40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
05 Ekim 2026 Pazartesi
(ANKARA) – YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu Göksel Arsoy’un vefatına ilişkin, “Usta sanatçımıza Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm sinema camiasına başsağlığı diliyorum” dedi.
YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu Göksel Arsoy’un vefatına ilişkin, “Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden, Yeşilçam’ın ‘Altın Çocuk’u Göksel Arsoy’u kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Türk sinemasına kattığı değer, beyaz perdede hayat verdiği unutulmaz karakterler ve zarafetiyle hafızalarımızda daima yaşayacak. Usta sanatçımıza Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm sinema camiasına başsağlığı diliyorum” dedi.
(ANKARA) – Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclisi (PM) üyesi Ahmet Saymadi, “uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma” suçlamasıyla tutuklanmasının ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, tutuklanmasına gerekçe gösterilen soruşturmanın, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki paylaşımlarının ardından “Ankara Kuşu” adlı hesabın kendisini ve işletmecisi olduğu Kadim Meyhane’yi hedef göstermesi üzerine başlatıldığını belirtti.
SYKP PM üyesi Ahmet Saymadi, avukatı aracılığıyla sosyal medya hesabından yaptığı açıklamasında, Ahmet Şık’ın fon vurgununa ilişkin Akın Gürlek hakkında attığı tweetlerin ardından “Ankara Kuşu” adlı hesabın, Şık ile olan yakınlığı nedeniyle kendisini ve işletmecisi olduğu Kadim Meyhane’yi hedef gösterdiğini ifade etti.
Saymadi, “Bunun üzerine, hakkımda iş yerimde uyuşturucu kullanımını kolaylaştırdığıma dair ihbarda bulunulmuş. Savcılık da bu ihbarı dikkate alarak 3 Ekim Cumartesi günü saat 23.00’te iş yerimin aranması talimatı vermiş. İş yerimdeki aramada herhangi bir şey bulunamadı, personelimizde ve hatta müşterilerimizde bile herhangi bir soruna rastlanmadı. Buna rağmen gözaltına alındım; kan, idrar ve saç örneği verdim. Bunlar da temiz çıkacaktır. Bugün ise hiç ilgim olmayan bir meseleyle (TCK m. 190) ilgili tutuklandım” dedi.
Uyuşturucuya karşı tavırlarının net olduğunu belirten Saymadi, “Bizim uyuşturucuya karşı tavrımız nettir. Uyuşturucu çeteleri ile mücadele ederken hayatını kaybeden Hasan Ferit Gedik’i saygıyla anıyor, uyuşturucu ile mücadele eden tüm devrimcileri selamlıyorum. Takdir halkımızındır. Özgür günlerde görüşmek üzere” ifadelerini kullandı.
Amasya Valiği koordinesinde Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Dünya Yürüyüş Günü” dolayısıyla farkındalık yürüyüşü gerçekleştirildi.
Pirinççi Mahallesi’nden başlayan etkinliğe Vali Yardımcısı Yüksel Ünal, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Katipoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri, personel, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Sağlıklı bir yaşam için hareket etmenin ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekilen yürüyüş boyunca katılımcılar, sağlıklı yarınlar için hareket etme çağrısında bulundu.
Renkli görüntülerin sahne olduğu ve yoğun katılımın sağlandığı yürüyüş, Yavuz Selim Meydanı’nda gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
(ANKARA) – KESK’ten enflasyon verilerine ilişkin yapılan açıklamada, “2026 yılı enflasyon hedefinin yüzde 28,4, 2027 enflasyon hedefinin ise daha bugünden yüzde 21 olarak açıklandığı koşullarda milyonlarca kamu emekçisine ve emekliye ‘toplu sözleşme’ artışı adı altında sefalet zamları dayatılması kabul edilemez. Maaşlarımızın, ücretlerimizin sahte enflasyon hedeflerine ayarlanmasından, her geçen ay açlık sınırına daha fazla yaklaştırılmasından bıktık” denildi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK), sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“TÜİK tarafından bugün açıklanan verilere göre enflasyon son 3 ayda yüzde 5,6 artmıştır. Bu durumda milyonlarca kamu emekçisinin ve emeklinin Temmuz maaşlarında yapılan yüzde 7’lik ‘Toplu Sözleşme zammı’ sadece 3 ayda buharlaşmıştır. Bilindiği üzere 2026-2027 yıllarını kapsayan 8. Dönem ‘Toplu Sözleşme’ sürecinde 2026 yılı enflasyon hedefi yüzde 16, 2027 hedefi ise yüzde 9 olarak açıklanmıştır. Maaşlarımızın ise iktidarın noterliğini yapan Hakem Kurulu kararı ile altışar aylık dilimler halinde 2026 için yüzde 11 + yüzde 7, 2027 yılı için ise yüzde 5 + yüzde 4 arttırılmasına karar verilmiştir. Ancak enflasyon hedefleri ‘revize’ adı altında sürekli attırılmıştır.
En son 7 Eylül’de açıklanan OVP’ye göre toplu sözleşme sürecinde yüzde 16 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefi 12,4 puan artırılarak yüzde 28,4’e çıkarılmıştır. Toplu sözleşme sürecinde yüzde 9 olarak açıklanan 2027 enflasyon hedefi ise yaklaşık 2,3 kat artırılarak yüzde 21’e çıkarılmıştır. Maaş artışlarımızın tutmayacağı daha baştan belli enflasyon hedeflerine dayalı bu oyunu her yıl yaşadığımız için sadece son 5 yılda reel maaşlarımızda yaşanan erime yüzde 40’ı aşmıştır. Bugün ortalama kamu emekçisi maaşı yoksulluk sınırının yarısının sadece bir tık üzerindedir. Ortalama kamu emekçisi emeklisi maaşı ise çoktan açlık sınırının altında kalmıştır.
Bugün ortaya çıkan tablo KESK olarak aylardır sürdürdüğümüz ‘İnsanca Yaşam İçin Ek Zam İstiyoruz’ talebinin ne kadar yakıcı ve acil bir talep olduğunu ispatlamaktadır. Geldiğimiz noktada suni TÜİK verilerine göre bile mevcut Toplu Sözleşme geçersiz hale gelmiştir. Kadük olmuştur. 2026 yılı enflasyon hedefinin yüzde 28,4, 2027 enflasyon hedefinin ise daha bugünden yüzde 21 olarak açıklandığı koşullarda milyonlarca kamu emekçisine ve emekliye ‘toplu sözleşme’ artışı adı altında sefalet zamları dayatılması kabul edilemez.
“TÜİK’İN SAHTE ENFLASYON VERİLERİNDEN BIKTIK”
En düşük kamu emekçisi maaşının kira, ulaşım, aile yardımı gibi sosyal ödemelerle yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını, ilave seyyanen ödenek başta olmak üzere mevcut tüm ek ödemelerin taban aylığımıza ve mevcut emekli aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz. Maaşlardan, ücretlerden kaynakta, peşin peşin kesilen Gelir Vergisi 1. Dilim oranının yüzde 10’a indirilmesini istiyoruz. Maaşlarımızın, ücretlerimizin sahte enflasyon hedeflerine ayarlanmasından, her geçen ay açlık sınırına daha fazla yaklaştırılmasından bıktık. TÜİK’in sahte enflasyon verilerinden bıktık. Fon-Borsa vurgunu gibi yolsuzluklardan, vergi affı ve vergi teşviki, hazine garantisi gibi kaynaklardan beslenenler ülkeyi soyup soğana çevirirken işçisi, kamu emekçisi, emeklisi, asgari ücretlisi ile toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan bizlere yoksulluk ve sefalet dayatılmasından bıktık.”
Gazeteci Nagehan Alçı, fon soruşturmasında adı geçen AK Parti’li eski Bakan ve Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile yaptığı görüşmenin detaylarını açıkladı. Alçı, Kaya’nın “Konuşursam herkesi yakarım” şeklinde bir tehditte bulunmadığını, ancak süreçte tek başına olmadığı yönünde bir mesaj verdiğini aktardı.
Gündemden düşmeyen fon skandalı ve soruşturma süreçlerine dair açıklamalarda bulunan gazeteci Nagehan Alçı, olayın merkezindeki isimlerden Fatma Betül Sayan Kaya ile gerçekleştirdiği “off the record” (kayıt dışı) görüşmeyi kamuoyuyla paylaştı.
Alçı, iddialara adı karışan isimlerin yargı karşısına çıkması gerektiğini vurgulayarak Sayan Kaya hakkındaki soruşturma sürecine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “İfadeye çağrılması gerekir, soruşturulması gerekir. Ama tek başına bir kişi üzerinden bunun konuşulması da hakkaniyete sığmıyor açıkçası.”
Soruşturmanın ilk günlerinde Sayan Kaya ile temas kuran ilk gazetecilerden biri olduğunu belirten Alçı, kamuoyunda öne sürülen “Konuşursam herkesi yakarım” iddialarını yalanladı. Görüşme sırasındaki gözlemlerini aktaran Alçı, şu ifadeleri kullandı: “Ben açıkçası Fatma Hanım’la ilk konuşan gazetecilerden biriyim, belki birincisiyim. Ben şu kadarını söyleyeyim; ‘Ben konuşursam etrafı yakarım’ filan gibi tehditvari bir ton görmedim. Çok üzgündü. Tabii ki üzgün olması gerekir, üzgün olmak da yetmez onu da söyleyeyim, fakat çok üzgündü.”
Fatma Betül Sayan Kaya’nın kendini savunduğunu ancak intikamcı veya kin dolu bir tutum sergilemediğini belirten Nagehan Alçı, eski bakanın süreçteki duruşunu şu sözlerle özetledi: “Yani ‘Ben yanlış olduğunu düşünsem kendi ismimle yapmazdım’ havasındaydı. Tek başına olmadığıyla ilgili bir şeyi vardı. Fakat böyle bir hani kinle ‘Başka isimler de veririm’ gibi bir havada değildi.”