40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
07 Ekim 2026 Çarşamba
(ANKARA) – Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı ziyaret ederek 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun revize edilmesi talebini görüştü. Yalçın, 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinin mevcut sistemin değişmesi gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti.
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yaptığı görüşmeye ilişkin açıklamada bulundu. Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ı ziyaret ederek, 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde kayıt altına aldığımız ‘4688 sayılı Kanunun revize ihtiyacını ve uluslararası normlara uygun hale getirilmesi’ hususunu görüştük. Memur-Sen olarak; 8 defa gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinin tamamında yetkili konfederasyon olarak masada yer aldık. Her toplu sözleşme döneminde ‘sürenin uzatılması, sorunların daha iyi anlaşılması’ için mücadele ettik. ‘4 milyon kamu görevlilerimiz ve 2,5 milyon kamu görevlisi emeklisinin sorunları 1 ay kadar kısa bir süreye sıkıştırılmasın, sözleşmenin kapsamı genişletilsin, emekliler masadan etkileniyor masayı da etkilesin’ dedik.
8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri bütün taraflara açıkça; toplu sözleşme düzenin de sisteminin de masanın da yasanın da bir bütün olarak değişmesi gerektiğini ve yasanın hükümlerinin sahanın yükümlülüklerini taşımadığını göstermiştir. Kanunun değiştirilmesine yönelik alt komisyon ekibi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda kuruldu ve komisyon gerekli çalışmayı tamamladı. Şimdi sıra Kanunun değiştirilmesinde… Süreç uzatılarak sürüncemede bırakmak yerine sorunu görüp, önlemini alıp, sonuca ulaştırmak gerekir. Çalışmanın daha sağlıklı yürütülmesi ve sonuçlandırılması için bütün kurumların katkısı önemlidir.
Personel sistemini yürütme noktasında sorumluluk alan kurumlar; sosyal diyaloğun önemine, toplu sözleşme masasının değerine ve personel sisteminin gerekliliklerine uygun hareket ederek Kanunun değiştirilmesi noktasında olumlu adım ve tavır göstermelidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımıza sahanın ve sendikalarımızın beklentilerini, yasanın eksikliklerini ve masanın sorunlu alanlarını ifade ederek, acil atılması gereken adımları aktardım. Sn. Cumhurbaşkanı Yardımcımıza teşekkür ediyor; 4688 sayılı Kanun’un bir an önce değiştirilerek, önümüzdeki yıl yapılacak yeni toplu sözleşmenin Büyük ve Güçlü Türkiye hedefimize yakışır, güçlü ve etkin bir toplu sözleşme düzeni içerisinde gerçekleştirilmesini hedefliyoruz.”
Türkiye’den taşınmaz satın alarak yatırım yoluyla vatandaşlık hakkı elde eden bazı yabancılar, yıllar sonra vatandaşlık statülerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı. Daha önce Hayatpark projesindeki yatırımcılarla gündeme gelen sürecin Babacan ve Vira İstanbul projelerinden konut alan bazı kişiler için de yaşandığı bildirildi.
Vatandaşlık işlemleri sırasında gerekli resmi süreçlerden geçtiklerini belirten yatırımcılar, projeler hakkında daha sonra ortaya atılan usulsüzlük iddialarından haberdar olmadıklarını ve her dosyanın kendi koşulları dikkate alınarak incelenmesi gerektiğini savunuyor.
Alınan kararların sonuçları yalnızca vatandaşlık statüsüyle sınırlı kalmıyor. Türkiye’de yaşam kuran aileler açısından ikamet izinlerinden seyahate, banka işlemlerinden çocukların eğitim durumuna kadar farklı alanlarda yeni sorunların ortaya çıktığı belirtiliyor.
Vatandaşlıkları geri alınan çok sayıda kişinin hukuki sürecini takip eden Avukat Bayram Kocamer, yatırımcıların Türkiye’ye sermaye getirerek taşınmaz satın aldığını ve resmi incelemelerin ardından vatandaşlık kazandığını belirtti.
Türkiye Kent Haber’e konuşan Kocamer, “Bu kararların arkasında aileler, çocuklar ve yıllar içinde kurulmuş hayatlar var. İnsanlar birikimlerini Türkiye’ye getirmiş, taşınmaz satın almış ve devletin incelemesinden sonra vatandaşlık kazanmıştır. Resmi onaylara güvenen yatırımcıların yaşadığı mağduriyet göz ardı edilmemelidir” dedi.
Projeler hakkındaki iddialarla taşınmaz sahiplerinin durumlarının birbirinden ayrılması gerektiğini savunan Kocamer, yatırımcının yaptığı ödemenin, sunduğu belgelerin ve iddia edilen usulsüzlükle herhangi bir bağlantısının bulunup bulunmadığının ayrı ayrı araştırılması gerektiğini söyledi.
“Bir projede usulsüzlük tespit edilmesi, o projeden taşınmaz alan herkesin bilerek yanlış beyanda bulunduğunu göstermez. Gerçek ödeme kayıtları, başvuru belgeleri ve kişinin iddia edilen usulsüzlükle bağlantısı ayrı ayrı incelenmelidir. Devletin onayına güvenerek yatırım yapan insanlarla usulsüzlüğe bilerek katılan kişiler aynı şekilde değerlendirilemez.”
Kocamer, idarenin olası usulsüzlükleri araştırmasının doğal olduğunu ancak incelemeler sırasında iyi niyetli yatırımcıların haklarının da korunması gerektiğini ifade etti.
Vatandaşlıkları hakkında işlem yapılan kişilere süreler konusunda da uyarıda bulunan Kocamer, başka yatırımcıların açtığı davaların sonucunu beklemenin hak kaybına neden olabileceğini belirtti.
Kararın gerekçesi ile tebliğ tarihinin kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Kocamer, vatandaşlık, uygunluk belgesi, ikamet ve sınır dışı işlemlerinin farklı hukuki süreçlere tabi olabileceğine dikkat çekti.
Kocamer, “Bir işlem için dava açılması, diğer işlemler bakımından da hakların korunduğu anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
Süreç kapsamında savcılık veya kolluk tarafından ifadeye çağrılan yatırımcıların, haklarındaki iddianın ne olduğunu öğrenmesinin önemli olduğunu belirten Kocamer, verilecek ifadelerin ödeme ve başvuru belgeleriyle uyumlu biçimde hazırlanması gerektiğini söyledi.
Kocamer, hatırlanmayan ayrıntılar konusunda tahminde bulunulmaması, ifade tutanaklarının imzalanmadan önce kontrol edilmesi ve dil problemi yaşayan kişilerin tercüman desteğinden yararlanması gerektiğini kaydetti.
Vatandaşlıkla ilgili uyuşmazlığın tek bir idari işlemden ibaret olmadığını belirten Kocamer, bazı dosyalarda vatandaşlık hukuku, ceza soruşturması, ikamet işlemleri ve idari yargı süreçlerinin aynı anda yürüyebildiğini ifade etti.
Ana yatırımcı hakkında başlatılan hukuki girişimlerin eş ve çocukların durumunu otomatik olarak güvence altına aldığı varsayımının yanlış olabileceğini belirten Kocamer, aile bireylerinin statülerinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Vatandaşlığın geri alınmasına karşı açılan davalar devam ederken ailelerin Türkiye’deki yaşamlarının da sürdüğüne dikkat çeken Kocamer, ikamet ve diğer idari başvuruların ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.
“Bu ailelerin çocukları okula gidiyor, sağlık ihtiyaçları ve geçindirmek zorunda oldukları haneleri var. Hukuki süreç devam ederken insanların belirsizlik içinde kalmasını önleyecek, mevzuatın izin verdiği çözümler değerlendirilmelidir. Sonradan verilecek olumlu bir karar, kesintiye uğrayan eğitimi veya ailelerin yaşadığı bütün kayıpları telafi edemeyebilir.”
Kocamer, yatırım yaparak ve resmi prosedürleri tamamlayarak vatandaşlık kazandığını belirten kişilerin yaşadığı sürecin Türkiye’ye yönelik yatırım güveni açısından da önem taşıdığını ifade ederek, her yatırımcının dosyasının somut belgeler ve bireysel koşullar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
İçişleri Bakanlığı, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanılmasına ilişkin işlemlerde tespit edilen usulsüzlükler sonrası 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesinin iptal edildiğini açıklamıştı. Bu kişiler ve aile fertleri dahil 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararı iptal edilmişti. Kamu düzeni ve milli güvenlik gerekçesiyle vatandaşlığı geri alınanlarla birlikte toplam sayı 6 bin 134’e ulaşmıştı.
Çorum’da otomobil ile minibüsün çarpıştığı kazada 3 kişi yaralandı.
Neşet G. idaresindeki 06 FA 064 plakalı minibüs, Çorum-Samsun kara yolu Kuşsaray köyü kavşağında Orhan K. yönetimindeki 19 ADT 129 plakalı otomobille çarpıştı.
İhbar üzerine bölgeye polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Kazada sürücüler ile minibüste bulunan Alp E.G. yaralandı.
Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile kentteki özel bir hastaneye kaldırıldı.
Adana’nın Kozan ilçesinde otomobille çarpışan elektrikli motosikletteki 2 kişi yaralandı.
Tufanpaşa Mahallesi’nde sürücüsünün ismi ve plakası öğrenilemeyen otomobil, B.G’nin (19) kullandığı elektrikli motosikletle çarpıştı.
İhbar üzerine kaza yerine polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan elektrikli motosiklet sürücüsü ile yanındaki kişi ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.
Kaza anı, çevredeki iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.
Kazanın ardından olay yerinden kaçan otomobil sürücüsünün yakalanması için çalışmalar devam ediyor.
Zehirli iğneyle idam cezası uygulanan Christa Pike’ın hayatta kalmasının ardından dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Yoğun bakımda tutulan Pike’ın bilincinin yerine geldiği ve konuşabildiği açıklandı.
ABD’nin Tennessee eyaletinde 1995 yılında Colleen Slemmer’ı öldürmekten suçlu bulunan Christa Pike hakkında verilen idam cezası zehirli iğne yöntemiyle uygulandı. Ancak infazın ardından beklenmedik bir gelişme yaşandı. Pike’ın hayat belirtileri göstermesi üzerine hastaneye kaldırıldığı ve yoğun bakımda tedavi altına alındığı belirtildi. Yaklaşık bir haftadır hastanede bulunan 50 yaşındaki Pike’ın bilincinin yerine geldiği ve konuşmaya başladığı açıklandı.
Pike’ın avukatları, müvekkillerinin sağlık durumuyla ilgili yaptıkları açıklamada yaşanan gelişmeyi “tıbbi açıdan emsalsiz” olarak nitelendirdi. Avukatlar ayrıca Pike için “en azından uzun bir iyileşme süreci beklediklerini” belirtti. Pike’ın tedavisi yoğun bakımda devam ederken kelepçeli şekilde tutulduğu aktarıldı.

İnfazda kullanılan yüksek dozdaki pentobarbital nedeniyle Pike’ın sağlık durumu yakından takip edildi. Doktorlar yaklaşık bir haftalık süreçte ciddi dozdaki pentobarbitali Pike’ın vücudundan temizlemek için tedavi uyguladı. İlk aşamada Pike hayatta kalsa bile zihinsel yeterliliğinin etkilenmiş olabileceğine ilişkin endişeler bulunuyordu. Bilincinin yerine gelmesi ve konuşabilmesi ise sağlık durumundaki en önemli gelişmelerden biri oldu.
Christa Pike, 1995 yılında işlenen Colleen Slemmer cinayeti nedeniyle yargılandı ve 1996 yılında idam cezasına çarptırıldı. Pike’ın hukuk ekibi, çocukluğunda taciz ve tecavüze maruz kaldığını ve ilk yargılama sürecinde etkili şekilde savunulmadığını savundu. İnfaz süreci de mahkemelerde yürütülen girişimler nedeniyle farklı aşamalardan geçti. Altıncı Daire Temyiz Mahkemesi yargıçları infazı durdurdu ancak Tennessee Başsavcılığının Yüksek Mahkemeye başvurmasının ardından süreç yeniden ilerledi ve ceza uygulandı.
Pike’ın infazı Tennessee açısından tarihi bir özellik de taşıdı. Christa Pike, eyalette 200 yılı aşkın sürenin ardından idam cezası uygulanan ilk kadın oldu. Ancak infazdan sağ çıkması, eyaletteki idam uygulamalarını da etkiledi. Tennessee Valisi Bill Lee, yaşananların ardından yılın geri kalanında gerçekleştirilecek bütün infazları askıya aldı. Eyaletin cezaevleri direktörü de görevinden istifa etti.


![]()