DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000€% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

a
970x250 Banner
  • Haberplus81
  • Gündem
  • İstanbul Valisi Gül, tedbir alınsa 7 kişinin vefat etmemiş olabileceğini söyledi

İstanbul Valisi Gül, tedbir alınsa 7 kişinin vefat etmemiş olabileceğini söyledi

İstanbul Valisi Davut Gül, geçen haftaki selde herkesin kusuru olduğunu belirterek, zamanında tedbir alınsa 7 kişinin vefat etmemiş olabileceğini söyledi. Sel toplantısında İstanbul'daki 179 dereden yalnızca 49'unun kapasitesinin yeterli olduğu belirtildi.

ad826x90
ad826x90

Haber: Beril KALELİ/Kamera: Mehmet ÇALPAR

(İSTANBUL) Marmara’da geçen hafta 5 gün aralıklarla devam eden şiddetli yağış ve yaşanan sel felaketinin ele alındığı toplantıda Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Daire Başkanı Mustafa Dal, Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı’na ilişkin bilgi verdi. Dal, “İstanbul, Marmara havzası nüfus yoğunluğunun çok olduğu, kentleşmenin çok olduğu bir yer. Burada bazen kent içinde tedbir almak mümkün olmuyor… Taşkın esnasında en azından vatandaşın can güvenliğini sağlamak için taşkın tahliye planları hazırlıyoruz” dedi. Dal, zamanla kentleşme baskısıyla dere yataklarının daraltıldığını, üzerlerinin kapatıldığını da belirterek, Ayazağa’da araçların sürüklendiği sokağın adının Dereboyu Sokak olduğunu anımsattı, şimdi kamulaştırma gibi bir sorunla yüz yüze olduklarını kaydetti.

İstanbul Valisi Davut Gül, dün İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen Marmara Havzası Havza Su Kurulu Toplantısı’na katıldı. Toplantıda su kaynaklarının korunması, su kirliliğinin önlenmesine yönelik tedbirler, öncelikli çalışmalar ve yatırım ihtiyaçları ele alındığı; taşkın ve tarımsal kuraklıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar ile ilgili kurumların değerlendirmelerinin görüşüldü.

“DURDUK YERE SEL OLMADI”

ad826x90

Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever’in açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda İstanbul Valisi Davut Gül geçen hafta yaşanan sel felaketine ilişkin konuştu. Gül, “Durduk yerde sel olmadı. Aslında hemşehrilerimiz olarak, vatandaşlarımız olarak, idareciler olarak bu şehirde yaşayan herkesin az ya da çok bu selin olmasında kusuru var. Zamanında tedbirler alınsa 7 (vatandaşımız) vefat etmemiş olabilirdi. Bu tedbirleri sadece dere ıslahı olarak değerlendirmiyoruz.” dedi.

ad826x90

Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Daire Başkanı Mustafa Dal, Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı’na ilişkin sunum gerçekleştirdi. Yapılan incelemelerde İstanbul’daki 179 dereden sadece 49’unun kapasitesinin yeterli olduğunun belirlendiğini, bu derelerde oluşabilecek taşkınlara karşı alınması gereken tedbirlerin belirlenerek Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı’nın 2025 yılı Ocak ayında yürürlüğre girdiğini aktaran Dal, “Bu tedbirleri, tedbir belirleme istişare toplantıları gerçekleştirerek hem İSKİ, hem belediyeler, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz gibi uygulayıcı kurumlarla birlikte yürüttük. Bu tedbirler bir öneri niteliğinde ilgili kurumlara Taşkın Yönetim Planı kapsamında tavsiye ediliyor.” diye konuştu.

“İSTANBUL KENTLEŞMENİN ÇOK YOĞUN OLDUĞU BİR YER BURADA BAZEN TEDBİR ALMAK MÜMKÜN OLMUYOR”

İstanbul için plan kapsamında belirlenen 350 tedbir için uygulamaya alınma oranının yüzde 11 olduğunu söyleyen Dal, yatak düzenlemesi, yatak temizliği gibi 104 çalışmanın ise devam ettiğini aktardı.

Dal belirlenen tedbirlere ilişkin, “Bir sürü tedbir türü var. Üst havza tedbirleri, geçiş yapısının iyileştirilmesi, setlerin yükseltilmesi, altyapının iyileştirilmesi, yatak temizliği gibi. ve yapısal olmayan tedbirlerimiz de var, erken uyarı sistemlerinin kurulması, gözlem ağının geliştirilmesi, izleme ölçüm sistemlerinin kurulması gibi… İstanbul, Marmara havzası nüfus yoğunluğunun çok olduğu, kentleşmenin çok olduğu bir yer. Burada bazen kent içinde tedbir almak mümkün olmuyor. Bu durumlarda üst havzada alınabilecek bir tedbir var mı ona bakıyoruz… Tabii ki bütçe ve zaman meselesi olduğu için bunları sahada hayata geçirmek çok da kolay olmuyor. O yüzden taşkın esnasında en azından vatandaşın can güvenliğini sağlamak için taşkın tahliye planları hazırlıyoruz. Bunları da AFAD başkanlığımızla paylaşıyoruz. Taşkın esnasında önceden uyarı verilen, tahmin edilen yerlerde vatandaşın tahliye edilmesine ilişkin çalışmalar yürütülüyor.” diye konuştu.

ad826x90

“KENTLEŞME BASKISIYLA DERE YATAKLARINI DARALTTIK”

“Fatih’te Sulukule diye bir semt var. Buranın adı eskiden Likos Deresi varmış ve bu dere kapalı bir kesite alınmış. Ancak aşırı yağışlar meydana geldiği zaman o kapalı kesitin kapasitesi yetersiz oluyor ve yol bir dere görevi görüyor, adeta ve o yol boyunca su aşağı doğru devam ediyor. Yine Zeytinburnu’nda Çırpıcı Deresi diye bir dere varmış zamanında; Bakırköy’de caddenin adı zaten Çinçindere Caddesi. Ayazağa’daki yankol da, o arabaların sürüklendiği sokağın adı Dereboyu Sokak. Kamulaştırma evet İstanbul’da çok büyük bir problem. Ama bu problemi meydana getiren bizleriz. Zaman içinde koku sorunları sebebiyle ya da başka sorunlar sebebiyle biz bu derelerin üstünü kapatarak onları kapalı kutulara aldık, onları sıkıştırdık. Kapalı kutulara almasak bile kentleşme baskısıyla dere yataklarını daralttık. ve şimdi tekrar kamulaştırma gibi bir sorunla yüz yüzeyiz. Bu derelerin üçünde de altyapı haricinde ya da kamulaştırma haricinde yapabileceğimiz hiçbir çözüm yok” diyen Dal, Marmara Havzası’na yönelik tedbirler doğrultusunda öngörülen kamulaştırma maaliyetinin ise 400 milyar TL’nin üzerinde olduğunu ifade etti.

Mustafa Dal sunumunda şu bilgileri verdi:

“Ülkemizden 25 tane nehir havzası var. Bunların tamamının taşkın yönetim planlarını tamamladık. Meriç-Ergene de bitti, yayımlamak üzereyiz. Taşkın yönetim planlarıyla mekansal planlamalara altlık hazırlıyoruz. Bunlar stratejik planlar. Şehircilik ve kentsel dönüşüme, alt yapı projelerine, stratejik ÇED’lere, ÇED süreçlerine, afet yönetimine, sigortacılık faaliyetlerine, yerel yönetimlere büyük bir hizmet sağlıyoruz . 30 binden fazla taşkın paftası hazırladık. Taşkın esnasında vatandaşın güvenli bir şekilde tahliyesini sağlamak için tahliye planları hazırladık. Toplamda 8 bine yakın tedbir belirledik. Bu planlar Avrupa Birliği Taşkın Direktifi ve ülkemizde bu direktifin uyumlaştırılmasıyla yürürlüğe giren taşkın yönetim planının hazırlanması ve uygulanması yönetmeliği kapsamında 6 yılda bir güncelleniyor. Güncelleme çalışmalarımıza da başladık. Bu güncelleme çalışmalarında iklim değişikliği etkilerini dikkate alıyoruz. Güncel hidrolojik meteorolojik verileri kullanıyoruz. Sahadaki gelişmeleri de yakından takip ediyoruz.

“MARMARA HAVZASINDA BİN 205 TAŞKIN RİSKİ ÖN DEĞERLENDİRMESİ TESPİT ETTİK”

ad826x90

Riskin belirlenmesinden tedbirlerin planlanmasına şeklinde bir yaklaşımımız var. Burada potansiyel taşkın risk alanlarını belirleyerek çalışmalarımıza devam ediyoruz. Taşkın riski önleme çalışmalarında birçok faktörü değerlendirerek biz o havzada çalışma yapacağımız yerleri aslında belirliyoruz. Marmara Havzasında toplamda 3 bin 214 adet yerleşim yerini tek tek inceledik. Bin 205 tanesinde taşkın riski ön değerlendirmesi tespit ettik.

Yani bir taşkın hidrolojik çalışması ile biz aslında ne kadar suyun geleceğini hesaplamış oluyoruz, geleceğini tahmin ediyoruz. Su da bildiğiniz üzere bulunduğu kabın şeklini alıyor. Bu kap da bizim için aslında dere yatağı ve etrafı. Bunun için harita çalışmaları yapıyoruz. Yerinde kesitler ve sanat yapılarının tek tek rölöveleleri alınıyor. Bunlar sayısal arazi modeline entegre ediliyor ve uluslararası alanda kabul görmüş yöntemler, modeller kullanılarak taşkın analizleri yapılıyor. Çalıştığımız her noktada taşkın simülasyonları hazırlıyoruz. Bu simülasyonlar ile suyun arazide nasıl hareket edeceğini, hangi hızda, hangi yüksekliğe ulaşacağını elde ediyoruz. Bu hem sayısal arazi modeli hem de uydu görüntüleri hava fotoğraflarından elde ettiğimiz görüntüler üzerine işleyebiliyoruz bunları.

“İSTANBUL’DA 179 DEREDEN SADECE 49’UNUN KAPASİTESİ YETERLİ”

Hidrodinamik modelleme çalışmaları esnasında toplam 580 adet Marmara Havzasında modelleme yaptık. Bunlardan sadece 62 tane dere yatağında kapasitenin yeterli olduğunu aslında belirledik. İstanbul ilinde 179 tane dereden sadece 49’unun kapasitesinin yeterli olduğu, Edirne’de 9 tane dereden hiçbirinin yeterli olmadığı gibi bir de özet bir tablomuz. Birçok tedbir belirledik. Bu tedbirleri, tedbir belirleme istişare toplantıları gerçekleştirerek hem İSKİ, hem belediyeler, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz gibi uygulayıcı kurumlarla birlikte yürüttük. Bu tedbirler bir öneri niteliğinde ilgili kurumlara Taşkın Yönetim Planı kapsamında tavsiye ediliyor.

Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planını 2025 yılı Ocak ayında artık yürürlüğe girmiş durumda. Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı ve bu tedbirlerin artık hayata geçirilmesi gerekiyor. Burada bazı yerlerde sadece tek bir tedbir belirlerken ama birçok yerde de bu tedbirlerin bir kombinasyonu şeklinde belirledik.

İstanbul, Marmara havzası nüfus yoğunluğunun çok olduğu, kentleşmenin çok olduğu bir yer. Burada bazen kent içinde tedbir almak mümkün olmuyor. Bu durumlarda üst havzada alınabilecek bir tedbir var mı ona bakıyoruz. Bunun için her bir havzada bu durumda olan her bir dere yatağında üst havzasında drone uçuşları gerçekleştirdik. Mümkün olan yerlerde üst havzasında suyu tutmak amacıyla sel kapanı, tersip bendi gibi yapıların yapılıp yapılamayacağına dair ön fizibilite çalışmaları yaptık.

“RİSKLİ DERELERİN ÇOĞUNLUĞU KOCAELİ VE YALOVA KENTLERİNDE”

Bu derelerin büyük çoğunluğu Kocaeli ve Yalova kentlerinde. İki tane de İstanbul’da var. Bunlardan bir tanesi de Ayazağa Deresi yankolu. Biz buralarda üst havzasında suyu tutmak için tedbir önermiştik. Yine İstanbul’un Göksu ve Ağva dereleri var; üst havzasından başlayarak denize döküldüğü yere kadar biz modelleme çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Alınması gereken tedbirleri de tek tek belirledik. Sarı olarak gördüğünüz yerlerde yatak temizliği yapılması, mavi olarak gördüğünüz yerlerde de yatağın Q500 debisini geçirecek şekilde ıslah edilmesi gerektiğine dair tedbirlerimiz var. Tabii bazı yerlerde de menfez veya köprüler suyu geçirmekte kapasitesi yetmiyor. Bunların da büyütülmesine ilişkin noktasal tedbirlerimiz var. Burada iki tane baraj planlanıyordu. Bunların da yapılarak taşkın amacıyla işletilmesine ilişkin yine bunları da notları tedbir programına alınmıştı.

Yakın zamanda yine taşkın yaşadığımız, sorun yaşadığımız yerlerden biri İstanbul Arnavutköy ilçe merkezinde Ali Bey Deresi. Suyun nereye kadar yayılacağı, hangi derinliğe ulaşacağı, nerede ne kadar tehlike oluşturacağına dair elimizde her türlü veri var aslında. Alınması gereken tedbirleri de tek tek belirlemiş durumdayız.

Fatih’te Sulukule diye bir semt var. Buranın adı eskiden Likos Deresi varmış ve bu dere kapalı bir kesite alınmış. Ancak aşırı yağışlar meydana geldiği zaman o kapalı kesitin kapasitesi yetersiz oluyor ve yol bir dere görevi görüyor, adeta ve o yol boyunca su aşağı doğru devam ediyor. Yine Zeytinburnu’nda Çırpıcı Deresi diye bir dere varmış zamanında; Bakırköy’de caddenin adı zaten Çinçindere Caddesi. Ayazağa’daki yankol da, o arabaların sürüklendiği sokağın adı Dereboyu Sokak. Yani bu sokaklar kendini aslında ele veriyor; nerede dere var, nerede taşkın riski var…

“TAVUKÇU DERESİNİN ÜST HAVZASINDA KENTLEŞME ÇALIŞMALARI BAŞLAMIŞ”

2009’da Ayamama Deresi’nde çok büyük bir taşkın meydana gelmişti. Bu taşkından sonra hem belediye, hem Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bölgede çalışmalar yaptı, yapmaya da devam ediyor. Üst havzasında bir sel kapanı yapıldı askeri alan içerisinde ve bu en son gerçekleşen yağışlarda da o sel kapanı çalıştı ve burada ciddi bir problem yaşanmadı. Fakat hemen yan tarafında Tavukçu Deresi var. Bu Tavukçu Deresi’nde yine Ayamama gibi benzer sorunlar var. Yaklaşık 17 km uzunluğunda bir dere ve üst havzasında da kentleşme çalışmaları başlamış. Bu deremizde de kapalı kesitlerin sorunu var yine kısmi olarak. Üst havzasında dere yatağının artık çok daraldığı yerler var. Buralarda taşkın riski yüksek ve mansapta eğimin düştüğü yerlerde yine kesit yetersizliğinden dolayı taşkın riski yüksek.

“TEMEL GAYEMİZ KRİZ YERİNE RİSK YÖNETMEK”

Daha 2 hafta önce burada saha çalışması yaptık, İSKİ ve DSİ ekipleri ile birlikte tedbirleri yerinde inceledik. Bir hafta sonrasında zaten büyük yağışlar meydana geldi ve taşkınlar gerçekleşti. Temel gayemiz kriz yerine riski yönetmek ama tedbirler uygulanmadığı sürece bunu başaramıyoruz.

Bu haritaların tamamı tedbirlerin ilgili tüm kurumlarla, uygulayıcı tüm kurumlarla 2023 yılında, 24 yılında ve 25 yıllarında paylaşıldı. Üstüne resmi yazılarımızla bu tedbirlerin uygulanması, hayata geçirilmesine dair ve hangi çalışmaların yapıldığına dair takip yazılarımızı da yazdık. Fakat tabii ki bütçe ve zaman meselesi olduğu için bunları sahada hayata geçirmek çok da kolay olmuyor. O yüzden taşkın esnasında en azından vatandaşın can güvenliğini sağlamak için taşkın tahliye planları hazırlıyoruz. Bunları da AFAD başkanlığımızla paylaşıyoruz. Taşkın esnasında önceden uyarı verilen, tahmin edilen yerlerde vatandaşın tahliye edilmesine ilişkin çalışmalar yürütülüyor.

Az önce bahsetmiştim 17 Ocak 2025 tarihinde Cumhurbaşkanı Kararı olarak yayınlandı Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı ve yürürlüğe girdi. Şimdi plan kapsamında en son çıktı olarak aslında biz bu tedbirler tablosunu veriyoruz. Bu tedbirler riskin büyüklüğüne göre tek tek incelenerek önceliklendiriliyor. Hangi tedbirin önce yapılması gerektiğine dair bir kılavuz da aslında biz vermiş oluyoruz. Toplamda 1112 adet tedbir belirlenmişti Marmara Havzasında, İstanbul’da 350 adet olmak üzere. Burada bir sürü tedbir türü var. Üst havza tedbirleri, geçiş yapısının iyileştirilmesi, setlerin yükseltilmesi, altyapının iyileştirilmesi, yatak temizliği gibi. ve yapısal olmayan tedbirlerimiz de var, erken uyarı sistemlerinin kurulması, gözlem ağının geliştirilmesi, izleme ölçüm sistemlerinin kurulması gibi. Bu tedbirlerin takibini biz Ulusal Su Bilgi Sistemi üzerinden odak personeller tarafından ilgili kurumlardaki odak personeller tarafından gerçekleşmelerini takip ediyoruz. Geçiş yapısı iyileştirilmesi olanlardan sadece 3 tanesi İstanbul ilinde tamamlanmış. Yatak düzenlemesi, yatak temizliği gibi 104 adet de devam eden çalışma var. Tedbirlerin tamamlanma ya da uygulamaya alınma oranına baktığımız zaman yüzde 30’u uygulamaya alınmış görünüyor, İstanbul’da ise bu oran sadece yüzde 11.

Toplam 1112 adet tedbirin günümüz fiyatlarıyla uygulanmasının maliyeti 85 milyar TL. Tabii bunun içinde kamulaştırma yok. Kamulaştırmayla birlikte bu rakam 500 milyar TL’ye yaklaşıyor. Olası ekonomik zarar 124 milyar olarak belirlenmiş olsa da, bu sadece doğrudan meydana gelecek zararlar var. Yani o toprağın, çamurun temizlenmesi veya hastane masrafları veya insan canının değeri gibi ölçülemeyen birçok faktör de var. Ama uluslararası çalışmalar şunu gösteriyor: 1 birimlik tedbirin maliyeti 4 ila 10 birim arasındaki ekonomik zararı önlüyor.”

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

BİEYDER, Bilecik İl Jandarma Komutanı Vanlı’yı ziyaret etti, ortak projeler görüşüldü

HIZLI YORUM YAP