40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
02 Ekim 2026 Cuma
Hatay’da akşam saatlerinde yıldırım ve şimşeklerin ardından aniden bastıran sağanak yağış, kısa sürede etkisini artırdı. Yollarda su birikintileri oluşurken, sürücüler ilerlemekte güçlük çekti.
Meteorolojinin Doğu Akdeniz’de kuvvetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay’da akşam saatlerinde önce yıldırım ve şimşekler görüldü. Ardından başlayan sağanak, özellikle Yayladağı ilçesinde kısa sürede etkisini artırarak hayatı olumsuz etkiledi. Aniden bastıran yağış nedeniyle bazı yollarda su birikintileri oluştu. Sürücüler, görüş mesafesinin düşmesi ve yollarda biriken sular nedeniyle araçlarıyla ilerlerken zor anlar yaşadı. Gece boyunca etkili olacak sağanak yağışın yarına kadar devam edeceği belirtildi.
Fransa’da Lise Sendikası Birliği (USL) Başkanı Ryad Rani, Eğitim Bakanı Edouard Geffray ile yaptıkları görüşmede lise öğrencilerinin talepleriyle ilgili somut bir duyuru yapılmadığı için eylemlere devam etme çağrısında bulundu.
Bakan Geffray, başkent Paris’teki Bakanlık’ta öğrenci sendikalarının temsilcileriyle bir araya geldi.
Görüşmenin ardından sendika temsilcileri, Bakanlığın önünde basın toplantısı düzenledi.
Lise Sendikası Birliği (USL) Başkanı Rani, burada yaptığı konuşmada, Geffray’nin “liselerde demokrasi” konulu görüşmeler başlatılmasını teklif ettiğini belirtti.
Rani, Geffray’nin görüşmede eğitim konusunda 2027’de düzenlenecek cumhurbaşkanı seçimlerini beklemelerini söylediğini ancak buna anlam veremediklerini dile getirdi.
Bakanla yaptıkları görüşmede somut bir duyuru yapılmadığını ifade eden Rani, bu nedenle sendika olarak eylemlere devam edilmesi ve 6 Ekim’deki gösterilere katılma çağrısında bulunduklarını söyledi.
Rani, Fransız bakanla yaptıkları görüşmede dile getirdikleri öğrencilerin talepleri hakkında, “Liseliler bu hükümetten somut adımlar bekliyor ve bugün bunları alamadık.” dedi.
Somut duyurular yapılmadıkça pes etmeyeceklerini vurgulayan Rani, okul binalarının renovasyonu için bütçe ayırılması gerektiğini, mevcut binaların iklim koşullarına uyumlu olmadığını kaydetti.
Rani, öğrencilerin, hayat ve eğitim koşullarının iyileştirilmesini istediğine işaret ederek, “Son 10 günde gördüğümüz görüntüler göz önünde bulundurulunca, bu ülkenin gençliğinin başkaldırmaya cüret ettiğinde kötü muamele ve baskı gördüğü açık.” ifadelerini kullandı.
“Dün ivme kazanan öğrenci hareketi şimdiden tarihi nitelikte”
Öğrenci Birliği (UE) Genel Sekreteri Eloise Lefebvre-Milon, hükümetin stratejisinin, kendilerini seçimlerden önce başka bir görüşme yapmak üzere çağırmak olduğunu belirtti.
Bunun gençlerin ve öğrencilerin talepleri karşısında yetersiz olduğunu vurgulayan Lefebvre-Milon, “Dün ivme kazanan (öğrenci) hareketi şimdiden tarihi nitelikte.” dedi.
Tüm üniversitelileri, baskıya karşı gelmek için eylem yapan lise öğrencilerine katılmaya çağıran Lefebvre-Milon, eğitim alanındaki yatırımların yetersiz olduğunu kaydetti.
Lefebvre-Milon, üniversite öğrencilerinin liselilerle aynı talepleri paylaştığının ve gençlik için daha fazla bütçe istediğinin altını çizerek, “(Gençlik) Ülkenin geleceğini temsil ediyor.” diye konuştu.
Avrupa Birliği (AB) dışındaki ülkelerin vatandaşı olan yabancı öğrencilerin Fransa’da üniversiteye kayıt ücretlerinin 16 kat arttığını hatırlatan Lefebvre-Milon, “Fransa’nın her yerinde eğitimlerine devam edip edemeyeceğini öğrenmeyi bekleyen yabancı öğrenciler var.” ifadesini kullandı.
Lefebvre-Milon, 6 Ekim sabahı üniversite ve liselerdeki eylemlerin devam edeceğini, öğleden sonra ise öğrencilerin çalışanlarla birlikte ülkedeki büyük gösterilere katılacağını belirtti.
Eylemlerde yaşanan şiddetle ilgili Lefebvre-Milon, “İlk şiddet polislerden geliyor.” yorumunu yaptı.
(İSTANBUL)- Felsefe ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 89 yaşında yaşamını yitirdi.
İstanbul’da 1936 yılında doğan Kuçuradi, 1954’te Zapyon Kız Lisesi’ni, 1959’da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Akademik kariyerinde 1970’te doçentlik, 1978’de profesörlük unvanını aldı.
Kuçuradi, 1969’da kurduğu Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nün başkanlığını, emekliye ayrıldığı 2003 yılına kadar sürdürdü.
Hacettepe Üniversitesi İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 1997-2005 yılları arasında müdürlüğünü yapan Kuçuradi, 1998’den itibaren UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü Başkanlığı görevini üstlendi.
Kuçuradi, 2006 yılında Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde çalışmaya başladı. Bu üniversitede İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü ve İnsan Hakları Anabilim Dalı Başkanlığı görevlerini de yürüttü.
(ANKARA)- Genel Sağlık-İş, Sağlık Bakanlığı’nın “bireysel hedef katsayısı” uygulamasının tamamen yürürlükten kaldırılması amacıyla Danıştay’da iki dava açtığını duyurdu. Sendika, uygulamanın sağlık hizmetlerinin niteliği yerine işlem sayısını ve rekabeti öne çıkardığını belirterek, “Endikasyon dışı işlem baskısı yaratacak bu sistem açıkça hukuka ve insan sağlığına aykırıdır” açıklamasını yaptı.
Genel Sağlık-İş, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Bireysel Hedef Katsayısının Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar” ile uygulamaya ilişkin parametreleri, işlem sayılarını, oranları ve listeleri belirleyen düzenlemeye karşı açtığı davalara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, usul ve esasların yürürlük tarihinin 1 Ağustos 2026 olarak belirlendiği, 7 Ağustos 2026 tarihli düzenlemeyle de uygulamaya esas parametreler ile branş bazlı sınıflandırma, diş hastalıkları ve tedavisi grubu listeleri ve acil muayene oranı eşik değerlerinin yayımlandığı belirtildi.
“HEKİMİN BAĞIMSIZ KARAR HAKKINA VE HASTANIN SAĞLIĞINA DOĞRUDAN SALDIRIDIR”
Tedavinin hastanın ihtiyacına göre planlanması gerektiğini vurgulayan sendika, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Tıpta tedavi, hastanın ihtiyacına göre planlanmaktadır. Bir hekimi, sırf katsayısını koruyabilmesi veya ‘ödül’ alabilmesi için zorla belirli sayıda tedavide bulunmaya, diş çekmeye, protez yapmaya veya kanal tedavisi uygulamaya mecbur bırakmak, tıp deontolojisine, hekimin bağımsız karar hakkına ve hastanın sağlığına doğrudan saldırıdır. Endikasyon dışı işlem baskısı yaratacak bu sistem açıkça hukuka ve insan sağlığına aykırıdır.”
Bireysel hedef katsayısının yeni bir performans modeli öngördüğünü belirten sendika, uygulamanın farklı koşulları göz ardı ederek haksız rekabete neden olduğunu ve ücrette adalet ilkesini ihlal ettiğini savundu. Açıklamada, “Genel Sağlık-İş olarak ‘bireysel hedef katsayısı’ gibi sağlık hizmetlerinin niteliğini önemsemeyen, performans kriterini ve rekabeti önceleyen bir modeli kabul etmiyoruz, bu konuda tavrımız nettir” denildi.
DÜZENLEMEYE VE EKLERİNİN TAMAMINA KARŞI DAVA
Sendika, “Bireysel Hedef Katsayısının Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar”ın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’da dava açıldığını bildirdi.
İkinci davanın ise 7 Ağustos 2026 tarihli “Bireysel Hedef Katsayısına Esas Parametreler ile İşlem Sayıları, Oranlar ve Listeler” konulu düzenleme ile ekindeki parametrelerin, sayıların, oranların, listelerin ve tablonun tamamına karşı açıldığı belirtildi.
Açıklamada, iki davayla sistemin tamamen yürürlükten kaldırılmasının amaçlandığı vurgulanarak, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine Genel Sağlık-İş çatısı altında örgütlenme çağrısı yapıldı.
(ANKARA)- CHP Dış Politika Kurulu, S-400’lerin F-35 veya başka bir gerekçeyle elden çıkarılmasının Türk hava sahasında “telafisi mümkün olmayan boşluklar” yaratacağını belirtti. Türkiye’nin savaş uçağı ihtiyacını KAAN ve Eurofighter tedarikleriyle programladığını ifade eden kurul, F-35 tedarikinin pratik sebeplerle mümkün görülmediğini kaydetti.
CHP Dış Politika Kurulu, 2 Ekim tarihli toplantısına ilişkin değerlendirmelerinde Türkiye’nin hava savunması, Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz güvenliği, Mekke Anlaşması, ABD-İran çatışması, Irak ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerini ele aldı. Bölgesel çatışmaların genişleme riskine dikkat çekilen açıklamada, sorunların diplomatik yollarla çözülmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye’nin hava sahasının korunmasına ilişkin değerlendirmede, süregelen çatışmaların hava savunma sistemlerine duyulan ihtiyacı artırdığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:
“Bu bağlamda, Türkiye envanterindeki en etkili hava savunma sistemi hala S-400’ler olmaya devam etmektedir. F-35 veya başka bir gerekçeyle bu sistemlerin elden çıkarılması Türk hava sahasında telafisi mümkün olmayan boşluklar yaratacak ve Türkiye’ye hasmane veya tehdit olmak yolundaki devletleri cesaretlendirecektir. Bu düşüncenin bir daha gündeme getirilmemek üzere ortadan kaldırılmasında hayati çıkar görülmektedir.”
Kurul, F-35’in performansının Türkiye’nin proje dışı bırakılmasının ardından düştüğünü ve kullanımının diğer ülkeler için kısıtlandığını savunarak, “Türkiye bu ihtiyacını KAAN milli uçak ve Eurofighter tedarikleriyle programlamış olup F-35’in tekrar envantere girebilmesi pratik sebeplerle de mümkün görülmemektedir” değerlendirmesinde bulundu.
ÇATIŞMALARIN GENİŞLEME RİSKİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
“Jeopolitik Belirsizlikler/Üçüncü Dünya Savaşı” başlıklı bölümde, güvenlik politikalarının endişe verici bir gelişim içinde olduğu belirtildi. İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşın konvansiyonel eşikten nükleer aşamaya taşınması ve diğer güçlerin çatışmaya katılması ihtimaline dikkat çekildi. Babülmendep ve Kızıldeniz’deki krizin de diplomatik uzlaşının dışlanması halinde kara harekatı ve başka ülkelerin müdahaleleriyle genişleyebileceği değerlendirmesi yapıldı.
Rusya-Ukrayna savaşının komşu ülkelere ve NATO’ya yayılması, Baltık Bölgesi ile Kaliningrad’ın “sahte bayrak operasyonlarıyla” silahlı çatışmaya sürüklenmesi olasılıklarının da ihtimal dışı görülmediği kaydedildi. Açıklamada, “Bir yeni uluslararası düzen oluşuncaya kadar meydana gelecek kaos ortamına göre değişik boyutlarda düşünsel hazırlık içinde olunması zamanı gelmiş görülmektedir” denildi.
NATO’NUN RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINA TARAF OLMAMASI VURGUSU
Rusya-Ukrayna savaşında, sahada elde edilecek başarılara bağlı kalınmaksızın görüşmeler yoluyla bir an önce güvenlik anlaşmasına ulaşılması gerektiği belirtilen açıklamada, NATO’nun hiçbir şekilde savaşa taraf olmamasının sağlanması istendi. Karadeniz’de Türk deniz ticaret filoları ve denizcilerin güvenliğinin öncelenmesi için gereken adımların önceden atılmasının kritik önem taşıdığı vurgulandı.
Baltık Bölgesi ve Kaliningrad’a ilişkin değerlendirmede ise “İttifak içindeki caydırıcı faaliyetlere iştirak ederken NATO’nun bu konudaki muhtemel aşırılıklarının önlenmesi Türkiye’nin çıkarlarının ve Rusya ilişkilerinin zedelenmemesi için gerekli görülmektedir” ifadelerine yer verildi.
MEKKE ANLAŞMASI VE SUUDİ-HUSİ ÇATIŞMASINDA DİPLOMASİ ÇAĞRISI
İran’ın Mekke Anlaşması’na ilişkin destekleyici açıklamalarının memnuniyetle karşılandığı belirtilen açıklamada, Mısır’ın anlaşmada yer alması beklentisinin sürdüğü kaydedildi. Bununla birlikte Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki 8 Eylül tarihli Üçlü El-Alamein Deklarasyonu ile 23 Eylül tarihli savunma bakanları müşterek bildirisinin dikkatle izlenmesi gerektiği ifade edildi.
Henüz yürürlüğe girmemiş ve müzakereleri tamamlanmamış Mekke Anlaşması taslağının Suudi-Husi sorununu çözme kapasitesinin bulunmadığı değerlendirmesi yapılan açıklamada, sorunun diplomatik araçlarla çözülmesine özen gösterilmesi istendi. “Sahte bayrak operasyonlarıyla yaratılmış suni gündemler” karşısında devlet aklının öne çıkarılması ve istikrarı bozacak hatalardan kaçınılması gerektiği belirtildi.
Basra Körfezi’ndeki gelişmelere ilişkin ise “ABD-İran çatışmasının önerilen 7 günlük ateşkes ve devamındaki müzakerelerle çözülebileceği ümidi korunmaktadır” denildi.
BAŞİKA’DAN KOŞULLU VE KADEMELİ GERİ ÇEKİLMEYE DESTEK
Kurul, ABD’nin Irak’tan çekilmesi ve Irak’ın egemenliği ile toprak bütünlüğünü yeniden kazanmasına ilişkin gelişmeleri olumlu değerlendirdiğini bildirdi. Bu gelişmelerin ülkedeki yatırım iklimini iyileştireceği belirtilerek şu değerlendirme yapıldı:
“Başika’daki Türk askeri varlığının Irak’tan kaynaklanan askeri tehdidin azaltılmasına bağlı olarak kademeli geri çekilmesi desteklenmektedir. Diğer savaşçıların ve Haşdi Şabi unsurlarının silahsızlandırılması bu beklentiyi güçlendirecektir.”
Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı’na ilişkin anlaşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesi beklentisi de dile getirilerek hattın kapasitesinin artırılmasının Irak Kalkınma Yolu ve diğer iş birliği alanlarının geliştirilmesine destek sağlayacağı kaydedildi.
YUNANİSTAN’IN POLİTİKALARINA “ÇELİŞKİ” ELEŞTİRİSİ
Yunanistan’ın bir yandan Türkiye ile güven artırıcı önlemler kapsamındaki faaliyetlere katılırken diğer yandan Ege’de tek taraflı deniz parkları ilan etmesi, deniz mekansal planlaması, adaların silahlandırılması ve deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarının çelişkili olduğu belirtildi.
Açıklamada, Yunanistan’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Kıbrıs’ta 52 yıldır devam eden barış ve istikrar dönemini zedeleyecek şekilde cesaretlendirdiği ve Türkiye aleyhine ittifaklar kurmaya çalıştığı savunuldu. Kurul, “İkili ilişkilerin bu durumu dikkate alarak düzenlenmesi uygun olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.