40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
04 Ekim 2026 Pazar
ÇANAKKALE’nin Çan ilçesindeki 86 bin yıllık İnkaya Mağarası’nda yapılan termal dron çalışmalarında, 130 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde çakmaktaşı kütlesi tespit edildi. Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer, “Bu dünyadaki nadir örneklerden biri. Bu, Paleolitik Çağ insanlarının doğrudan doğruya ham madde olarak kullandıkları kaynak aslında ve aynı zamanda onların mağarasını da meydana getiriyor” dedi.
Çan ilçesine bağlı Bahadırlı Köyü sınırlarında bulunan İnkaya Mağarası, 2016 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Paleoantropoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer başkanlığında yapılan ‘Muğla ve Çanakkale İlleri Yüzey Araştırması’ sırasında bulundu. Anadolu-Balkanlar arasındaki Paleolitik Çağ (Eski/Kaba/Yontma Taş Çağı) insanlarının olası karşılıklı göçlerine ışık tutacak mağarada, 2017-2020 yılları arasında Çanakkale Troya Müze Müdürlüğü Başkanlığı önderliğinde, uluslararası bir ekiple dönemsel kazı çalışmaları yapıldı.
KAZININ STATÜSÜ DEĞİŞTİ
Bölgedeki kazı, 2021 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsüne çevrildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izin ve destekleriyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın maddi desteklerinin yanı sıra Ankara Üniversitesi Rektörlüğü, Çanakkale Valiliği, Truva Bakır Maden İşletmeleri A.Ş. ve T-Design Mühendislik Şirketi’nin maddi destekleriyle kazı çalışmaları bu yıl da devam ediyor. 86 bin yıllık İnkaya Mağarası’nda bu yıl da termal dronlarla çalışmalar yapıldı ve mağaranın içerisinde 130 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde çakmaktaşı kütlesi tespit edildi.
‘MÜSRİFÇE TERK ETTİKLERİNİ GÖRÜYORUZ’
Kazı alanında termal dron ile yapılan analizler hakkında bilgi veren Prof. Dr. İsmail Özer, “Alan çok yoğun bitki örtüsüyle kaplı ve biz mağaradaki kayalıkların sınırını tespit etmeye çalışıyoruz. Kayaların bir kısmı yıkılmış, bir kısmı toprak altında devam ediyor. Bunu anlayabilmek için termal dronlarla en azından toprak altında da 1-2 metreye kadar olan ısı farklılıklarına bakarak onları da tespit etmeye çalışıyoruz. Şu anda yaptığımız tespitler bize bu gördüğümüz kayalıkların en az 130 metre uzunluğunda, yaklaşık da 30 metre genişliğinde bir kütle meydana getirdiğini söylüyor. Bu kütlenin önemi nedir? Çünkü bu bir çakmaktaşı kütlesi. Dünyadaki nadir örneklerden bir tanesi. Bu, Paleolitik Çağ insanlarının doğrudan doğruya ham madde olarak kullandıkları kaynak ve aynı zamanda onların mağarasını da meydana getiriyor. Bu nedenle de İnkaya sakinlerinin hiçbir efor sarf etmeden mağara kayalıklarından parçalar kopararak günlük ihtiyaç duydukları ham maddeleri ürettiklerini, sonra bunları biraz da aslında böyle müsrifçe terk ettiklerini görüyoruz. Çünkü normal Neandertal davranışlarında ham maddeleri çok uzak mesafelerden getirdikleri için yontma taş aletler ham maddenin genelde son parçasına kadar büyük bir dikkatle özenle kullanılır. Burada hemen mağara kayalıkları ana ham madde kaynağı olduğu için de bazen birkaç kilo büyüklüğündeki bir çekirdeğin üzerinden tek bir çıkarım yapılarak terk edildiğini bile görebiliyoruz” dedi.
‘JEOTERMAL KAYNAKLAR TERCİH SEBEBİ’
Dönem insanlarının İnkaya Mağarası’nı tercih etmesindeki sebeplerden bir tanesinin jeotermal kaynaklar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özer, “Muhtemelen onların yaşadığı dönemde de çok yakında bir jeotermal kaynak, sıcak su kaynağı vardı. Bu kaynak da o dönemde mikroorganizmaların bolca bulunabileceği, çoğalabileceği ve organik kalıntıları tümüyle tüketebileceği bir ortam sağlıyor. Bir anlamda insanlar için bir mikro klima ortamı sağlıyor. Buzul dönemi insanları için eşsiz bir yaşam ortamı sağlarken, aynı zamanda kalıntıları zaman içerisindeki tüm organik kalıntıların çürümesine, yok olmasına yol açacak bir sebebe de maruz bırakıyor” diye konuştu.
‘MONOGRAF ÇALIŞMASI YAPMAYI PLANLIYORUZ’
Mağaradaki kazı çalışmalarının 10’uncu sezonuna ulaştığına dikkati çeken Prof. Dr. Özer, “Önemli planlamalarımızdan bir tanesi de 10’uncu yıl sonunda bir monograf çalışması yapmak. Kazının ilk yılından itibaren bütün bulgular ve daha önce Çanakkale’de 7 yıl boyunca yaptığımız yüzey araştırmaları bulguları ile birlikte genel bir değerlendirme yapmak. Onu da önümüzdeki yıl içerisinde yayınlamayı planlıyoruz” dedi.
ADANA’da erkenci Mayer cinsi limonun hasadı devam ederken, geçen yıldan kalan yatak limonların halen depolarda ve market raflarında bulunması nedeniyle, yeni sezon ürününe henüz yeterince pazar açılamadı. Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, “Yeni sezon ürünler dalında kilosu 6-10 TL arasında satılıyor. Yeni sezon limona henüz pazar alışmadığı için beklenen fiyata ulaşmadı” dedi.
Çukurova’nın önemli limon üretim merkezlerinden olan Adana’da 2 hafta önce başlayan erkenci Mayer cinsi limonun hasadı sürüyor. Kentte 220 bin dönüm alanda Mayer limon yetiştirildiğini belirten Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, bu sezon 700 bin tonun üzerinde rekolte beklediklerini söyledi.
‘ERKENCİ LİMON İHTİYACININ YÜZDE 40’INI ADANA KARŞILIYOR’
Yeni sezon Mayer limonun fiyatının ürünün kalibresi ve talebe göre 6 ile 10 TL arasında değiştiğini aktaran İncefikir, “Adana, Türkiye’nin Mayer limon ihtiyacının yüzde 40’ından fazlasını tek başına karşılıyor. Kentte ciddi bir rekolte bekliyoruz. Ancak üretici fiyatlardan çok da memnun değil. Fiyatlar ihracatın açılması ve iç piyasadaki talebin artmasıyla değişebilir. Ayrıca lojistik sorunlar da piyasayı olumsuz etkiliyor. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle bölgeye ürün gönderiminde deniz ve kara taşımacılığında sorunlar yaşanıyor. Dolayısıyla erkenci Mayer cinsi limonlarda fiyat düşük kaldı” ifadelerini kullandı.
Geçen sezondan kalan limonların henüz tüketilmemesinin de piyasayı etkilediğine dikkati çeken İncefikir, özellikle yatak limonların halen bulunmasının yeni sezon ürününün pazara girişini zorlaştırdığını vurgulayarak, “Geçen yılki yatak limonların, dikenli limonların depodan çıkıp hala marketlerde ve raflarda olmasının da bir dezavantajı söz konusu. Çünkü bizim sarı limon olarak marketlerden aldığımız yatak limonlar henüz bitmedi. Hala depolarda var. Dolayısıyla bizim yeni limonumuza henüz pazar açılmadı. Bu nedenle yeni limon beklenen fiyata ulaşmadı” diye konuştu.
Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, halk sağlığını korumak ve güvenilir gıda arzını sağlamak amacıyla kent genelinde yürüttüğü denetim çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Son bir haftada gerçekleştirilen kapsamlı çalışmalarda yüzlerce işletme mercek altına alındı.
Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, gıda güvenliği ve tüketici sağlığının korunmasına yönelik 25 Eylül – 02 Ekim 2026 tarihleri arasında il genelinde yürütülen faaliyetlerin raporunu kamuoyuyla paylaştı.
383 İşletmeye Sıkı Markaj
Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’ne bağlı gıda kontrolörleri tarafından yürütülen saha çalışmaları kapsamında, bir hafta içerisinde toplam 383 denetim gerçekleştirildi. Üretim, satış ve toplu tüketim yapılan gıda işletmelerinde; hijyen şartları, izlenebilirlik, ürünlerin son tüketim tarihleri ve depolama koşulları titizlikle incelendi.
Laboratuvar Analizleri İçin Numuneler Alındı
Rutin denetimlerin yanı sıra gıda güvenilirliğinden şüphe duyulan ya da mevzuat gereği kontrol edilmesi gereken ürünlerden de numune alımı yapıldı. Bu kapsamda, Türk Gıda Kodeksi’ne uygunluğunun laboratuvar ortamında incelenmesi amacıyla 12 farklı numune alınarak analiz edilmek üzere ilgili birimlere gönderildi.
Vatandaşın İhbarları Anında Değerlendirildi
Tüketicilerin gıda konusundaki en büyük güvencelerinden biri olan Bakanlığın “Alo 174 Gıda Hattı” da etkin bir şekilde işletildi. Hafta boyunca vatandaşlar tarafından yapılan ve titizlikle incelenen 15 başvuru ve ihbar hızlıca takibe alınarak sonuçlandırıldı.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşması amacıyla yürütülen denetimlerin, mesai mefhumu gözetilmeksizin kararlılıkla devam edeceğini bildirdi. Tüketicilerin gıda ile ilgili karşılaştıkları her türlü olumsuzluğu “Alo 174 Gıda Hattı”na bildirmelerinin büyük önem taşıdığı vurgulandı.
“Bizim Gök Kubbemiz” projesi kapsamında İstanbul’dan Erzurum’a gelen ilçe milli eğitim müdürleri ve şube müdürleri, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürü Süleyman Ekici’yi makamında ziyaret etti.
Proje kapsamında yürütülen çalışmaların ele alındığı ziyarette, eğitim yöneticileri arasındaki iş birliği ve tecrübe paylaşımına yönelik karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Erzurum İl Milli Eğitim Müdürü Süleyman Ekici, nazik ziyaretleri için meslektaşlarına teşekkür etti.
Projenin önemine dikkat çeken İl Müdürü Ekici, “Bizim Gök Kubbemiz” projesinin öğrenciler arasında ortak değerlerin güçlendirilmesi ve farklı kültürler arasında köprüler kurularak bağların geliştirilmesi açısından çok önemli ve değerli bir çalışma olduğunu ifade etti.
Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Denizli’nin Çivril ilçesi Işıklı Mahallesi’nde elma üretimi yapan çiftçi ve mahalle muhtarı Serkan Aymaz, artan girdi maliyetleri ve düşen ürün fiyatları nedeniyle üreticinin zor durumda olduğunu söyledi.
Elma üreticilerinin artan maliyetler karşısında zor bir sezona girdiğini savunan Serkan Aymaz, bu yıl bahçesinden 70-100 ton arasında elma hasadı beklediğini belirterek, mevcut fiyatlarla üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını ifade etti. Seyreltme döneminde elde edilen elmaların işçilik maliyetini karşılamadığı için tarlada kaldığını belirten Aymaz, “Geçen yıl 6 lira olan seyreltme elması bu yıl 3 liraya düştü. İşçi yevmiyesi erkeklerde 2 bin, kadınlarda ise bin 500 lira. Bu fiyatlarla seyreltme elması işçiliğin maliyetini kurtarmadığı için tarlada kaldı” dedi.
“Maliyetler yüzde 100 arttı”
Gübre, mazot, ilaç ve işçilik başta olmak üzere tüm girdi maliyetlerinin arttığını ifade eden Aymaz, elma fiyatlarının ise üreticinin beklentisini karşılamadığını söyledi. Aymaz, “Geçen yıl 40 lira civarında olan elmanın bu yıl 20-25 lira seviyelerinde kalması, ıskarta elmanın ise 11-12 liradan yaklaşık 4 liraya düşmesi üreticiyi daha da zorladı. Buna karşılık maliyetler yüzde 100 arttı. Bu yıl 70-100 ton arasında elma hasadım var. Bu kadar ürünün üretim maliyetini karşılamak bile başlı başına büyük bir yük.” diye konuştu.
“Çiftçi artık masrafsız ürüne yöneliyor”
Çivril’de her geçen gün elma bahçelerinin azaldığını belirten Aymaz, üreticilerin maliyeti daha düşük ürünlere yöneldiğini dile getirdi. Aymaz, “Çivril için ekonomik kayıp yılı yaşıyoruz. Üretici kazanamıyor. Marketlerde elma 140 liraya kadar çıkıyor. Devlet bunun neresinde, kim neyi denetliyor? Çiftçi artık masrafsız ürüne yöneliyor. Gübre, mazot, ilaç ve işçilik maliyetleri nedeniyle arpa, buğday, kayısı ve şeftali gibi ürünlere yönelim başladı.” ifadelerini kullandı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.