40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
15 Ekim 2026 Perşembe
İstanbul’da etkili olan şiddetli sağanak yağışların ardından; kentin çeşitli bölgelerinde sel ve su baskınları yaşandı. 3 kişinin yaşamını yitirdiği sel felaketine ilişkin son durumu paylaşmak için kameralar karşısına geçen İstanbul Valisi Davut Gül, 4 olan kayıp sayısının 5’e yükseldiğini belirterek arama çalışmalarının sürdüğünü belirtti.
“Şehrimiz normalleşmeye başlıyor” diyen Vali Gül, “Zararları tespit ediyoruz, vatandaşlarımız için seferber olduk. Şehrimiz normalleşmeye başlıyor. 7 yaralı taburcu edildi, 5 kişiyi arama çalışmaları sürüyor” ifadelerine yer verdi.

Yasaklara ilişkin de bir açıklama yapan Vali Gül, “Motorlarımıza yarın 06.00’dan itibaren trafiğe çıkabilecek şekilde izinlerini veriyoruz. Yarın sabah 6’ya kadar yasak devam ediyor” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da sel felaketine ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan, açıklamasında “Yağıştan, sel ve su baskınlarından etkilenenlere geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden 3 vatandaşa Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. AFAD başta olmak üzere devletimizin tüm kurumları koordinasyon içinde çalışmakta, vatandaşlarımıza gerekli ikazları yaparken sahada tedbirleri almaktadır. Sağanak yağışların bugün ve yarın da devam edeceği anlaşılıyor. Yeni sıkıntıların önüne geçilebilmesi için halkımızın resmi kurumlarımızın uyarılarını dikkatle takip etmelerini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan; şiddetli yağış nedeniyle eğitime de ara verildi. İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’da okullar yarın da tatil edildi. Anaokulu veya ilkokula giden çocuğu olan kadın kamu personeli ile engelli, ağır hastalığı bulunan ve hamile personel yarın idari izinli sayılacak.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaşanan olaylara ilişkin soruşturma başlatıldığını belirtti. Olayların tüm yönleriyle aydınlatılması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü kaydeden Gürlek, varsa ihmal ve kusurların tespit edileceğini ifade etti.






İlgili Haberler
İstanbul Valisi Gül açıkladı! Motosikletlilerin yasağı kalkıyor
Su basan otelde piyanist müziğe ara vermedi! Akıllara Titanic filmi geldi
Selin bilançosu ağırlaşıyor! Derede ters dönmüş araç bulundu, 5 kişi aranıyor
Sel felaketi dere yataklarını yeniden gündeme taşıdı! Kanun açık ama yapılaşma durmuyor
Bakan Gürlek duyurdu: İstanbul’daki sel felaketine ilişkin soruşturma başlatıldı
Olgun Kızıltepe Haberler.com
Ankara’da etkili olan sağanak yağışın ardından suyla dolan alt geçitte araçlar ilerlemekte güçlük çekti.
Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde etkili olan sağanak yağış, Anadolu Bulvarı üzerindeki bir alt geçitte su birikintisine neden oldu. Yağmur suyuyla dolan alt geçitte ilerlemeye çalışan sürücüler güçlük yaşarken, trafik durma noktasına geldi. Alt geçitte ilerlemeye çalışan sürücülerin o anları, bir vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı.
Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 99. günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülüyor.
Savunmasına, ikinci gününde duruşmaya verilen aranın ardından devam eden İmamoğlu, belediyede kendilerinden önceki 5 yıllık dönemde toplam 147 denetim yapıldığını, İBB, İSKİ, İETT ve iştiraklere yönelik denetimlere bakıldığında, İçişleri Bakanlığı müfettişleri ve kontrolörleri tarafından yapılan denetimlerin 115’ten 1042’ye çıktığının görüleceğini söyledi.
Sayıştay denetimlerinin de dikkati çekici olduğunu vurgulayan İmamoğlu, şunları kaydetti:
“İştiraklerimizle ilgili birçok soru soruyorsunuz; ne yazık ki kasıtlı ve kötü niyetle hazırlandığını düşündüğümüz bilirkişi raporlarına dayanan eylemler üzerinden değerlendirmeler yapılıyor. Oysa önceki 5 yılda iştiraklerimiz 5 kez Sayıştay denetiminden geçmişken bizim dönemimizde bu sayı 82’ye çıktı. Savcılık soruşturmaları ise önceki dönemde sıfırken bizim dönemimizde 26 kez gerçekleştirildi. Ticaret Bakanlığı, vergi ve Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin iştiraklere yönelik denetimleri de önceki dönemde hiç yapılmamıştı. Kıymetli halkıma söylüyorum: Sıfır! Bizim dönemimizde ise bu denetimler 378 kez yapıldı.
Tüm kurumlarımızın denetlendiği, teftiş edildiği ve çeşitli kurumların yerinde incelemelerde bulunduğu süreçleri değerlendirdiğimizde, önceki dönemdeki 147 denetimin yaklaşık 11 katı kadar denetim bizim dönemimizde gerçekleştirildi. Bundan hiçbir zaman şikayet etmedik, ‘öf’ de demedik, ‘uf’ da demedik. Tek bir yerde bile denetimlerden şikayet ettiğimizi göremezsiniz. Bizim itirazımız denetim yapılmasına değil, yalan ve iftiralarla bir mekanizmanın işletilmesine oldu. Özel teftiş ve genel teftiş süreçleri de bu açıdan önemlidir. Çok sayıda görevlinin katıldığı iki ayrı teftişten geçtik. Peki, sonuç ne oldu biliyor musunuz? Hiçbir kamu zararı tespit edilemedi.”
En absürt konular nedeniyle bile birçok kez teftişten geçirildiklerini, 27 Aralık 2021’de haklarında özel bir teftiş başlatıldığını anlatan Ekrem İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Kim geldi o teftişe? Ki birçok aşamada şu an benim burada yargılandığım makam aracı meselesinde de Beylikdüzü’ndeki ihaleler meselesinde de sürecin başlangıcına imza atan kasıtlı bir müfettişlik hizmeti yerine getiren AK Parti’nin milletvekili adayı olmuş Arif Yıldırım’ın, yanında 4 mülkiye müfettişiyle, bir ticaret müfettişi, bir Hazine Maliye müfettişi, MASAK ve 50’den fazla uzmanla teftiş yapıldı ve üzerimize gelindi, süreçler işletildi ama bizim kurumumuzda bir tane terörist bulunmadı.
Halbuki ‘557 terörist’ diyerek bizim kurumumuzdaki 90 bini aşan insan zan altında bırakıldı. Tüm personel incelendi, ihaleler incelendi, iş yeri açma ve çalışma ruhsatları incelendi, resmen bir saldırıya uğradık. O bakımdan ‘siyaseten ve ifade özgürlüğü bakımından ben bunları söylemiştim’ diye Soylu’nun daha sonra yaptığı ifadeyi de burada not düşerek, nasıl kasıtlı saldırılara muhatap olduğumuzu, buradan tekrar hatırlatmak isterim.”
Ekrem İmamoğlu, bu tartışmaların sadece İçişleri Bakanı’nın söylemi olarak kalmadığını, aylarca sürdürüldüğünü ifade ederek, “Aylarca bize ‘terörist’ diye bu ülkenin başındaki Cumhurbaşkanı dahi bunu meclisin kürsüsünden, farklı meydanlarda konuşarak, gerçekten ahlaki unsurların tamamen dışında söylemlerle saldırılara maruz kaldık. Ama tekrar ifade edeyim, bu kadar soruşturma, bu kadar denetim, bu kadar kurumun içine kasıtlı bir şekilde yollanan birtakım görevliler olmasına rağmen, gururla ifade ediyorum, buradaki arkadaşlarım ve burada olmayan arkadaşlarım vasıtasıyla, tek bir kuruş kamu zararı tespit e-di-le-me-di. Nokta” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, 1600’e yakın denetim geçirmiş kurumdan tek bir kamu zararı çıkmadığını belirterek, “Bu, buradan bizi yargılayacak 155 tane eylemi uyduran iddia makamının ne kadar kasıtlı ve ne kadar siyasi bir iddianame hazırladığının da ispatı” dedi. Ekrem İmamoğlu, “Kamuya zarar vermemiş bir yönetimden suç örgütü çıkar mı? Çıkmaz. Kamunun kasasından beytülmale hiç dokunulmuş mu? Dokunulmamış. Kamunun kasasından kimsenin cebine tek kuruş girmiş mi? Girmemiş. Burada yargılanan nedir? Allah aşkına soruyorum” şeklinde konuştu.
İddianamede örgüt diye söz edilenin İstanbul Büyükşehir Belediyesinin teşkilat yapısı olduğunu yineleyen İmamoğlu, danışmanı Murat Ongun’un “yol arkadaşı” olduğunu söyledi.
İmamoğlu, Murat Ongun’un, daha önce Türkiye’nin çok köklü medya kuruluşlarında mesleki hayatını sürdürdüğünü, çok önemli kurumlarında yöneticilik yaptığını anlattı. Ekrem İmamoğlu, “2014 yılından hemen sonra da ben açıkçası kendisini hiç tanımıyordum, bir arayışımı ifade etmiştim, arkadaşlarımın yapmış olduğu tavsiyelerden bir tanesi de Murat Ongun’du. Kendisiyle tanıştık, 10 günlük görüşmemiz oldu” dedi.
Bir ay kadar birlikte çalıştıklarını, süreci birlikte değerlendirdiklerini anlatan İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ve Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendisiyle gerçekten çok nitelikli, kaliteli bir çalışma dönemi geçirdiğini belirtti. İmamoğlu, “Kendisinden razıyım. Gerçekten dürüstçe, mesleğine bağlı, çalıştığı insanla uyum içerisinde ama bir o kadar da eleştirel tarafı yüksek, yanlışı masaya koyan, doğruyu bulmak için benimle müzakere eden, karşı çıkan, kendi fikrini ortaya koyan ve tartışmalarla bir süreç yönettiğimiz bir arkadaşımız. Yani benim çalışma arkadaşım” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş’i, 2000’lerin başına kadar giden, siyasetle hiç alakalı olmadığı dönemden tanıdığını aktardı. İmamoğlu, “Ailesini bildiğim, iyi bir sanayici, iyi bir iş insanı, çok güvenilir gerçekten itibarlı bir insan” dedi.
Keleş’in kendisinin ısrarıyla CHP’ye katıldığını, madencilik ve mermer sektöründe iş yapan bir şirketinin bulunduğunu, daha sonra İBB Spor Kulübünde başkanlık yaptığını anlatan İmamoğlu, Keleş’in başarılı işler yaptığını belirtti. İmamoğlu, “Kadim dostumun, kardeşimin, 25 yıldır tanıdığım bir insanın bu kadar başarılı işler yapmışken, burada son gelen iddianameyle dahi, yani Fatih’i oraya da ekleyelim, oradan da bir suç üstüne atalım deyip, gerçekten zalimliğin, işkencenin en üst seviyesine kadar muhatap edilmesini utançla izliyorum” dedi.
Ertan Yıldız ile ise 2014-19 döneminde Beylikdüzü’nde tanıştıklarını, az görüştüklerini ifade eden İmamoğlu, Yıldız iş dünyasından geldiği için yönetim şemasına katkı sunması amcıyla sorumluluk verdiğini anlattı. Göreve gelmeden önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinin her birinin kopuk bir uydu gibi yönetildiğini ifade eden İmamoğlu, 32 iştirakinin tamamının hesap verilebilirliğini, kurumun bir parçası olduğunu ve toplumun buradan hak talep ettiğini ve şeffaflığını öne koyarak bir mekanizma geliştirilmesi gerektiğini söylediğini kaydetti. İmamoğlu, bu nedenle güçlü bir yapı kurarak 32 iştiraki birden denetleyen yetkili olarak Ertan Yıldız’ı görevlendirdiğini belirterek, “Örgüt yöneticisi falan değildir ama sıkıntılı halleri vardır. Sıkıntı hallerini de burada gördük. Ne yazık ki benim için bir hayal kırıklığıdır” diye konuştu.
İtirafçılardan Adem Soytekin’i 2007-2008’den itibaren tanıdığını, başarılı bir inşaatçı olarak bildiğini anlatan Ekrem İmamoğlu, “Ciddi sayıda iş üretmiştir, kamuya da iş yapmıştır. Sanki savcılık maden bulmuş gibi, kuyuda altın bulmuş gibi, biz bu Adem’den ne çıkartırız diyerek Adem’in canına okudular. Açık ve net söyleyeyim” dedi.
İmamoğlu, “Ortada bir suç örgütü yok, ortada şanlı, şerefli İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. Yüzlerce vatansever yöneticisi var, canla başla çalışan memurları, mühendisleri ve şoförleri var. Hepsiyle de gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.
İlgili Haberler
İmamoğlu’ndan İBB davasında Kılıçdaroğlu hamlesi! Tanık olarak dinlenmesini istedi
İmamoğlu savunma yapıyor! İstanbul’daki sel felaketiyle başladı
(ANKARA) – CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, “Bu hükümet milletin değil; lobilerin, yandaşların ve rantiyecilerin hükümetidir. Sorunun kaynağı haline gelen hükümet, bir an önce sandıkla evine gönderilmedikçe bu ülkenin çiftçisi, esnafı, emeklisi, emekçisi gün yüzü görmez” dedi.
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, eylül ayında bütçenin 532 milyar lira açık verdiğini, önceki yılın aynı ayına göre bütçe açığındaki artışın yüzde 72 olduğunu kaydetti.
Yılın 9 ayındaki açığın ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51 artarak 1 trilyon 840 milyar liraya ulaştığına işaret eden Öztrak, “Bu dönemde bütçeden 2 trilyon 251 milyar lira faiz harcaması yapıldı. Faiz harcamaları olmasa (faiz dışı denge), bütçe bu dönemde 411 milyar lira fazla verecekti. Faiz dışı fazla, enflasyona rağmen geçen yılın altında” ifadelerini kullandı.
Öztrak, şöyle devam etti:
Son yayımlanan OVP’ye göre, kalan 3 ayda 600 milyar lira daha milletin kesesinden alınacak, faiz lobilerinin kasasına konacak. ‘Faiz, nas’ diyen hükümetin yılın tamamındaki faiz harcamaları 2,8 trilyon lirayı aşacak. İlk 9 ay itibariyle; bütçeden yapılan her 100 liralık harcamanın 16 lirası, her 100 liralık vergi gelirinin 22 lirası faiz lobilerine ve rantiyecilere gidiyor. Saray’ın milletin parasını akıttığı tek yer lobiler değil. İlk 9 ayda kamunun bina ve taşıt kiralamalarına 62 milyar lira, müşavirlik (danışmanlık) hizmetleri için 69 milyar lira, KÖİ kapsamında yapılan, geçilmeyen köprülerin/yolların, uçulmayan havalimanlarının garantilerine 71 milyar lira gitti. Örtülü ödenek harcamaları 9 milyar liradan 19 milyar liraya çıktı. Toplantı ve organizasyon giderleri bile 1 milyar liraya dayandı.
Hazine ve Maliye Bakanı tasarruf hikayeleri anlatadursun genel bütçe kapsamındaki (bakanlıklar, başkanlıklar, kapsamdaki genel müdürlükler vd.) 41 kurumdan 29’unun yaptığı harcama, bu dönemde yaşanan enflasyonun üstünde. Cumhurbaşkanlığı’nın harcamaları geçen yılın aynı döneminde 10 milyar lirayken, bu yıl 14 milyar liraya yükselmiş.
Lobilere, yandaşlara, israfa, gösterişe trilyonlarca lira giderken; millete yine armudun sapı, üzümün çöpü düştü. Tarım Kanunu’na göre çiftçiye her yıl verilmesi gereken destek, milli gelirin ‘en az’ yüzde 1’i kadar. Hükümetin kendi yayımladığı OVP’ye göre bu yıl öngörülen milli gelir 85,3 trilyon lira. Çiftçiye verilmesi gereken destek: 853 milyar lira. İlk 9 ayda çiftçiye verilen destek: 114 milyar lira. Yıl sonu için öngörülen rakam: 168 milyar lira. Bu, kanunun ‘çiftçiye destek olarak ödeyeceksin’ diye emrettiği rakamın beşte biri bile değil.
“BİR AVUÇ FAİZ LOBİSİNE, YANDAŞA, İSRAFA 2,4 TRİLYON LİRA; MİLYONLARCA ESNAF VE ÇİFTÇİYE 165 MİLYAR LİRA”
Esnafa verilen destek ise sadece 51 milyar lira. Bir avuç faiz lobisine, yandaşa, israfa 2,4 trilyon lira; milyonlarca esnaf ve çiftçiye 165 milyar lira. Ne diyordu üstatları? ‘Böyle taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa…’ Bütçe, kağıda yazılan birkaç rakamdan ibaret değildir. Sadece milletin parasının nereye harcandığını göstermez, hükümetin tercihinin kimler olduğunu da gösterir. Bu hükümet milletin değil; lobilerin, yandaşların ve rantiyecilerin hükümetidir. Sorunun kaynağı haline gelen hükümet, bir an önce sandıkla evine gönderilmedikçe bu ülkenin çiftçisi, esnafı, emeklisi, emekçisi gün yüzü görmez. Evde oturan milyonlarca gencimizin umutları yeniden yeşermez.”
KAYSERİ’nin İncesu ilçesinde içtikleri meyve suyundan rahatsızlanan 12 öğrenci, gıda zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırıldı.
İncesu İlçesi Örenşehir Mahallesi Çinkom Ortaokulu’nda arkadaşlarının getirdiği meyve suyundan içtikleri belirtilen öğrenciler, mide bulantısı ve kusma şikayetleri yaşamaya başladı. İhbar üzerine okula, jandarma, sağlık ve UMKE ekipleri sevk edildi. Rahatsızlanan 12 öğrenci, gıda zehirlenmesi şüphesiyle Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Çocukların sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.