyor, Borsa İstanbul’da yönetim kurulunda. Buyurun şimdi, o Devlet Denetleme Kurulu’nda görev alan ne yapacak? Borsa İstanbul’u denetleyecek. İyi ama orada kendisi yönetim kurulunda. Nasıl denetleyecek? Akıl tutulması var. Devleti yönetenlerde bir akıl tutulması var. Borsa İstanbul iyi paralar veriyorsa sen oraya onu gönderemezsin. Ne işi var denetçinin orada? Ben müfettişim. Beni bir şirkete tayin ediyorlar, yönetim kurulu üyesi olarak sonra şirkete ben gideceğim, denetim yapacağım. Olmaz, bu ne demektir? ‘Soygun hep birlikte olacak arkadaşlar’ demektir, geldiğimiz nokta bu.

“BENİM İLK ÇAĞRIMDA MUTLAKA BU OLAYI DENETLEYİN DEMİŞTİM”

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Borsa İstanbul’da. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu üyesi, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi, Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı… Ne kadar saysanız, hepsi Cumhurbaşkanlığı. Bunların hepsi ballı börekli yerlerde görev alıyorlar. Bunlar neyi denetleyecek? Yolsuzluk varsa denetlemezler ki. Benim ilk çağrımda mutlaka bu olayı denetleyin demiştim. Şimdi Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirmişler. İyi de onların hepsi borsa yönetiminde görev almış, neredeyse tamamı. Nasıl denetleyecekler? Yolsuzluk varsa kendisi hesap verecek. Hesap verecek olan kişi orada denetim yapacak. Bir akıl tutulması var. Dolayısıyla bir devlet yönetiminde bürokratlar ve siyasiler iş birliği yaparlarsa o devlet sağlıklı yönetilemez. Politize olmuş yandaşlar atanırsa o devlet sağlıklı yönetilemez. Devlette liyakati yok edip yandaşları belli makamlara getirirseniz, devlet yönetimi siyasallaşmış bürokratların eline düşer. Bürokratlar siyasileri yönetmeye başlarlar. Çünkü çıkar iş birliği, çıkar iş birliğinde vurgunu paylaşacaklar.

3 Ekim günü başka bir vahamet. 3 Ekim günü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu toplanıyor. Bu olayları değerlendiriyor. Kurumun üyeleri var, üyelerle beraber gelir, fonu değerlendirebilirler ama Fon Koordinasyon Kurulu’nun görev yaptığı sırada AK Parti Genel Başkan Yardımcısı orada, iki Grup Başkanvekili orada. Sizin orada ne işiniz var? Siz de yolsuzluğun bir parçası mısınız? Hırsızlığın bir parçası mısınız? Neyi kapatmak için oraya gittiniz? Hangi gerekçeyle oraya gittiniz? Devlet yönetimiyle siyaseti nasıl iç içe getirebilirsiniz? Liyakati nasıl yok edebilirsiniz? Peki, diğer partiler var mı? Çağırmışlar mı diğer partileri? Bütün partilerin grup başkanlarını veya grup başkanvekillerini davet etti mi Sayın Cevdet Yılmaz. ‘Olay şöyledir’ diye bilgilendirdi mi? Hayır. Devlet yönetimiyle iktidar siyaseti birleşirse büyük sorunlar çıkar.”

(SÜRECEK)

Devamını Oku

CHP Grup Toplantısı… Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a anayasa masası şartı: “Siyasi Ahlak Kanunu’nu çıkaralım, arkasından otururuz”

CHP Grup Toplantısı… Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a anayasa masası şartı: “Siyasi Ahlak Kanunu’nu çıkaralım, arkasından otururuz”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

(TBMM) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısına şartlı yanıt vererek, “Bizim Anayasa’dan önce bir Siyasi Ahlak Kanunu’na ihtiyacımız var. Getir arkadaş, önce Siyasi Ahlak Kanunu’nu getir. Siyaset kirlendiyse yolsuzluğu engelleyemezsiniz. Siyasetçi kirlenirse olmaz; o nedenle Siyasi Ahlak Kanunu’nu getir kardeşim, hep beraber oy birliğiyle çıkaralım. Siyasi Ahlak Kanunu’nu çıkaralım, arkasından ‘Anayasa’ mı diyorsun, otururuz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin haftalık grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Ekim’de TBMM’de yaptığı konuşmada yeni anayasa çağrısı yaptığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Sayın Erdoğan, TBMM açılış konuşmasında Anayasa’dan ve anayasal değişiklikten söz etti. ‘Partiler arasında rekabet olabilir ama bizim doğru dürüst bir anayasaya ihtiyacımız var’ dedi. Ben de buradan Sayın Erdoğan’a bir çağrı yapıyorum: Bizim Anayasa’dan önce bir Siyasi Ahlak Kanunu’na ihtiyacımız var. Getir arkadaş, önce Siyasi Ahlak Kanunu’nu getir. Siyaset kirlendiyse yolsuzluğu engelleyemezsiniz. Siyasetin temiz olması, pak olması lazım. Siyasetçi kirlenirse olmaz; o nedenle Siyasi Ahlak Kanunu’nu getir kardeşim, hep beraber oy birliğiyle çıkaralım. Siyasi Ahlak Kanunu’nu çıkaralım, arkasından ‘Anayasa’ mı diyorsun, otururuz. Neden? Çünkü biz Altılı Masa döneminde bu Anayasa’nın ülkeye hayır getirmediğini ve değişmesi gerektiğini oturduk, konuştuk. Toplantılar yaptık, hangi düzenlemeleri nasıl yapacağımızı kamuoyuyla paylaştık. Siyasi Ahlak Kanunu olmadıkça, siyaset kirlilikten arınmadıkça hangi kanunu getirirsen getir; gider siyasetçi, bürokratla iş birliği yapar, devleti soymaya kalkar. Önce Siyasi Ahlak Kanunu’nun çıkması lazım.”

FON KRİZİNE İLİŞKİN 4 ÖNERİ

Fon krizine ilişkin CHP’nin çözüm önerilerini de sıralayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim önerilerimiz 4 madde halindedir. Bir; başta Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) olmak üzere; doğrudan sorumlu olan, denetim görevinde bulunan ve hatta görevi gereği olanı açıklıkla görebilecek mevkide yer alan bütün bürokratlar derhal görevlerinden alınmalıdır. Birinci maddemiz bu; çünkü siyasetçiyle yolsuzluk açısından iş birliği yapıyorlarsa derhal görevden alınmalıdırlar. İki; 5 milyon TL ve üzerinde fona para yatıran, paralarını 2026 Ağustos ve Eylül ayında çekenlerin kimlik, unvan ve para miktarı bilgileri kamuoyuna açıklanmalıdır. Kimler malı götürdü bir görelim! Mağdur olan 458 bin kişiyi gördük, malı götüreni de görelim. Hırsızın kimliğini niye saklıyorsunuz? Malı götüreni niye saklıyorsunuz? Hırsıza ‘Ben senin kimliğini koruyacağım’ diyorsunuz. O kimliği saklıyorsanız suç ortağı konumundasınız, bunun altını çizmek isterim! Üç; bu soygun sürecinin tüm ayrıntıları; bünyesinde bağımsız uzmanların da yer aldığı özel bir komisyon tarafından incelenmelidir. Dört; bu soruşturma, mutlaka suç örgütü kapsamında değerlendirilerek işlem görmelidir. Eğer örgütlü suç kapsamına sokmazsanız 3-5 yıl sürer, malı götüren götürür, dışarı çıkarlar. Hatta çoğu hapse bile girmez. Eğer bu devlet krizinin bir daha yaşanmamasını istiyorsanız bizim bu 4 maddemize uyacaksınız.

Şundan emin olun: Her soruna çözüm üreten parti CHP’dir. CHP, dünyanın en köklü partilerinden birisidir. CHP, hak, hukuk, adalet diyerek büyüyen bir partidir. CHP, asla kirliliği kabul etmeyen bir partidir. CHP; Gazi Mustafa Kemal’in, İsmet İnönü’nün, Ecevit’in, Baykal’ın partisidir. CHP, ahlaki değerleri yüksek bir partidir. CHP, Türkiye’nin temel taşıdır. CHP, devlete yön çizen bir partidir. CHP, hakkı ve hukuku koruyan bir partidir. CHP, kimsesizlerin kimsesi olan bir partidir. CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu ve güçlü partisidir. CHP, boğazından aşağı haram lokma inmemiş olanların partisidir. ve CHP; kadınların, gençlerin, alnı ak olanların partisidir. CHP, tüm toplumu kucaklayan bir partidir.”

(SON)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.