DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000€% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

a

27 Eylül 2026 Pazar

DİĞER YAZARLARIMIZ

Sivas Şarkışla’da park halindeki plakasız otomobil yandı ve kullanılamaz hale geldi

Sivas Şarkışla’da park halindeki plakasız otomobil yandı ve kullanılamaz hale geldi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sivas’ın Şarkışla ilçesinde park halindeyken yanan otomobili, itfaiye ekipleri söndürdü.

Pınarönü Mahallesi Sanayi Caddesi’nde park halindeki plakasız otomobilde, henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.

İtfaiye ekiplerince söndürülen yangında, araç kullanılamaz hale geldi.

Devamını Oku

RAF Fairford yakınında terör şüphesiyle 5 kişi gözaltına alındı

RAF Fairford yakınında terör şüphesiyle 5 kişi gözaltına alındı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İngiltere’de, ABD hava kuvvetleri tarafından kullanılan RAF Fairford yakınlarında “terör eylemi hazırlığı içinde oldukları”şüphesiyle beş kişi gözaltına alındı. Londra’nın yaklaşık 120 kilometre kuzeybatısındaki havva üssü yakınlarında yaşayan en az 85 aile tahliye edildi. Bölgedeki Whelford köyüne bomba imha ekipleri sevk edildi.Helikopterden çekilen görüntülerde, askeri bir robot köyde park halindeki üç beyaz minibüsün yakınında çalışırken görünüyor. Yetkililer, gözaltına alınan beş kişinin kimliğini veya uyruğunu açıklamadı.Üs, son olarak ABD güçleri tarafından İran saldırılarında kullanıldı. ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin uzun süredir izlendiğini söyledi. “Onları takibe almıştık. Kalemize ciddi zarar vermeyi amaçlıyorlardı; İngilizlerle yapılan iş birliği ise harika bir şekilde işledi” dedi.Trump şüphelilerin “ciddi zararlar verme niyetinde olduklarını” belirtti.

İngiltere Savunma Bakanı Wes Streeting, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Durumun kontrol altında olduğunu bilmek içimizi rahatlatabilir. Acil durum müdahale ekiplerimizin ve silahlı kuvvetlerimizin haftanın yedi günü, günün 24 saati göreve hazır olmalarının nedeni de tam olarak budur” dedi. BBC Verify tarafından coğrafi konumu doğrulanan bir görüntüde, gözaltına alınan kişiler askeri üs yakınlarında görülüyor. Gloucestershire Polisi, 27 Eylül sabahı TSİ 00: 45 civarında, hava üssüne doğru ilerleyen “üç şüpheli araç” hakkında bir ihbar aldıklarını açıkladı.RAF Fairford, uzun süredir ABD ordusu tarafından ileri harekat üssü olarak kullanılıyor. ABD Hava Kuvvetleri, olayın ardından “teyakkuz halinde olduklarını” bildirdi.Fairford hava üssü hakkında neler biliniyor? Gloucestershire ve Wiltshire sınırında yer alan RAF Fairford, uzun süredir ABD Hava Kuvvetleri tarafından ileri harekat üssü olarak kullanılıyor. Üssün ABD Hava Kuvvetleri ile olan geçmişi onlarca yıl öncesine dayanıyor. Tesis Soğuk Savaş döneminde ve daha sonra 1991’deki ilk Körfez Savaşı sırasında ABD Hava Kuvvetleri Stratejik Hava Komutanlığı tarafından kullanıldı. Ayrıca 2003 yılında Irak’a düzenlenen hava harekatlarında, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait B-52 bombardıman uçakları da bu üsten havalandı. Üs en son, eski Başbakan Keir Starmer’ın, İran’ın füze tesislerine karşı bu üsten yürütülecek “savunma amaçlı” ABD harekatına izin vermesinin ardından 1 Mart tarihinde kullanıldı.Kısa bir süre sonra, İngiltere Savunma Bakanlığı’nın “İran’ın füze kapasitelerini yok etmeye yönelik savunma amaçlı görevler” olarak tanımladığı harekat kapsamında, ABD’ye ait ağır bombardıman uçakları buradan havalanmaya başladı.Bu adım, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılara başlamasının ardından geldi.

BBC

Devamını Oku

Adalet Bakanı Gürlek’ten, Sultanbeyli’de şehit ailesine ziyaret

Adalet Bakanı Gürlek’ten, Sultanbeyli’de şehit ailesine ziyaret
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Şanlıurfa Akçakale’de 2015’te zırhlı aracın devrilmesi sonucu şehit olan Faik Yüce’nin ailesini Sultanbeyli’de ziyaret etti.

Bakan Gürlek, “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” kapsamında Sultanbeyli’de ziyaretlerde bulundu.

Gürlek, 2015’te terhisine üç ay kala Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde şehit düşen Faik Yüce’nin ailesini ziyaret etti. Gürlek, şehidin annesi Menice ve babası Hamit Yüce ile sohbet etti.

Ziyarette dua edildi.

Devamını Oku

İzmir’de kadın örgütleri Rojin Kabaiş davasında delillerin karartıldığını savundu

İzmir’de kadın örgütleri Rojin Kabaiş davasında delillerin karartıldığını savundu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

(İZMİR) – İzmir’de kadın örgütleri, Rojin Kabaiş’in ölümünün ikinci yılı nedeniyle bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Bugün Rojin’in davası, bize şüpheli kadın ölümlerinin nasıl üzerinin örtülmek istendiğini bir kez daha gösteriyor. Kadın cinayetlerini aydınlatmak, kadınlar için adaleti sağlamak yerine delillerin nasıl karartıldığını, faillerin nasıl aklandığını bir kez daha görüyoruz” denildi.

İzmir’de kadın örgütleri, Rojin Kabaiş’in ölümünün ikinci yılı nedeniyle Alsancak ÖSYM binası önünde bir araya geldi. “Rojin için adalet”, “İntihar değil bu bir cinayet”, “Rojin Kabaiş isyanımızdır”, sloganlarıyla gerçekleştirilen yürüyüşün ardından Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yapıldı.

Kadın örgütleri adına açıklama yapan Zeynep Tekin, “Rojin Kabaiş, 21 yaşında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi bir genç kadındı. Bundan 2 yıl önce, 27 Eylül 2024’te kaldığı Seyyid Fehim Arvasi KYK yurdundan çıktı ve ondan bir daha haber alınamadı. Rojin’in cansız bedeni kaybolmasının üzerinden 18 gün geçmesinin ardından Van Gölü kıyısında, son görüldüğü yerin 24 km uzağında, akıntının tersi yönünde bulundu. Ailenin tüm taleplerine rağmen geniş çaplı bir arama yapılmadı, sadece göle yoğunlaşıldı. Rojin’in bedeninin henüz bulunduğu gün, daha otopsi bile tamamlanmadan, Van valisi ve emniyet müdürü ısrarla aileye bunun bir intihar olduğunu dayattı. Daha ilk andan; gerçeklerin açığa çıkmasının, Rojin için bir adalet mücadelesinin başlamasının önüne geçmek istediler. Rojin’in katledilişinin üzerini intihar diyerek örtmek istediler” ifadelerini kullandı.

“ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİ, ÜZERİ ÖRTÜLEN KADIN CİNAYETLERİDİR”

Şüpheli kadın ölümlerine dikkat çeken Zeynep Tekin, şunları kaydetti:

“Bugün Rojin’in davası, bize şüpheli kadın ölümlerinin nasıl üzerinin örtülmek istendiğini bir kez daha gösteriyor. Kadın cinayetlerini aydınlatmak, kadınlar için adaleti sağlamak yerine delillerin nasıl karartıldığını, faillerin nasıl aklandığını bir kez daha görüyoruz. Bu süreç; yalnızca bir dizi ihmalden ibaret değil, sistematik bir şekilde devlet ve devletin üniversite, yurt, Adli Tıp Kurumu, Adalet Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü gibi kurumlarınca işlenen, kadınların yaşam hakkını gasp eden bir suçtur. Erkek devletin kadın cinayetlerindeki sistematik cezasızlık politikalarıyla ilk defa karşılaşmıyoruz. Çünkü Rojin Kabaiş yalnız değil. Şule Çet’in, Nadira Kadirova’nın, Gülistan Doku’nun, Hande Buse Şeker’in, Aleyna Çakır’ın ve daha nice kadının katledilişinin ve kaybedilişinin benzer biçimlerde üstü kapatılmak istendi. Gülistan Doku’nun bedeni 6 yıldır bulunamıyor. 2019 yılında İzmir’de katledilen trans kadın Hande Buse Şeker’in davasında da yargılama devam ediyor. Davanın avukatları sanığın ‘eziyet çektirerek öldürme’ kapsamında cezalandırılmasını talep ederken, Yargıtay 1. Ceza Dairesi 29 Haziran 2026 tarihli bozma kararında eylemin “bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak, delilleri gizlemek ve yakalanmamak amacıyla” gerçekleştirilen nitelikli kasten öldürme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar verdi. Duruşma 21 Ekim’e ertelendi. Aleyna Çakır olarak bilinen Sema Esen’in şüpheli ölümüne ilişkin davada ise 22 Eylül 2026’da karar açıklandı. Ümitcan Uygun, ‘intihara teşvik etmek ve intihar kararını kuvvetlendirme’ suçundan 4 yıl hapis cezasına çarptırılırken ‘eziyet etme’ suçundan beraat etti. Hande Buse Şeker’den Aleyna Çakır’a, Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e kadar kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkını ilgilendiren davalarda ortak bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Devletin tüm kurumları örgütlü bir şekilde kadın cinayetlerinin üstünü örtmektedir. Şüpheli denilen kadın ölümleri aslında failleri korunan şüphesiz kadın cinayetleridir.”

“ROJİN’İN KATİLLERİ BULUNSUN, DERHAL YARGILANSIN”

Kadın örgütlerinin taleplerini sıralayan Tekin, şöyle konuştu:

“Rojin’in katledilişinden bu yana etkin soruşturma yürütmeyen, intihar algısı oluşturan, delilleri araştırmayan, aksine delilleri karartan tüm kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılsın. 2 yıldır delilleri karartarak suç işleyen Adli Tıp Kurumu, ATK Başkanı Hızır Aslıyürek ve raporu hazırlayan görevliler; otopsi yapılmadan aileye Rojin’in intihar ettiğini söyleyen Van Valisi Ozan Balcı; dönemin İl Emniyet Müdürü; Van YYÜ Rektörü Hamdullah Şevli ve ailesi; Rektörlük Genel Sekreteri Cahit Tekin hakkında soruşturma yürütülsün Rojin’in kaybedildiği günden bugüne kadar yaşanan tüm süreç, delillerin neden araştırılmadığı ve hangi delillerin neden karartıldığı bütün yönleriyle incelensin. Adı geçen ve soruşturma sürecinde ihmali, kusuru veya sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılsın ve yargılansın. Rojin’in kaybedildiği gün son mesajlaştığı ve telefonu ile aynı saatte aynı yerde sinyal veren Mehmet Çelik ve olaydan sonra görüştüğü M.N.K. gözaltına alınsın ve DNA örneği alınsın. Rojin Kabaiş için adalet sağlansın. Gerçekler ortaya çıkarılsın, sorumlular hesap versin. Rojin Kabaiş’in telefonunun bulunduğu yerde şüpheli hareketlerde bulunan Özel Güvenlik görevlisinin ifadesi alınsın. Rojin Kabaiş’in kaybolduğu gece Bardakçı köyündeki bir evde 2 erkek 1 kadının ağır bir cismi eve taşıdığı, ertesi gün ise tekrar arabaya taşıdıkları görüntülere yansımıştır. Görüntüdeki kişiler derhal soruşturulsun. Geldiğimiz aşamada deliller gösteriyor ki Rojin’in ölümündeki tüm şüpheler ortadan kaldırılmıştır. Bu bir kadın cinayetidir. Rojin Kabaiş’in katilleri bulunsun, derhal yargılansın. Rojin Kabaiş’in ve tüm şüpheli kadın ölümleri aydınlatılması için mücadele etmeye aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Biz iddialıyız. Şüpheli kadın ölümleri üzeri örtülen kadın cinayetleridir. Kadınların ölümünün şüpheli kalmasına izin vermeyeceğiz. Şüpheli kadın ölümlerini aydınlatacağız. Buradan tüm kadınları şüpheli kadın ölümlerine, kadın cinayetlerine karşı mücadeleye çağırıyoruz.”

Devamını Oku

BBP Başkanı Destici, Yazıcıoğlu soruşturmasında şüphelerin aydınlatılacağını söyledi

BBP Başkanı Destici, Yazıcıoğlu soruşturmasında şüphelerin aydınlatılacağını söyledi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmayla alakalı, “İnşallah bu hadisede bütün şüphelerin üzerine gidilecek ve bütün şüpheler aydınlatılacak, hakikat, gerçek inşallah ortaya çıkarılacak.” dedi.

Destici, partisinin il başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, 2009’daki helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP Kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki kişileri andı.

Kazanın üzerinden 17 yıldan fazla zaman geçtiğini hatırlatan Destici, parti olarak olayın hem hukuki hem de siyasi açıdan takipçisi olduklarını söyledi.

Destici, soruşturma dosyasının farklı dönemlerde farklı mercilerce ele alındığını, bazı dönemlerde ise takipsizlik kararlarının verildiğini belirterek, sürecin Ankara’da yürütülmesi yönündeki taleplerinin ardından dosyanın Ankara’ya gönderildiğini anlattı.

Soruşturmanın, özellikle helikopterin düşürülmüş olabileceği, arama kurtarma çalışmalarının gerektiği şekilde yürütülmediği ve olayla ilgili bazı incelemelerde farklı raporlar hazırlandığı yönündeki şüpheler dahil bütün yönleriyle ele alınması gerektiğini vurgulayan Destici, sürecin titizlikle yürütülmesini istedi.

İkinci operasyon dalgasının arama kurtarma faaliyetleri ve soruşturmanın farklı yönlerine ilişkin olduğunu ifade eden Destici, “Yani geniş kapsamlı bir operasyon oldu ikinci dalga. İnşallah bu hadisede bütün şüphelerin üzerine gidilecek ve bütün şüpheler aydınlatılacak, hakikat, gerçek inşallah ortaya çıkarılacak. Bizim de beklentimiz bu.” diye konuştu.

Fon soruşturmasına da değinen Destici, “Şimdi dolayısıyla burada çok anormal işler var ama burada devletin ilgili kurumlarının da Adalet Bakanlığının da başta olmak üzere cesaretle bu meselelerin üstüne gidiliyor. Ucu nereye dokunursa dokunsun, kime dokunursa dokunsun, nereye kadar giderse gitsin, dokunacağının da emarelerini görmeye başladık. Hükümete, iktidara yakın olmak, milletvekili olmak, efendim büyük sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri olmak, siyasetçi olmak, birilerine yakın olmak hiçbirine koruma sağlamamalı çünkü burada milletin hakkı var. Şuna da inanıyorum. İnşallah bunların hepsi ortaya çıkarılacak. Mağduriyet yaşayan vatandaşlarımızın da özellikle küçük yatırımcıların inşallah mağduriyetleri giderilecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Terörsüz Türkiye süreci

“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin partisinin tutumunun net olduğunu belirten Destici, terörün müzakereyle değil mücadeleyle sona erdirilmesi gerektiğini savundu.

PKK ve DEM Parti’ye ilişkin eleştirilerde bulunan Destici, Kürt vatandaşlarla herhangi bir sorunlarının bulunmadığını, karşı durdukları unsurun terör örgütü olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz, terörün müzakereyle değil mücadeleyle bitirileceğine inanıyoruz ve nitekim Türkiye’de terör mücadeleyle bitirilmiştir zaten. Şu anda Türkiye’de terör yoktur. Şırnak’ta da yoktur, Van’da da yoktur, Ağrı’da da yoktur. Efendim Bestler Deresi’nde de yoktur, Cehennem Deresi’nde de yoktur, Gabar’da da yoktur. Hiçbir yerde yoktur elhamdülillah.” diye konuştu.

Sürecin pazarlık ve şartlar üzerinden yürütülmesine karşı olduklarını belirten Destici, silah bırakma ve örgütün kendisini feshetmesi halinde bundan memnuniyet duyacaklarını ancak Türkiye’nin milli kimliği, bayrağı ve dili konusunda taviz verilmesini kabul etmeyeceklerini söyledi.

Destici, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun konuşmasına da tepki gösterdi.

Gazze’deki gelişmeler nedeniyle İsrail’i eleştiren ve Filistin meselesinde İslam ülkelerinin daha güçlü işbirliği içinde olması gerektiğini dile getiren Destici, “Katil Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden kimi hedef aldı? Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı’nı ve Türkiye’yi hedef aldı çünkü bu noktada samimi olarak İsrail’in karşısında duran Türkiye oldu. Katil Netanyahu’yu, soykırımcı İsrail’i kınıyor ve lanetliyoruz.” ifadelerini kullandı.

İslam ülkelerini Filistin konusunda ortak hareket etmeye çağıran Destici, Türkiye’nin de bu konudaki girişimlerini sürdürmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.