40,5896$% -0.46
47,8000€% -0.43
54,6468£% -0.9
4.352,83%-1,37
3.336,90%-0,91
10.642,60%-0,43
Haber : Hilal ACAR / Kamera: Gurbetelli YALÇIN
(ANKARA) – Ücretli Öğretmenler Dayanışma Derneği üyesi öğretmenler, MEB önünde toplanarak yaşadıkları mağduriyetleri ve taleplerini anlattı. Bir öğretmen, “Biz 30 yıl çalışsak dahi emekli olamıyoruz. Bakan Bey gelsin, altı ay o dağda çalışsın, ben 20 yıllık emeğimden vazgeçeceğim. Cumhurbaşkanı ne dedi 2022’de, ‘Kimsesizlerin kimi olarak geliyorum’, doğru mu? Biz kimsesiziz. Emekli olamıyoruz biz. Böyle bir dünya, böyle bir düzen var mı? Biz hakkımızı helal etmiyoruz, hakkımızı da alacağız” dedi.
Ücretli Öğretmenler Dayanışma Derneği üyesi öğretmenler, çalışma koşullarını, özlük haklarını, kadro ve emeklilik taleplerini dile getirmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde bir araya gelerek açıklama yaptı.
Açıklamanın ardından öğretmenlerden oluşan heyet, Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle görüşmek için randevu talebinde bulundu ancak yanıt alamadı. Yetkili bir isimle görüşme gerçekleştirilinceye kadar bakanlık önünden ayrılmayacaklarını belirten öğretmenlerin, bekleyişi sürüyor.

Öğretmenler, ANKA Haber Ajansı’na yaşadıkları mağduriyetleri ve taleplerini anlattı.
Bir öğretmen, “2 çocuk büyütüyorum. Başka iş de bilmem. ya severek yaptığım için ya da idealistliğimden devam ediyorum. Zaten gelip ayrılanlar var. 10 yılın üstünde çalışanları devletimiz görmek zorundadır. Bu kul hakkıdır. Emeklilik de imkansız, geriye dönüş ödeme de yok. Dolayısıyla bizi duymaları, görmeleri gerekir. Başta Cumhurbaşkanımız ve Bakanımız olmak üzere yetkili ve etkili olan bütün makam sahibi insanların bunu duyması gerekir. Vicdani bir meseledir. Başka bir yerde çalışan insana 3 yılın üzerinde çalıştırıyorsan hakkını vermek zorundasın deniliyor. Fakat devlet bize 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl çalışan arkadaşlarımız var. Hiçbir emeklilik hakkı da yok, hakkını verme de yok. Yanımızda hizmetli olarak çalıştığımız kardeşlerimiz bizim yanımızda kadrolarını alıyorlar ama biz öyle devam ediyoruz. Bunu hiç kimseye söyleyemiyoruz. Bu şekilde devam etmesini istemiyoruz” diye konuştu.
“BİZİ, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI KÖLELİK SİSTEMİNE MAHKUM EDİYOR”
Bir başka öğretmen de 20 yıldır ücretli öğretmenlik yaptığını ve çalıştığı süre boyunca hep asgari ücretin altında maaş aldığını söyledi. Öğretmen, yaşadığı mağduriyeti, “Biz sahipsiz konumundayız. Hiçbir değerimiz, kıymetimiz yok. Ben kendimi SSK’ya şikayet ettim. Milli Eğitim Bakanlığı kaçak işçi çalıştırıyor dedim. ve bunun sonucunda bana SSK’dan soruşturma yaptılar, ifademi aldılar. Dediler ki biz bu durumda olduğunu bilmiyorduk ve sonuç itibariyle siz hiçbir statüye sahip değilsiniz. Siz sadece yaşayan canlı bir varlık olarak gözüküyorsunuz. Bu bizim için çok üzüntülü bir durum. Bunun sonucunda SSK’ya gittiğimizde biz geriye dönük olarak yatırmak istiyoruz dedik. Büyük rakamlar çıktı. Hiçbir sigorta, yarım sigorta, 12, 13 günlük sigortaya maruz kaldık, mağdur olduk. Bizim de evlatlarımız var. Bizi Milli Eğitim Bakanlığı kölelik sistemine mahkum ediyor” sözleriyle anlattı.

“BİZ 20 YIL, 30 YIL ÇALIŞSAK DAHİ EMEKLİ OLAMIYORUZ”
Ücretli olarak 20 yıldır öğretmenlik yapan başka bir öğretmen de, “Bizler yıllardır devletin en kırsal yerlerinde, en mağdur kesimlerinde öğrencilerimizi öğretmensiz bırakmadık. Elimizden gelen her türlü fedakarlığı yaptık. Bu sistemi biz getirmedik. Bu sistemi devlet kendisi koydu. 2002 yılından beri yaklaşık 23-24 yıldır bu sistemi uyguluyor. Mağduriyetler çok büyük. Artık biz emekli olamıyoruz. 90 yaşında ancak emekli olabiliyoruz” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in kendileri ile görüşmediğini söyleyen öğretmen, şöyle devam etti:
“Cevaba gelince Bakan Bey, kamuoyuna ücretli öğretmenlerin hiçbir hakkı yok, statüleri yok. Statüler için yasal güvence gerekli. Peki bu yasal güvence, bu kanunlar, bu yönetmelikler, haşa, Allah’ın ayeti mi? Uzaydan mı geliyor? İsteyince değiştiriyor. Biz 20 yıl, 30 yıl çalışsak dahi emekli olamıyoruz. Ücretli öğretmenlik maalesef istihdam modeli haline gelmiş, ucuz iş gücü. Bir kadrolu yerine üç tane ücretli öğretmen çalışıyor. Bu doğru değil. Bu insani değil. Olayı halının altına süpürerek bu sorun çözülmez. İnsanların vebalini alıyor. Bakan Bey gelsin, altı ay o dağda çalışsın, ben 20 yıllık emeğimden vazgeçeceğim. Cumhurbaşkanı ne dedi? 2022’de, ‘Kimsesizlerin kimi olarak geliyorum’, doğru mu? Biz kimsesiziz, biz sahipsiziz. Emekli olamıyoruz biz. Gerçekten emekli olamıyoruz. Böyle bir dünya var mı, böyle bir düzen var mı? Dünyanın neresinde var? Gerçek dünyanın hiçbir yerinde yok. Biz bunu kabullenmiyoruz, hakkımızı da helal etmiyoruz, biz hakkımızı da alacağız.”
“KADROLU ÖĞRETMENLERLE AYNI İŞİ YAPMAMIZA RAĞMEN ALDIĞIMIZ ÜCRET HER AY DEĞİŞMEKTE”
2007 senesinden beri ücretli öğretmenlik yaptığını söyleyen, eşi ve çocuğu ile hakkını aramaya gelen öğretmen, yaşadıklarını şu sözerle anlattı:
“Sigortamın 2007’den bu yana 2026’ya kadar yatan kısmı sadece bin 322 gün. Bu büyük bir haksızlık, 20 yıla yakın bir çalışma ve yatan prim bin 322 gün. Bunların özellikle düzeltilmesini istiyorum. İzinlerimiz yok, özellikle çocuğumuz hasta olduğunda izin almak istediğimizde ücretimizden kesiliyor. Bu da büyük bir haksızlık. Diğer kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmamıza rağmen aldığımız ücret her ay değişmekte, tatiller girdiğinde kesilmekte ve en fazla aldığımız 30 bin lira, en fazla 25, 20, 18, değişiyor bu rakamlar. Sigortayı saymıyorum bile, bazen 10 gün yatıyor, bazen 12 gün yatıyor. Hizmetli arkadaşlarımızla konuştuğumuzda ücreti ne kadar alıyorsunuz diye sorduğumuzda onlar bizden çok fazla ücret alıyor. Ayrıca sigortaları tam yatıyor. Bizler lisansı bitiriyoruz, formasyonumuz var ve öğretmen statüsündeyiz. Aldığımız maaş hizmetlilerin aldığı maaştan çok çok düşük, utanç verici bir durum. Hakkımızı istiyoruz. 20 yıldan fazla çalışıyoruz. Kadro talebini istiyoruz. 2018’de verilen kadronun tekrar bir daha gündeme gelmesini istiyoruz.”
“BİR ÖĞRETMEN OLARAK, EĞİTİMCİ OLARAK GÖREVİMİ İCRA ETMEK İSTİYORUM”
Bir başka ücretli öğretmen ise, “Ben Ankara’da yaşıyorum. Keçiören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bana 3 yıldır görev vermiyor. Ama başka bir siyasi parti üzerinden bir telefon açıldığında görev alabiliyorsun. Ben bunları asla yaşamak istemiyorum ülkemde. Bir öğretmen olarak, eğitimci olarak görevimi icra etmek istiyorum. Bir an önce bu sistemin sonlandırılmasını ve şartlarının iyileştirilerek ve düşünce özgürlüğümüzle bu açıklamalarımızla bizlere tekrar görev verilmesini talep etmekteyim” diye konuştu.

Hürriyetçi Eğitim Sen’den MEB’e okul yöneticileri için 6 saatlik ders yükünün kaldırılması ve makam tazminatı talebi