DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

a
970x250 Banner
  • Haberplus81
  • Gündem
  • “Çerçeve Yasa” teklifi Adalet Komisyonu’nda… DEM Partili Kılıç Koçyiğit’in Öcalan’a teşekkür etmesine İYİ Parti’den tepki: Meclis’te bebek katili eşit tutulamaz

“Çerçeve Yasa” teklifi Adalet Komisyonu’nda… DEM Partili Kılıç Koçyiğit’in Öcalan’a teşekkür etmesine İYİ Parti’den tepki: Meclis’te bebek katili eşit tutulamaz

TBMM Adalet Komisyonu'nda DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" görüşmelerinde Abdullah Öcalan'a teşekkür etti. Koçyiğit'in sözleri üzerine İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, "Türkiye Cumhuriyeti Meclisi'nde bebek katili eşit tutulamaz" diyerek tepki gösterdi, komisyonda gerginlik yaşandı.

ad826x90
ad826x90

Haber: Berfin BAYIR

(TBMM) – TBMM Adalet Komisyonu’nda DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” görüşmelerinde Abdullah Öcalan’a teşekkür etti. Koçyiğit’in sözleri üzerine İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, “Türkiye Cumhuriyeti Meclisinde bebek katili eşit tutulamaz” diyerek tepki gösterdi, komisyonda gerginlik yaşandı.

TBMM Adalet Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ni görüşmek üzere toplandı. Komisyonu Başkanı Yüksel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın konuşmasının ardından kanun teklifinin ilk imzacılarından DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’e söz verdi.

Kılıç Koçyiğit, Türkiye’nin “tarihi bir eşikte” bulunduğunu belirterek, “Tarihi bir eşikteyiz ve bu eşiği güçlü aşarsak yarınları güçlü kurma, yarınlara güçlü adımlarla ilerleme ve özlediğimiz eşit, özgür, demokratik cumhuriyeti inşa etme konusunda da ciddi bir mesafe katetmiş olacağız. Bu anlamıyla her bir milletvekili arkadaşımızın, her bir siyasi partinin ve bu ülkede eşitlikten, özgürlükten yana olan her bir insanın da tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu ifade etmek istiyoruz” dedi.

ad826x90

DEM Parti olarak kanun teklifine tarihsel bir perspektifle yaklaştıklarını ifade eden Koçyiğit, “Biz sadece burada birer milletvekili olarak değil; aynı zamanda bu ülkede yaşayan insanlar, bu ülkede yaşayan milyonları temsil edenler olarak da temsil ettiğimiz halklarımıza borcumuzu onları bir adım daha çözüme ve barışa yaklaştırarak vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamıyla bütün milletvekili arkadaşların da bu bakış açısıyla, bu bilinçle sürece katkı koymaları ve bu yasa teklifine de öyle ele almaları gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.

ad826x90

“27 ŞUBAT ÇAĞRISI BÜYÜK BİR MANİFESTODUR”

Kanun teklifinin ilk imzacılarından biri olarak komisyonda söz aldıklarını belirten Koçyiğit, “Biz DEM Parti olarak bizden önce kapatılan diğer bütün siyasi parti gelenekleri açısından da ifade edersek ilk defa Mecliste ve bir komisyonda bir ilk imza sahibi bir teklifin sahibi olarak konuşuyoruz. Bu anlamıyla bunun öneminin de altını çizmemiz gerekiyor. Attığımız imzalar alelade birer sadece tükenmezin mürekkebinin kağıda akması değil; aslında bugüne kadar bizi yan yana tutan ortak geleceğimizin mührüne atılmış önemli bir başlangıçtır” ifadelerini kullandı.

Orta Doğu’daki gelişmelere değinen Koçyiğit, bölgede yaşanan savaşların ve çatışmaların yeni bir jeopolitik tablo ortaya çıkardığını savunarak, “Savaşlar, işgaller, katliamlar ve Orta Doğu’da yaşananların her birimize öğretmesi gereken, her birimize göstermesi gereken bir gerçeklik, bir hakikat olduğunu düşünüyoruz. 2026 yılında bütün dünyanın gözleri önünde aslında çok daha önceden başlayan Filistin soykırımını, Filistin katliamını her birimiz izledik. Dünyanın gözü önünde oldu. Resmi rakamlara göre bile 70-80 bin insanın yaşamını yitirdiği bir büyük soykırıma tanıklık ettik” dedi.

Koçyiğit, “27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na da değinerek, “Barış ve demokratik toplum süreci aslında halkların lehine tarihe yapılmış bir müdahaledir. Ezilen, yok sayılan; inancı, kimliği nedeniyle hiçleştirilen, ötekileştirilen, dışlanan bütün toplumsal kesimler, halklar ve inançlar lehine tarihin akışına yapılmış halklar lehine bir müdahaledir. Yani büyük bir manifestodur. Halkların özneleşme çağrısıdır. Halkların kendi kaderini ellerine alma çağrısıdır ve bu anlamıyla da Orta Doğu açısından da Türkiye açısından da önemi çok büyüktür ve barışın kapısını açmaya aday büyük bir çağrıdır” ifadelerini kullandı.

ad826x90

Sürecin tüm siyasi aktörlerin sorumluluğunda olduğunu söyleyen Koçyiğit, “Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü sadece DEM Parti’nin, sadece Kürtlerin sorunu değildir. Bu ülkede yaşayan herkesin sorunudur, muhalefetin sorunudur, iktidarın sorunudur, bütün yurttaşların ortak sorunudur” dedi.

Kanun teklifine ilişkin değerlendirmesinde Koçyiğit, “Biz de en temelde bu yasa teklifine bu bakış açısıyla bakıyoruz. O anlamıyla bunun için kolaylaştırıcı olmaya çalışıyoruz. Elbette önümüze gelen metinde bizim de tam olarak uygun bulmadığımız, eksik bulduğumuz, yetersiz bulduğumuz başlangıçlar var. Fakat bu, bu metnin önemini, tarihselliğini gölgelememelidir. Önemli bir eşikteyiz, önemli bir teklifle karşı karşıyayız. Bu anlamıyla bunun tarihsel öneminin de altını çizmemiz gerekiyor” diye konuştu.

“DEMOKRATİK CUMHURİYET YALNIZCA KÜRTLERİN DEĞİL, 86 MİLYONUN ORTAK DEMOKRATİK GELECEĞİDİR”

Teklifi “demokratik dönüşümün ilk adımı” olarak değerlendirdiklerini belirten Koçyiğit, “Bizler DEM Parti olarak bu yasa teklifini tüm sorunlarımızın köklü çözümünün başlangıç noktası olarak görüyoruz. Bu yasa teklifi uzun ve zorlu demokratik bir dönüşüm yolculuğunun ilk adımını oluşturuyor ve çok önemli bir adımını oluşturuyor. İçinde bulunduğumuz tarihsel eşik, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun imkanını ve sorumluluğunu önümüze koymaktadır. Mesele bir yasal düzenlemenin çok ötesindedir” ifadelerini kullandı.

Koçyiğit, konuşmasının devamında “Demokratik Cumhuriyet” vurgusu yaparak, “Bizim ifade ettiğimiz Demokratik Cumhuriyet, demokrasinin derinleşmesi, Cumhuriyet’in toplumsallaşması ve eşit yurttaşlığın toplumun bütün kesimlerini kapsayacak biçimde hayata geçmesidir. Dışlanan, ötekileştirilen tüm kesimlerin demokratik ortak yaşamın eşit öznesi haline gelmesidir. Bu nedenle Demokratik Cumhuriyet yalnızca Kürtlerin değil; bu topraklarda yaşayan 86 milyonun ortak demokratik geleceğinin adıdır” dedi.

ad826x90

Barışın ekonomik sonuçlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Koçyiğit, “Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü aynı zamanda refahın da kapısını açacaktır. Kaynakların silahlanmaya ve güvenlikçi politikalara değil; barınmaya, istihdama, eğitime, sağlığa, sosyal refaha ayrılması için tarihsel büyük bir fırsat doğacaktır. Barış; ekmeğin büyümesi, sofraların bereketlenmesi, kadınların eşit ve özgür yaşaması, gençlerin geleceğini bu ülkede bulması ve kurabilmesi, emeklinin insanca yaşayabilmesi, çiftçinin üretebilmesi, işçinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve çocukların haklarına güvenceyle erişebilmesinin yolunu açacaktır” diye konuştu.

KILIÇ KOÇYİĞİT’TEN ÖCALAN’A TEŞEKKÜR

Konuşmasının sonunda Koçyiğit, süreçte rol aldığını belirttiği isimlere teşekkür etti.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı ve kanun teklifine imza atan milletvekillerinin yanı sıra terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’a da teşekkür etmesi üzerine komisyonda tansiyon yükseldi. İYİ Parti milletvekillerinden “Söyleyemezsin”, “Neyi anıyorsun burada?”, “Anayasayı ihlal ediyorsunuz”, “Neden uyarmıyorsunuz?”, “Türkiye Cumhuriyeti Meclisi’nde bebek katili eşit tutulamaz”, “Yazıklar olsun” ve “Siz de uyaracaksınız” diye tepkiler yükseldi.

Tepkilere rağmen konuşmasını sürdürmeye çalışan Koçyiğit, muhalefet partilerinin genel başkanlarına, TBMM Başkanı’na ve kanun teklifine imza atan milletvekillerine de teşekkür ettiğini ifade etti. İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, “Bebek katilinin neyine teşekkür ediyorsunuz?” derken ve karşılıklı bağrışmalar sürerken Koçyiğit konuşmasını tamamladı.

AKÇAY: BU TEKLİF BİR AF DÜZENLEMESİ DEĞİLDİR

Kılıç Koçyiğit’in konuşmasının ardından Komisyon Başkanı Yüksel, ilk imzacılardan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay’a söz verdi. MHP’li Akçay, teklifin geçici bir siyasi metin olmadığını belirten Akçay, “Bu teklif aynı zamanda mevcut kazanımları kalıcılaştırmayı, sonuca ulaştırmayı, kamu güvenliğini güçlendirmeyi, toplumsal bütünleşmeyi ve dayanışmayı desteklemeyi, silahlı terör yapılanmalarının tamamen tasfiyesini ve milyonlarca vatandaşımızın 50 yıllık huzur beklentisini hukuk düzeni içerisinde yönetmeyi amaçlayan özel, koşullu ve denetime açık bir yasal çerçevedir” ifadelerini kullandı.

Teklifin yalnızca hukuki bir metin olmadığını ifade eden Akçay, ” Türkiye Cumhuriyeti’nin terörle mücadele tecrübesinden süzülüp gelen, güvenlik ve hukuk çatılarını aynı potaya koyan özgün bir Türkiye modelidir” dedi.

Kamuoyunda bilgi kirliliği oluşturulmaya çalışıldığını savunan Akçay, teklifin hukuki niteliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Burada en başta şu özetin altını net bir şekilde çizmek gerekir: Bu teklif bir af düzenlemesi değildir. Suçun hukuki niteliğini değiştirmemektedir. Mahkümiyet hükümlerini ortadan kaldırmamaktadır. Ceza sorumluluğunu silmemektedir. Devam eden soruşturma ve kovuşturmalarla kesinleşmiş mahkümiyet hükümlerinin hukuki varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Teklifin özü şudur: Belirli ağır şartların gerçekleşmesi halinde, belirli suçlar bakımından, belirli sürelerle ve yargısal karar mekanizmaları içinde soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinin ertelenmesidir.”

Akçay, teklifin hukuk devleti ilkesine, kamu düzeninin korunmasına, ceza adalet sisteminin amaçlarına ve devletin stratejik aklına uygun bir düzenleme olduğunu söyledi.

Teklifin genel ya da özel af niteliği taşımadığını vurgulayan Akçay, “Genel afta kamu davası ve ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Özel afta ise ceza ortadan kaldırılır, azaltılır veya başka bir cezaya çevrilir. Oysa bu teklif; suçun varlığını, mahkümiyet kararını, ceza sorumluluğunu ve hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır. Buradaki getirilen düzenleme şarta bağlı erteleme rejimidir” diye konuştu.

“KANUN YÜRÜRLÜĞE GİRER GİRMEZ OTOMATİK SONUÇ DOĞURMAYACAK”

Erteleme rejiminin temel özelliklerini sıralayan Akçay, kanunun yürürlüğe girmesiyle otomatik sonuç doğmayacağını, herkes bakımından resen uygulanmayacağını ve yalnızca başvuru yapan kişiler yönünden değerlendirileceğini belirtti.

Başvurunun tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Akçay, “Kararlar; Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya infaz hakimi tarafından verilecektir. Kararlara karşı itiraz ve kanun yolu imkanı bulunmaktadır. Erteleme süresi içinde terör suçu işlenirse erteleme kaldırılacaktır. Süre suç işlenmeksizin geçirilirse soruşturma veya kovuşturma bakımından kovuşturmaya yer olmadığı ya da düşme kararı verilecek, infaz bakımından ceza infaz edilmiş sayılacaktır” dedi.

Akçay, “Dolayısıyla teklif; hukuki sonuçları bakımından mutlak, sınırsız ve koşulsuz bir bağışlama değil; kamu güvenliği amacıyla düzenlenmiş şartlı, takip edilebilir ve denetlenebilir bir ceza adalet uyum mekanizmasıdır” ifadelerini kullandı.

“SİLAHLAR TAMAMEN TESLİM EDİLMEDEN BU KANUNUN TEK BİR HÜKMÜ İŞLEMEYECEKTİR”

Teklifin 1. maddesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akçay, sistemin işleyebilmesi için tek ön şartın, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör örgütünün fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ile mühimmatını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, bu tespitin de Milli Güvenlik Kurulu kararıyla Resmi Gazete’de yayımlanması olduğunu söyledi.

Akçay, “İnisiyatif mutlak surette devletin güvenlik kurumlarının ve MGK’nın elindedir. Silahlar tamamen teslim edilmeden, örgüt lağvedilmeden bu kanunun tek bir hükmü işlemeyecektir” dedi.

Teklifin 2. maddesinin kapsamına da değinen Akçay, “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçlarıyla 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar bu kanunun kapsamı dışındadır. Devlete, cana kasteden eylemleri bu erteleme mekanizmasının dışında tutarak adalet terazisinin dengesini ve millet vicdanını koruma altına almıştır” diye konuştu.

“DEVLET KİMSEYİ AFFETMEMEKTEDİR”

Teklifin 3. ve 6. maddelerinde soruşturma, kovuşturma ve infazların ertelenme usullerinin düzenlendiğini belirten Akçay, “Cezası 15 yıla kadar olanlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla veya müebbet olanlarda ise 10 yıllık bir erteleme ve denetim süresi öngörülmektedir. Buradaki hukuki incelik şudur: Devlet kimseyi affetmemektedir, devlet kişiyi bir denetim sürecine tabi tutmaktadır” dedi.

Erteleme süresinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde sürecin sona ereceğini belirten Akçay, “Madde açıkça hükmediyor: Eğer bu erteleme süresi içinde kişi yeniden bir terör suçu işlerse erteleme derhal iptal edilecek, yargılama ve infaz kaldığı yerden en ağır haliyle devam edecektir. Üstelik bu yenisi için bir daha erteleme hakkı da verilmeyecektir. Bu, devletin şefkat elini uzatırken kudret kılıcını da hazır beklettiğinin en hukuki ispatıdır” ifadelerini kullandı.

Teklifin 9. maddesi uyarınca sürecin resen işlemeyeceğini belirten Akçay, “Kişilerin MGK tarafından alınan karardan itibaren 6 ay içinde bizzat yazılı olarak devlete başvurması gerektiği hükme bağlanmaktadır. Yani kişi Türkiye Cumhuriyeti’nin adli makamlarına iradesini teslim edecek, devletin otoritesini tanıyarak bu mekanizmaya dahil olacaktır” dedi.

Teklifin 10. maddesiyle süreci yürütecek kamu görevlileri ile komisyon üyelerinin hukuki, idari ve cezai sorumluluktan muaf tutulmasının öngörüldüğünü belirten Akçay, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu kanun teklifi, Türkiye Cumhuriyeti’nin muazzam mücadelesinin hukuk içerisinde bir toplumsal barışa dönüştürme projesidir. Bu metinde zafiyet yoktur, devletin sarsılmaz iradesi vardır. Bu metinde taviz yoktur, MGK’nın ve bağımsız yargının denetimi vardır. Bu metinde unutkanlık yoktur, kasten öldürme suçlarını kapsam dışı bırakan bir vefa ve adalet vardır. Bu metinde iç cephesi kenetlenmiş güçlü Türkiye’nin kararlılığı vardır. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve milletimizin ebedi kardeşliğini tesis edecek bu hukuki mimarinin altına imzamızı atmaktan büyük onur duyuyoruz. Bu kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok büyük bir uzlaşmayla çıkacağına inanıyorum.”

Akçay’ın konuşmasının ardından Komisyon Başkanı, ilk imza sahiplerinden CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp’e söz verdi.

(SÜRECEK)

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

CHP’den Kurultay Mesajı: Tekirdağ’da Teşkilatlarla Buluşma

HIZLI YORUM YAP