40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
07 Ekim 2026 Çarşamba
Haber: ÇAĞATAN AKYOL
(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Davası’nın 94’üncü gününde tutuklu Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile itirafçı reklamcı Cüneyt Yakut arasında tartışma yaşandı. Yakut, “Alt taşeronluk işi yapmıştım. 10 milyonluk çeki Murat Ongun’a odasında teslim ettim” dedi. Ongun’un “Medya AŞ’nin hangi ihalesinin alt taşeronuydun” sorusuna ise Yakut, “Yazılı olarak sunacağım” yanıtını verdi. Yaşanan tartışmada Yakut’un “Allah’sız” demesinin ardından duruşmaya ara verildi.
Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın yargılamasına devam ediliyor. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülen davada 94’üncü gün yapılıyor.
Duruşmada savunma yapan eski Ağaç AŞ Genel Müdürü Yardımcısı Metin Aras, şunları söyledi:
“Bugün burada ve karşınızda hiçbir sürecinde etkili ve yetkili olmadığım bir dosya sebebiyle bulunmaktayım. 15 Kasım 2023 tarihinde tüm ihale süreci tamamlanmış bir dosya sebebiyle yargılanırken 27 Kasım 2023 tarihinde, yani ihale sürecinin tamamlanıp idareyle sözleşmenin imzalanmasından tam 12 gün sonra işe başlamış biri olarak kararı ve yorumu size bırakıyorum. Uygulamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak 27 Kasım 2023 tarihinden 01 Ocak 2026 tarihine kadar görev, yetki ve sorumluluğum; ihalesi tamamlanmış mahallerde müteahhidi belli olmuş işlerin teknik ve idari şartnamesine uygun olarak zamanında, eksiksiz bir şekilde tamamlanmasını takip etmek, imalat sonucunda yapılan hak edişlerin doğru olup olmadıklarını kontrol ettikten sonra kurum bünyesindeki ilgili birime sevk etmekten ibaret olup onu da Anadolu ve Avrupa Yakası müdürlüklerim, onların altındaki şeflikler ve şefliğe bağlı işinin ve mesleğinin yetkin teknik personellerim vasıtasıyla yapmaktaydım.”
PARA TESLİM ETTİĞİNİ BEYAN ETTİĞİ KİŞİYLE TANIŞMASINI HATIRLAMADI
Daha sonra itirafçı sanık Süleyman Uzun’un savunmasına geçildi. Ağaç AŞ’den düzenli ödeme alamadığını öne sürerek tutuklu Hüsnü Yüksel Tunar’a iki kez 100 bin dolar verdiğini iddia eden Uzun, Tunar’ı tanıdığını ancak samimiyetinin olmadığını, numarasını ise Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’tan aldığını anlattı. Tunar’ın “Biz nerede tanıştık” sorusuna “Hatırlamıyorum” demesi üzerine Tunar, “Dragos’ta tanışmış olabilir miyiz” diye sordu. Uzun, “Olabilir” dedi. Tunar da “Biz Dragos çiftliğinde tanıştık, telefonlarımızı da orada aldık” ifadelerini kullandı.
“YALAN” DEDİĞİ İFADESİYLE İLGİLİ “KORKTUM” DEDİ
İtirafçı Ali Yakut’un savunmasının ardından tutuklu Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, “Bu dosyada 20 saat arayla iki farklı ifadeniz var. Biri poliste, biri savcılıkta. Savcılıkta verdiğiniz ifadede polisteki ifadenizin yalan olduğunu söylüyorsunuz. Yalan konuşmanızdaki motivasyon neydi” diye sordu. Yakut, “Gece saat 23.00’te polis emniyet müdürlüğüne çağırınca korktum” dedi.
SORULARIN PEK ÇOĞUNA CEVAP VERMEDİ
İtirafçı Cüneyt Yakut da savunmasında firari Emrah Bağdatlı üzerinden Murat Ongun’u suçladı. Savunması bitince Murat Ongun, Cüneyt Yakut’a soru sormak için söz aldı. Yakut, pek çok soruya “Cevap vermek istemiyorum” derken Ongun’un soruları devam ettiği sırada ise “Yeminli bir ek ifade vermek istiyorum” dedi. Ongun’un Bağdatlı ile bir çark kurarak ihaleler organize ettiğini öne süren Yakut ile Ongun arasında tartışma yaşandı. Ongun, “Bağdatlı nefes alsa benden biliniyor” tepkisini gösterdi.
“ALLAH’SIZ” DEDİ
Yakut, “Alt taşeronluk işi yapmıştım. 10 milyonluk çeki Murat Ongun’a odasında teslim ettim” dedi. Ongun’un “Medya AŞ’nin hangi ihalesinin alt taşeronuydun” sorusuna ise Yakut, “Yazılı olarak sunacağım” yanıtını verdi. Yakut, Ongun’a “Şoförler, muhasebeciler, insanlar boş yere yatıyor burada. ‘Emrah’la yedim’ desene, insanlar çıksın. Allah’sız” dedi. Yakut, devamında ise mahkeme başkanına dönerek “Şekerim var” diye seslendi. Yaşanan tartışma nedeniyle duruşmaya ara verildi.
Hatay’ın Arsuz ilçesinde altyapı çalışması sırasında toprak altında kalan işçi yaralı olarak kurtarıldı.
Tülek Mahallesi’nde yürütülen altyapı çalışması sırasında henüz bilinmeyen nedenle toprak kayması meydana geldi.
Bu sırada alanda çalışan işçi A.A. göçük altında kaldı.
İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Ekiplerin çalışmasıyla toprağın altından çıkarılan işçi yaralı olarak Arsuz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Haber: Ogün Akkaya
(TBMM) – Ak Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, fon krizine ilişkin ” Kim olursa olsun piyasayı bozan ve yatırımcıyı mağdur eden herkes bunun sonuçlarına katlanacaktır. Piyasa manipülasyonu yapanlar hukuk önünde hesap verecektir. Vatandaşımızın, yatırımcımızın canını yakan, huzur ve güven iklimini bozmaya teşebbüs eden her kim varsa makamı, unvanı, partisi fark etmeksizin hukuk önünde bedel ödeyecek, gereken yapılacaktır. Zararın faturası milletimize değil, sorumlulara ödetilecektir. Gönüllü iade bir af değildir. Yapılan iade, ilgililerin hukuki sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmayacaktır. Bunun hukuki sonuçlarını değerlendirecek olan Türkiye Cumhuriyeti yargısıdır” ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulu’nda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin bilgilendirmesinin ardından siyasi parti grupları söz aldı.
AK Parti Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, şunları kaydetti:
“Fon piyasasında yaşanan gelişmeleri ilk günden bu yana yakından takip ediyoruz. Sürecin bütün boyutlarını dikkatle değerlendiriyoruz. Öncelikle bir ayrımı çok net bir şekilde ortaya koymak isterim. Türkiye’nin finansal sistemi güçlüdür. Yaşanan sorun finansal sistemimizin bütünlüğüne ilişkin bir sorun değildir. Fon piyasasının sınırlı bir bölümünde belirli işlemler ve uygulamalar çerçevesinde ortaya çıkan bir durum söz konusudur. 2 Ekim 2026 itibarıyla tasfiyedeki fonların toplam portföy değeri hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4’üne karşılık gelmektedir. Bu nedenle meseleyi Türkiye’nin finansal sisteminin geneline teşmil etmek, buradan sistemin bütününe ilişkin bir risk algısı üretmek doğru değildir. Türkiye’nin güçlü bir sermaye piyasası altyapısı vardır. Devletimizin de ortaya çıkan her soruna karşı düzenleme, denetleme ve yaptırım kapasitesi bulunmaktadır. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan sorunların diğer fonlara ve piyasanın geneline yayılmasını önlemek amacıyla güçlü ve kapsamlı tedbirler alınmıştır. Dolayısıyla yaşanan süreç bütün yönleriyle incelenmektedir.
“RİSKİN YAYILMASI ÖNLENDİ”
Kim olursa olsun piyasayı bozan ve yatırımcıyı mağdur eden herkes bunun sonuçlarına katlanacaktır. Piyasa manipülasyonu yapanlar hukuk önünde hesap verecektir. Vatandaşımızın, yatırımcımızın canını yakan, huzur ve güven iklimini bozmaya teşebbüs eden her kim varsa makamı, unvanı, partisi fark etmeksizin hukuk önünde bedel ödeyecek, gereken yapılacaktır. Sürecin daha ilk aşamasında ilgili bütün kurumlarımız harekete geçti ve birbirini tamamlayan bir dizi tedbir hayata geçirildi. Merkez Bankamız, Sermaye Piyasası Kurulu, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildi. Böylece sorunlu fonlar derhal karantinaya alındı ve riskin yayılması önlendi. BDDK sorunlu gruplara ait banka ve factoring şirketlerinin TMSF’ye devrine karar verdi. Emlak Katılım Bankası ise Katılım Evim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası’nın devreye alınmasına ilişkin süreci başlattı. Bütün bu adımlar kurumlarımızın gelişmelere hızlı, eş zamanlı ve koordineli biçimde müdahale ettiğini açıkça göstermektedir. Süreç Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile Adalet Bakanlığımızın koordinasyonunda iki koldan yürümektedir. Bir yanda piyasa istikrarı ve yatırımcı hakları gözetilerek tasfiye süreci yürütülmekte, diğer yanda sorumluların tespiti ve hesap vermesi için adli süreç kararlılıkla işletilmektedir.
“KİM OLURSA OLSUN…”
Kıymetli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki iradesi ilk günden itibaren son derece açık ve nettir. Kim olursa olsun, ister piyasa manipülasyonuyla, ister borsa oyunlarıyla, isterse yolsuzlukla milletin hakkına, malına, mülküne el uzatan herkes karşısında devleti ve hukuku bulacaktır. Bu kararlılığın bir gereği olarak Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulu’nu konunun bütün yönleriyle incelenmesi için görevlendirmiştir. Kurul, ilgili kurumlarda ihmal veya suistimal bulunup bulunmadığını, denetim mekanizmalarının etkinliğini ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için alınması gereken yapısal ve hukuki tedbirleri inceleyecektir. Sürecin farklı kurumlar arasında dağılmadan tek merkezden hızlı ve koordineli biçimde yürütülmesi amacıyla da Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Fon Tasfiye Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur. Koordinasyon kurulunun temel görevi yatırımcılarımızın meşru haklarını ve kamu yararını birlikte gözeterek tasfiye sürecinin adil ve mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasını sağlamaktır. Adalet Bakanlığımızın koordinasyonunda yürütülen adli süreç de çok yönlü olarak devam etmektedir.
“85 TUTUKLU BULUNMAKTA”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 106 ve 107. maddeleri ile TCK’nin 157, 158, 220 ve 282. maddeleri kapsamında 9 ayrı dosya üzerinden bilgi suistimali, piyasa dolandırıcılığı, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya örgüte üye olma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına ilişkin soruşturmalar yürütülmektedir. 85’i tutuklu, 97’si adli kontrol altında olmak üzere toplam 206 şüpheli bulunmaktadır. Bahsettiğim tedbirlere ilave olarak 1 Temmuz-16 Eylül arasındaki fon çıkışları incelemeye alınmış, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlıkları dondurulmuştur. Hukuk devleti sınırları içinde gereken her adım atılmaktadır ve atılmaya da devam edecektir. Değerli milletvekilleri, burada üzerinde durmamız gereken bir başka husus da şudur. Bu alandaki tedbirler 17 Eylül’de başlamadı. Fon piyasasında ortaya çıkan risklere karşı düzenleyici ve denetleyici kurumlarımız çok daha önce harekete geçmiş, tedbirler aşamalı olarak hayata geçirilmiştir. 21 Kasım 2024’te Finansal İstikrar Komitesi kararı doğrultusunda para piyasası fonlarına ilk sınırlamalar getirilmiştir. SPK fonların portföylerinin en az yüzde 10’unu Hazine tahvil ve bonosunda tutmasını zorunlu kılmıştır. 4 Kasım 2025’te Hazine ve Maliye Bakanımız bazı konular üzerinden gerçekleştirilen manipülatif işlemlere dikkat çekmiştir. Ardından 18 Aralık’ta serbest fonlara giriş eşiği 1.000.000 liradan 10.000.000 liraya yükseltilmiştir. 2026 yılında da düzenleme ve denetim adımları devam etmiştir. TEFAS altyapısı yenilenmiş, tasarruf finansman şirketlerine yeni sınırlamalar getirilmiş ve fonların değerleme esasları değiştirilmiştir. Dolayısıyla alınan tedbirler tek bir tarihte değil, risklerin gelişimine göre aşamalı ve birbirini tamamlayacak şekilde hayata geçirilmiştir. ve bütün bu tedbirlerin ardından 28 Ağustos 2026’da SPK Yatırım Fonu Rehberi yayınlanmış, 1 Eylül’de yürürlüğe girmiştir. 28 Ağustos’ta yayınlanan Yatırım Fonu Rehberi ile şeffaflığın artırılması, manipülasyon riskinin azaltılması, yatırımcıların korunması ve fon sektörünün güçlendirilmesi hedeflenmiştir.
“TASFİYE SÜRECİ NASIL İŞLEYECEK?”
Bugün bize düşen görevin geçmişte yapılanları sıralayıp mevcut sorunu görünmez kılmak değil, tam tersine geçmişte oluşturulan kurumsal kapasiteyi yeni şartlara göre daha da ileri taşımak olduğunun da farkındayız. Tasfiye kararına konu 6 şirkete ait 125 fonun tasfiyesini Ziraat Bankası yürütmektedir. TERA’ya ait 6 fonun tasfiyesini ise TERA’nın saklayıcı kuruluşu olması nedeniyle İş Bankası yürütmektedir. Gelelim vatandaşlarımızın en çok merak ettiği konuya. Tasfiye süreci nasıl işleyecek? Burada tasfiye süreci şeffaf, adil ve etkin bir şekilde yürütülecektir. Bunun için üç ilke belirlenmiştir. Birincisi, fonlar tasfiye edilirken kamu kaynağı kullanılmayacaktır. Yani bu süreçte milletimizin vergileri, devletimizin bütçesi kullanılmayacaktır. Zararın faturası milletimize değil, sorumlulara ödetilecektir. İkincisi, yatırımcılara fonundaki payları oranında dağıtım yapılacaktır. Üçüncüsü, önceliği küçük yatırımcılarımıza ve para piyasası fonlarına vereceğiz. Yatırımcılarımızın haklarını gözetirken özellikle küçük yatırımcılarımızı koruyacak ve süreci mümkün olan en kısa sürede sonuçlandıracağız. Tasfiyeyi iki ayrı yöntemle ilerleteceğiz. Mali yapıları görece daha güçlü olan fonlarda olağan tasfiye süreci işletilecektir. Diğer fonlarda ise olağanüstü tasfiye yöntemi uygulanacaktır. Bunun için gerekli hukuki düzenlemeler hayata geçirilecektir. Bu dört şirkete ait fonlarda, yatırımcıların tasfiye sonunda hak kazanacakları tutardan mahsup edilmek üzere 1.000.000 liraya kadar ara ödeme yapılacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız bunların yarın başlanacağını ifade etti. Buna göre net yatırım tutarı 1.000.000 liranın altında olan yatırımcılarımıza tutarın tamamı, 1.000.000 lira veya üzerinde olan yatırımcılarımıza ise 1.000.000 liraya kadar ara ödeme yapılacaktır.
“GÖNÜLLÜ İADE BİR AF DEĞİL”
Tasfiye sürecinde bir diğer önemli adım haksız veya fahiş kazançların geri kazanılmasıdır. Bu amaçla Birleşik Fon Bankası nezdinde TMSF adına iki ayrı türde iade hesabı açılmıştır. Bunlardan ilki isteğe bağlı iade hesabıdır. Tasfiyeye konu fonlardan fahiş kazanç elde edenlerin bu kazançları gönüllü olarak iade edebilmeleri amacıyla her bir fon için ayrı olmak üzere 131 hesap oluşturulmuştur. İkinci olarak genel iade hesabı oluşturulmuştur. Burada şunu ifade etmek istiyorum. Gönüllü iade bir af değildir. Yapılan iade, ilgililerin hukuki sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmayacaktır. Bunun hukuki sonuçlarını değerlendirecek olan Türkiye Cumhuriyeti yargısıdır. Olağanüstü tasfiye sürecinin hukuki altyapısını oluşturmak amacıyla sürece yönelik düzenlemeler ve mevzuat çalışmaları yapılmaktadır.
“KAYGIYI PAYLAŞIYORUZ”
Birikimlerini bu fonlara emanet eden her bir vatandaşımızın kaygısını anlıyor ve paylaşıyoruz. Çünkü burada söz konusu olan yalnızca rakamlar değildir. Vatandaşlarımızın alın teriyle oluşturduğu birikimlerdir. Geleceğe dair planıdır. Bir gencin hayalidir. Bu nedenle önceliğimiz vatandaşımızın hakkını en adil şekilde teslim etmek. Sorumlulardan sonuna kadar hesap sormak ve benzer hadiselerin bir daha yaşanmaması için gerekli yapısal düzenlemeleri hayata geçirmek. Yaşanan bu sorunları Türkiye’nin kazanımlarını gölgeleyen bir korku iklimine dönüştürmeye çalışanlara da asla izin vermeyeceğiz. Milletin hakkı bizim kırmızı çizgimizdir. Pusulamız ahlak, hukuk ve vicdandır. Bu ülkenin geleceğine inanan, bu ülkeye güvenen hiç mağdur edilmeyecek. Milletimizin güven ve huzuruna kastedenin de gözünün yaşına bakılmayacaktır. Vatandaşımız müsterih olsun. Piyasalarımız müsterih olsun. Yatırımcımız müsterih olsun. Hiç kimse bizi güçlü ülke, güçlü Türkiye vizyonumuzdan geri döndüremeyecektir.”
(TBMM) – EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, TBMM Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin bilgilendirmesinin ardından yaptığı konuşmada, “Bu ülkenin işçileri, emekçileri size niye güvensin? Bunun yanıtını bu ülkenin milyonlarca işçisi, emekçisi bekliyor sizden ve bu Genel Kurul’da bu yanıtı vermediniz” dedi. Bayhan, emekçilere “Emeğinizin, alın terinizin karşılığını insanca çalışmak ve yaşamak istediğinizde karşınıza çıkıp ‘Kaynak yok’, ‘Ekonomi batar’ diyenlerden hesap sorun” diye seslendi.
TBMM Genel Kurulu’nda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin bilgilendirmesinin ardından siyasi parti grupları söz aldı. Grubu bulunan siyasi partilerin konuşmalarını tamamlamasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, grubu olmayan bir milletvekiline söz verdi.
Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a seslenerek “Bu ülkenin işçileri, emekçileri size niye güvensin? Bir zamanlar emekçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelip, sonradan görme saray yönetiminin içerisinde, saray burjuvazisinin zeki ve kararlı bir siyasetçisi ve yüksek bürokratı olduğunuz için mi güvensin? Niye güvensin? Bunun yanıtını bu ülkenin milyonlarca işçisi, emekçisi bekliyor sizden. ve bu Genel Kurul’da bu yanıtı vermediniz” dedi.
Bayhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994 yılında yaptığı bir konuşmaya atıfta bulunarak “‘Bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim, duymadım. Hırsızlık babadan evlada geçer, evlattan babaya değil. Dolayısıyla yönetimlere, yönetimlerde hırsızlık yukarıdaki üst yöneticilerden, alttaki alt yöneticilere geçer. Oradan da halka yansır’ İşte olan budur, ol hikaye bu kadardır” diye konuştu.
Bayhan, sermaye ve kapitalizm üzerinden iktidara yönelik eleştirilerde bulunarak “Sermayenin ve kapitalizmin karşısında beyinlerini ve ruhlarını kara, ranta, faize kiralamış olanların, teslim etmiş olanların kimseye ahlak ve hukuk dersi vermeye hakkı yoktur. Bunu yapamazsınız. Oralardan ahlak ve hukuk dersi çıkaramazsınız. Vermeye kalkarsanız da o burjuvazinin, sermayenin ahlakı ve hukuku olur, onu yapıyorsunuz. Kapitalizmin, sermayenin ahlakı olur, hukuku olur, onu yapıyorsunuz. Ne yazık ki” ifadelerini kullandı.
“BORSALAR BANKALAR MİLYONLARCA EMEKÇİNİN KANINI EMEN VAMPİRLER OLARAK TARİH SAHNESİNE ÇIKMIŞTIR”
Borsa ve bankalara ilişkin eleştirilerini sürdüren Bayhan, “Borsalar, bankalar milyonlarca emekçi yurttaşımızın kanını emen vampirler olarak tarih sahnesine çıkmıştır, öyle çalışmaktadır ve siz de onun başı, kolu, bacağı olarak buna ‘tüt’ dediniz, ‘tüt’ demeye devam ediyorsunuz. Vahşi kapitalizme abdest aldırıp aklamaya çalışıyorsunuz. Bunu bu ülkenin işçi ve emekçileri kabul etmeyecek. Bu tutumunuzun mutlaka ve mutlaka hesabını soracak bir siyasetin tarafı olarak sizleri görecektir. O siyasetin tarafı olarak görecektir” diye konuştu.
“BİR KUPON KESME İŞİYLE MEMLEKETİ VE HALKI SOYUP SOĞANA ÇEVİREN DÜZENİ KUTSAL KILAMAZSINIZ”
Bayhan, iktidara yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Bir kupon kesme işiyle memleketi ve halkı soyup soğana çeviren düzeni kutsal yapamazsınız, kutsal kılamazsınız. Kutsal aileniz ve kutsal devletiniz sömürerek, soyarak, çalarak, çırparak edindiğiniz servetlerin bayraklarında dalgalanıyor. O bayrakları indirmek bu ülkenin işçilerinin, emekçilerinin boynunun borcu olsun. Bizim boynumuzun borcu olsun.”
“‘KAYNAK YOK, EKONOMİ BATAR’ DİYENLERDEN HESAP SORUN”
Bayhan, konuşmasının devamında asgari ücretlilere, emeklilere, emeklilik mağdurlarına, kamu işçilerine ve emekçilerine, kredi mağdurlarına, küçük üreticilere ve köylülere seslenerek şu ifadelere yer verdi:
“Milyonlarca asgari ücretliye seslenmek istiyorum. Milyonlarca emekliye seslenmek istiyorum. Emeklilikte bugün bizi ziyaret eden, yıllardır kapıları aşındıran, Mecliste milletvekillerinin odalarını aşındıran emeklilik mağdurlarına, bir günle 20 yıl kaybeden milyonlara seslenmek istiyorum. Milyonlarca kamu işçisine ve emekçisine, toplu sözleşme döneminde şimdi insan gibi yaşayacak ücret ve çalışma koşulları isteyen kamu işçilerine ve emekçilerine seslenmek istiyorum. Kredi mağdurlarına, kredilerini ödeyemeyen milyonlarca soyulan bu ülkenin işçisine, küçük üreticisine, emekçisine, köylüsüne seslenmek istiyorum. Yoksul köylülerine seslenmek istiyorum. Emeğinizin, alın terinizin karşılığını insanca çalışmak ve yaşamak istediğinizde karşınıza çıkıp ‘Kaynak yok’ diyenlerden, ‘Ekonomi batar’ diyenlerden hesap sorun, hesap sorun, hesap sorun! Fabrikalarınızda hesap sorun! Emekçi semtlerinizde hesap sorun! Okullarınızda, üniversitelerinizde hesap sorun! Sanayi sitelerinizde hesap sorun! Her gün kapısından açlık sınırının altında ücretlerle çalışmak için girdiğiniz o tezgahların, o atölyelerin, o fabrikaların içinde hesap sorun, birleşin!”
“BU ÜLKEYİ ANCAK VE ANCAK SİZ DÜZLÜĞE ÇIKARABİLİRSİNİZ”
Bayhan, konuşmasının sonunda işçi ve emekçilerin mücadelesine vurgulayarak “Ancak ve ancak bu ülkeyi siz düzlüğe çıkarabilirsiniz. Bakınız, ancak ve ancak sizlerin iş, ekmek ve özgürlük mücadelesi bu ülkeyi düzlüğe çıkarabilir. Ancak ve ancak bu çürümüş düzeni siz temizleyebilirsiniz. Sizlerin birliği, dayanışması, mücadelesi temizleyebilir. Onun için size muhtacız, bu ülke size muhtaç” dedi.
RADYO ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üst Kurul Üyesi Hasan Davulcu, medya sektöründe en büyük sorunlardan birinin özgürlük kavramının yanlış yorumlanması olduğuna dikkat çekerek, “Sizin özgürlük alanınız, bir başkasının özgürlük alanının başladığı yerde biter. Biz kamu adına, toplum adına bunları takip eden kurullardan biriyiz” dedi.
Düzce Fen ve Teknoloji Hafız Anadolu İmam Hatip Lisesi Steam Merkezi’nde ‘ Medya Dezenformasyonu ve Gençlik’ başlığıyla düzenlenen programda RTÜK Üst Kurul Üyesi Hasan Davulcu, öğrencilerle bir araya geldi. Medya sektöründe en büyük sorunlardan birinin özgürlük kavramının yanlış yorumlanması olduğunu belirten Davulcu şunları söyledi:
“Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, yayın özgürlüğü ile kamu yararı ve kamu güvenliği arasındaki ince çizgiyi korumakta zorlanan yayıncılarımız var. ‘Ben bu özgürlük kapsamında istediğim yayını yaparım, istediğimi söylerim’ demek doğru değil. Çünkü sizin özgürlük alanınız, bir başkasının özgürlük alanının başladığı yerde biter. Biz kamu adına, toplum adına bunları takip eden kurullardan biriyiz.”
“AİLE YAPISINI BOZAN YAYININ HİÇBİR EHEMMİYETİ KALMAZ”
Yayın içeriklerinde kırmızı çizgilerinin net olduğunu vurgulayan Davulcu şöyle devam etti:
“Eğer bir yayın kamu güvenliğine zarar veriyorsa, eğer bir yayın ülkenin çocuklarını yanlış yönlendiriyorsa, eğer bir yayın bu memleketin kadınlarına yanlış şeyler öğretiyorsa, aile yapısını bozacak niteliğe ulaşmışsa, orada diğer söylediklerimizin hiçbir anlamı, hiçbir ehemmiyeti kalmıyor. Dolayısıyla biz orada gerekeni yapıyoruz. Bize ‘Neden şunu yapmıyorsunuz?’ diyorlar. Gel, beraber yapalım; sen izleme, biz de gereğini yapalım. Bir şeyi mahsurlu görüyorsak izlemeyeceğiz. Biz de kurullar olarak toplum adına elimizden geleni yapacağız. RTÜK olarak arkamızda 300- 400’e yakın uzmanımız var; tamamı tek tek izliyor, raporluyor. Türkiye’nin en büyük kurullarından biriyiz ve büyük bir mekanizma işletiyoruz.”
‘REYTİNGLER TAVANDAYKEN BU ZEHİR NİYE?’
Yapımcıların reyting rekorları kıran yapımlarda araya bilinçli olarak rahatsız edici detaylar sıkıştırmasına anlam veremediğini söyleyen Davulcu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Düşünsenize RTÜK gibi bir kurum olmadığını. Bir dizi var, reytinglerine bakıyoruz gayet izleniyor, problem yok. Ama adam bölümün birine öyle bir şey atıyor ki bizi rahatsız ediyor. Zaten dizi tutmuş, reyting tavan yapmış bunu niye yapıyorsun? O zaman senin bu milletin dertleriyle bir derdin yok demektir. Televizyonuyla, radyosuyla, dijital mecralarıyla hepimiz aynı sahadayız. Kimse kimsenin rakibi değil. Birbirimizi uyararak yolumuza devam edeceğiz.”