40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
03 Ekim 2026 Cumartesi
(MANİSA)- Sosyal Haklar Derneği, Soma’da beş maden işçisinin yaşamını yitirdiği göçüğün ardından sorumluların cezalandırılması çağrısında bulundu. Derneğin Soma Temsilcisi Yüksel Çetin, sorumluluğu ve kusuru bulunan herkesin cezalandırılması için mücadele edeceklerini belirtirken Hülya Kaya, “Tüm bu facialar önlenebilir durumlarken kaza olarak nitelendirilemez” dedi.
Manisa’nın Soma ilçesindeki İmbat Maden İşletmesi’nde 1 Ekim’de meydana gelen göçükte beş işçinin yaşamını yitirmesi, iki işçinin sağ kurtarılmasının ardından Sosyal Haklar Derneği tarafından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yetersiz olduğu savunularak madenlerde yaşanan ölümlerin önlenebilir olduğu vurgulandı.
“TÜM BU FACİALAR ÖNLENEBİLİR DURUMLARKEN KAZA OLARAK NİTELENDİRİLEMEZ”
Açıklamanın ilk bölümünü okuyan Hülya Kaya, maden sahalarında geçmişte de yüzlerce işçinin yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Özel şirketlerin kar odaklı yaklaşımı nedeniyle gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını savunan Kaya, “Maden sahalarında daha önce de çok kez yaşanan ve yüzlerce madencinin yaşamına son veren tüm bu facialar önlenebilir durumlarken kaza olarak nitelendirilemez” diye konuştu.
Özelleştirmelerin ardından işçi sağlığı ve güvenliğinin göz ardı edildiğini öne süren Kaya, işçi yaşamının en ucuz maliyet kalemi olarak görüldüğünü söyledi. Kaya, aylardır hakları için mücadele eden ve ücretleri ödenmeyen işçilerin, geçimlerini sağlayabilmek için yaşamlarını tehlikeye atan koşullarda çalışmak zorunda kaldığını ifade etti.
SOMA DAVASINDAKİ CEZALARA TEPKİ
13 Mayıs 2014’te Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciaya da değinen Kaya, yıllarca süren yargılamalarda sorumluların hak ettikleri cezaları almadığını savundu. Sosyal Haklar Derneği olarak sorumluların “olası kast” kapsamında cezalandırılması gerektiğini savunduklarını belirten Kaya, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin kararının daha sonra farklı bir heyet tarafından değiştirildiğini ve sanıkların “olası kast” yerine “bilinçli taksir” kapsamında değerlendirildiğini söyledi.
Hayatını kaybeden madencilerin ailelerinin avukatları Şerafettin Can Atalay ile Selçuk Kozağaçlı’nın cezaevinde bulunduğunu belirten Kaya, şöyle konuştu:
“Bugün Soma’dan, tüm bu katliamların gerçekleştiği bu coğrafyadan sesleniyoruz: Eğer 301 kişiyi katleden patron ve yöneticilerin aldıkları ceza ‘olası kasttan’ olsaydı ve müebbetle yargılanmış olsalardı tüm bu katliamlar gerçekleşmemiş olurdu.”
“BU DÜZENİ REDDEDİYORUZ”
İşçilerin yaşam hakkını ve daha adil bir yaşamı savunmayı sürdüreceklerini belirten Kaya, şunları kaydetti:
“Bu düzeni reddediyoruz. İşçilerin çalışırken ölmediği, temel hakları için mücadele etmek zorunda kalmadığı, daha ekolojik, daha adil bir yaşamı savunmaya devam edeceğiz ve mutlaka biz kazanacağız.”
Sosyal Haklar Derneği Soma Temsilcisi Yüksel Çetin ise Soma ve çevresinde yaşanan işçi ölümlerine dikkati çekti. Manisa’da bir okulda öğrencilerin, İzmir’in Torbalı ilçesindeki bir metal fabrikasında da bir işçinin yaşamını yitirdiğini belirten Çetin, bu ölümlerin yaşadıkları acıyı ağırlaştırdığını söyledi.
Patronlara ve sermaye kesimine seslenen Çetin, “Sizin paradan ve kar hırsınızdan başka düşünecek hiçbir şeyiniz yok mu?” diye sordu.
2014’teki Soma faciasında işçilerin kar hırsı nedeniyle göz göre göre ölüme gönderildiğini ve sorumluların hak ettikleri cezaları almadığını savunan Çetin, son göçükte sorumluluğu bulunanların cezalandırılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Kaybettiğimiz 5 maden emekçimizin buna sebebiyet veren, bunda kusuru bulunan herkesin gerektiği cezayı alması gerektiğine inanıyoruz. ve bunun mücadelesini sonuna kadar vereceğiz.”
“YAŞANILAN ACILARI UNUTMAYIN”
Çetin, topluma dayanışma ve örgütlenme çağrısında bulunarak, “Lütfen yaşanılan acıları unutmayın. Sesimize destek olun ve sesinizi çıkarın. Örgütlenin, mücadeleye destek verin ve muhakkak hep birlikte kazanan biz olalım” dedi.
Açıklamada, beş maden işçisinin yaşamını yitirdiği göçüğün tüm yönleriyle araştırılması, sorumluların ortaya çıkarılması ve işçilerin yaşam hakkını koruyacak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksiksiz uygulanması istendi.
(ANKARA)- Dışişleri Bakanlığı, Türkiye- İsviçre siyasi istişarelerinin, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay ile İsviçre Federal Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Büyükelçi Alexandre Fasel eş başkanlığında Bern’de gerçekleştirildiğini bildirdi. Görüşmelerde ikili ilişkiler, uluslararası kuruluşlar bünyesindeki işbirliği ve bölgesel gelişmeler ele alındı.
Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ile İsviçre arasında Bern’de gerçekleştirilen siyasi istişarelere ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bakanlığın paylaşımında şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye-İsviçre siyasi istişareleri, Bakan Yardımcımız ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay ile İsviçre Federal Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Büyükelçi Alexandre Fasel eşbaşkanlığında Bern’de gerçekleştirildi.
İstişarelerde ikili ilişkiler, uluslararası kuruluşlar bünyesindeki işbirliği ve bölgesel gelişmeler ele alındı.”
(ANKARA) – Saadet Partisi, fon krizine ilişkin yarışma programı formatında hazırladığı “Kelime Borsası” adlı videoyu sosyal medya hesaplarından paylaştı. Hükümete denetim ve hesap verme eleştirilerinin yöneltildiği videoda, “Bu ülkenin kaybolan alın terinin hesabı henüz kapanmadı” ifadelerine yer verildi.
Saadet Partisi, fon krizini konu alan bir video yayımladı. “Kelime Borsası” adıyla hazırlanan videoda, sunucunun soruları ve yarışmacıların yanıtları üzerinden “borsa”, “vurgun”, “alın teri” ve “hükümet” kavramları ele alındı.
Videoda, küçük yatırımcı için “sabır”, bazıları için ise “bağlantı” gerektiren yerin sorulduğu bölümde “borsa” yanıtı verildi. Yarışmacı, “Sabır denince kararsızdım ama bağlantı denince emin oldum” ifadelerini kullandı.
“Herkes kaybederken birilerinin servetine servet katmasına ne denir?” sorusunu ise “vurgun” diye yanıtlayan yarışmacı, “Son zamanlarda sık duyuyoruz, aşina olduk” dedi.
“SON ZAMANLARDA DAHA FARKLI KAZANÇ MODELLERİ REVAÇTA”
Emek vererek elde edilen kazancın “alın teri” olarak tanımlandığı bölümde sunucu, yanıtı bulmakta zorlanan yarışmacıya, “Uzun zamandır duymadığınız için zor anımsadınız herhalde” diye seslendi. Yarışmacı da “Biraz son zamanlarda daha farklı kazanç modelleri revaçta” karşılığını verdi.
Ekonomiden denetime kadar hesap sorulacak yönetimin sorulduğu bölümde ise “hükümet” yanıtı verildi. Yarışmacı, “Denetimi bilmem de hesabı kime soracağımız belli” ifadelerini kullandı.
“KAYBOLAN ALIN TERİNİN HESABI HENÜZ KAPANMADI”
Video, sunucunun şu sözleriyle sona erdi:
“Kelimeleri bildik, cevapları bulduk. Asıl mesele gerçek hayatta hesabı kimin vereceğini bulabilmek. Kelime Borsası burada kapandı, ama bu ülkenin kaybolan alın terinin hesabı henüz kapanmadı.”
Sivas’ta tarım işçilerini taşıyan minibüsle otomobilin çarpışması sonucu 2 kişi yaralandı.
M.E.A. yönetimindeki 41 ACL 135 plakalı tarım işçilerini taşıyan minibüs ile M.D. (49) idaresindeki 58 AEC 664 plakalı otomobil Sivas- Ankara kara yolunun Direkli-Bedirli Kavşağı’nda çarpıştı.
İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan otomobil sürücüsü ve yanındaki R.D. (47) ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.
Muğla’nın dünyaca ünlü Gökova Körfezi çevresindeki verimli tarım arazilerinde yetiştirilen susamda hasat sezonu başladı.
Akçapınar ve Akyaka mahallelerinde üretimi yapılan Gökova susamı, bölgenin kendine özgü iklim şartları sayesinde farklı bir aroma ve kokuya sahip olmasıyla dikkat çekiyor.
Gökova’nın esen rüzgarlarının taşıdığı nem bölgede yetiştirilen susamın gelişiminde etkili oluyor. Susuz tarım yöntemiyle yetiştirilen ürün, hasat döneminde altın sarısı rengiyle tarlalarda dikkat çekiyor.

Üreticiler tarafından tarlada susam bitkisinin olgunlaşmasının ardından elle sökülerek istiflenen susam bitkileri, tarlada 21 günlük kurumanın ardından doğal yöntemler ile elle çırpılıp, ardından elekten geçirilerek ürün hazır hale getiriliyor. Teknolojinin hiç bir safhasında yer almadığı üretim geleneksel tarım yöntemi ile tüketiciye ulaştırılıyor.

Gökova susamına yurt içinin yanı sıra özellikle Japonya’dan da talep geliyor. Japon mutfağının önemli ürünlerinden biri olan suşinin hazırlanmasında kullanılan susam, her yıl tüccarlar aracılığıyla bölgeden satın alınarak Japonya’ya gönderiliyor. Japonya 2025 yılında ihracatçı firmalardan sarı susamın kilosunu 4.70 dolardan (230 TL) alırken, bu yıl susam piyasasındaki fiyat henüz açıklanmış değil. 2026 yılı iç pazarda perakande fiyatı 200 TL, toptan fiyatı ise 180 TL olması bekleniyor.

Gökova susamının üretiminde susuz tarım yönteminin kullanılması, ürünün bölgenin doğal şartlarına uyum sağlaması açısından da önem taşıyor. Özellikle yaz aylarında yağışın oldukça az olduğu bölgede yetiştirilen susam, üreticilerin geleneksel tarım yöntemleriyle tarlalarda hayat buluyor. Üreticilerin en büyük sıkıntısı işçi bulma konusunda yaşandığı açıklandı. Ürünün tarladan toplanması aşamasında 80-90 kilometre uzaklıktaki Köyceğiz ilçesinin kırsal mahallelerinden işçiler geliyor.

Üretici Nilgün Sarıoğlu, “Bu organik doğal. Toprağın altı nemli olduğu için tarlamızda yetişiyor. Doğal bir de çiğ havası alıyor. Denizin tuz havasını alıyor. Onun için susuz yetişiyor. Organik. Hiçbir şeyi yok, organik doğal. Talep oluyor çok, isteyen oluyor, perakende çok isteyen oluyor. Kilo kilo. Yabancılar hep kilo kilo alıyorlar. Allah bereket versin. Bu sene daha çok güzel. Japonlar suşide kullanıyor. Bizim burada da çitirmek deriz biz. Ondan yapılıyor” dedi.

20 yıldır susam üreticiliği yapan Adem Akyüz, “Gökova susamı susuz susam. Doğal, gübresiz. Gübre atmıyoruz. Normalde atan atıyor, atmayan atmıyor. Şu anda biz bunu böyle eliyoruz. Katıyoruz römorkun içine. Yarın eleyeceğiz. El işi, hep el işi. İşçi de yok, bulunmuyor” diye konuştu.
