DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

a
970x250 Banner
" image="https://haberplus81.com/wp-content/uploads/2026/07/a-classmb-12-text-dark-font-30px-font-boldest-hreffinansfinansa-491-124x76.jpg">
  • Haberplus81
  • Gündem
  • DEM Parti’nin çevre ve madencilik izin süreçlerinde değişikleri içeren 7554 sayılı Kanunu için verdiği araştırma önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

DEM Parti’nin çevre ve madencilik izin süreçlerinde değişikleri içeren 7554 sayılı Kanunu için verdiği araştırma önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

DEM Parti'nin maden, enerji, çevre, zeytinlikler, ormanlar ve yatırım izin süreçlerine ilişkin çeşitli yasalarda değişiklikleri içeren 7554 sayılı Kanun sonrası yaşanan ekolojik tahribatların bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla TBMM'ye verdiği Meclis araştırması önergesi MHP ve AK Parti oylarıyla reddedildi.

ad826x90
ad826x90

(TBMM) – Dem Parti’nin maden, enerji, çevre, zeytinlikler, ormanlar ve yatırım izin süreçlerine ilişkin çeşitli yasalarda değişiklikleri içeren 7554 sayılı Kanun sonrası yaşanan ekolojik tahribatların bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla TBMM’ye verdiği Meclis araştırması önergesi MHP ve AK Parti oylarıyla reddedildi.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da, Dem Parti’nin 7554 sayılı Kanun sonrası yaşanan ekolojik tahribatların bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla Meclis araştırması önergesi verdi.

BOZ: TALAN YASASININ BİLANÇOSU ORTADA

Önergenin gerekçesini açıklayan DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, söz konusun kanunun iktidar tarafından “yatırımları hızlandıran düzenleme” olarak tanımlandığını, halk arasında ise “talan yasası” olarak anıldığını söyleyen Boz, “Bu kanunun bir yıllık bilançosu da aslında ortada. Geçen süre gösterdi ki hızlandırılan şey, ormanların, meraların, zeytinliklerin ve su havzalarının şirketlere devri” ifadelerini kullandı.

ad826x90

Kanunun çevre hukukunu tamamen ortadan kaldırmadığını ancak şirketlerin faaliyetlerini durdurmayacak şekilde düzenlemeler içerdiğini savunan Boz, kurumların görüş bildirmemesi halinde bunun “olumlu görüş” olarak kabul edildiğini belirtti. Boz, bu düzenlemeyle Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) tamamlanmadan ruhsat süreçlerinin ilerletilmesinin önünün açıldığını ileri sürdü.

ad826x90

Yasama organının bu tür düzenlemelerle ruhsat süreçlerini kolaylaştırdığını öne süren Boz, “Yasama yolu açıyor, ruhsat dağıtıyor. Bunların yaratmış olduğu neticelerde yürütme çok rahat bir şekilde ruhsatları dağıtmaya devam ederken denetleme de yapılmıyor. Hukuki süreçler ise yıkımların önünü açmaya devam ediyor. Karşımızda doğanın metalaştırılmasını, halkın mülksüzleştirilmesini ve kamusal varlıkların şirketlere aktarılmasını esas alan örgütlü bir sermaye birikimi var” ifadelerini kullandı.

Boz, bir yılda maden, petrol ve doğal gaz projeleri için bin 63, enerji projeleri için ise 193 olmak üzere toplam bin 256 ÇED onayı verildiğini belirterek “Yalnızca 2026 yılının ilk altı ayında 600 maden sahası ihale sürecine çıkarıldı. İktidarın doğayı korumakta göstermediği bu planlanma disiplinini hangi dağın hangi şirkete verilmesiyle ilgili göstermesi gerçekten ibretlik” dedi.

RIZVANOĞLU: SÜPER İZİN YASASININ BİR YILLIK BİLANÇOSUYLA TÜRKİYE PARSEL PARSEL MADEN RUHSATLARINA AÇILDI

YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, geçen yıl kabul edilen ve kamuoyunda “süper izin yasası” olarak bilinen düzenlemenin birinci yılında yasanın Türkiye’nin doğal varlıklarını madencilik faaliyetlerine açtığını savundu. Rızvanoğlu, MAPEG’in son bir yılda yüz binlerce hektarlık alanı maden ruhsatı ihalesine çıkardığını belirterek, “İktidar Türkiye’nin haritasına baktığında şehirleri, köyleri, ormanları değil; ruhsat sahalarını ve ihale numaralarını görüyor” dedi.

ad826x90

Rızvanoğlu, geçen yıl aynı günlerde TBMM’de kabul edilen düzenleme görüşülürken muhalefetin yaptığı uyarıları hatırlatarak, “O gün bu kürsüden defalarca birçoğumuz uyardık. ‘Bu düzenleme yalnızca bir maden yasası değil. Bu düzenleme Türkiye’nin toprağını, ormanını, merasını, zeytinliğini, suyunu ve yaşam alanlarını şirketlerin kısa vadeli çıkarlarına teslim eden bir yasa’ dedik” ifadelerini kullandı.

Yasa görüşmeleri sırasında Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen vatandaşların ve çevre savunucularının Meclis çevresinde nöbet tuttuğunu anımsatan Rızvanoğlu, “O insanlar yalnızca kendi köylerini değil, Türkiye’nin ortak geleceğini de savundular. Fakat maalesef yine haklı çıktık” diye konuştu.

Rızvanoğlu, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından madencilik ruhsatlarının hızla arttığını belirterek “MAPEG 317 grup ihale ilanıyla 67 ilde 485 maden ruhsat sahasını ihaleye çıkardı. Satılan ruhsatların toplamı 318 bin 604 hektar. Bu alan 446 bin futbol sahası büyüklüğünde. Zonguldak’ın yüz ölçümü kadar bir yer demek. Daha altı gün önce de, tam bu yasanın yıl dönümünde, 52 ilde 115 yeni maden sahası tekrar ihaleye çıktı” dedi.

Bu verilerin iktidarın önceliklerini ortaya koyduğunu savunan Rızvanoğlu, “İktidar Türkiye’nin haritasına baktığında şehirleri görmüyor, köyleri görmüyor, ormanları görmüyor. Peki neyi görüyor? Ruhsat sahalarını görüyor, ihale numaralarını görüyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin birçok bölgesinde çevre mücadelelerinin sürdüğünü belirten Rızvanoğlu, Giresun Sekü, Ordu Aybastı, Muş Varto ve Akbelen’i örnek göstererek, “Türkiye’nin dört bir yanında insanlar anayasal haklarını arıyorlar. Ana-baba yurtlarını, sularını, ormanlarını ve geçim kaynaklarını savunuyorlar” dedi.

ad826x90

Rızvanoğlu, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini de eleştirerek “Çevresel etki değerlendirme süreçleri şirketlerin önünü açan bir formalite gibi işletiliyor. Raporlar kes, kopyala, yapıştır yöntemiyle hazırlanıyor, halkın katılımı toplantıları ise halktan kaçırılıyor” ifadelerini kullandı.

ÇOLAKOĞLU: SÖZ KONUSU DÜZENLEME YATIRIM SÜREÇLERİNİ HIZLANDIRIRKEN HUKUKİ GÜVENCE SAĞLADI

AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, çevre hassasiyeti üzerinden Türkiye’nin kalkınma iradesi, enerji bağımsızlığı ve üretim gücünü hedef alan yaklaşımları kabul etmediklerini belirterek, 7554 sayılı Kanun’un çevresel denetimleri ortadan kaldıran değil, kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesini sağlayan ve yatırım süreçlerini hızlandırırken hukuki güvence sağlayan bir düzenleme olduğunu söyledi.

Çevrenin korunmasının ve doğal kaynakların gelecek nesillere doğru şekilde aktarılmasının ortak sorumluluk olduğunu belirten Çolakoğlu, ancak çevre hassasiyeti üzerinden Türkiye’nin kalkınma iradesi, enerji bağımsızlığı ve üretim gücünü hedef alan yaklaşımları kabul etmediklerini ifade etti.

Türkiye’nin büyüyen ekonomisi ve artan nüfusu nedeniyle enerji ihtiyacının her geçen gün arttığını, yerli ve milli kaynakların değerlendirilmesinin bir tercih değil zorunluluk olduğunu dile getiren Çolakoğlu, Türkiye’nin sahip olduğu maden potansiyeliyle küresel dönüşümün dışında kalamayacağını belirterek, “Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, vatandaşlarımıza daha güvenli ve sürdürülebilir enerji sunmak hepimizin ortak görevidir” dedi.

Çolakoğlu, 7554 sayılı Kanun’un amacının da bu doğrultuda hazırlandığını belirterek, “Kanun çevresel denetimleri ortadan kaldıran değil, kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesini sağlayan, yatırım süreçlerini hızlandırırken hukuki güvenceyi sağlayan bir düzenlemedir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki maden ruhsatlarına ilişkin eleştirilere de yanıt veren Çolakoğlu, ruhsat alanlarının yalnızca potansiyel araştırma hakkı verdiğini, fiili üretim faaliyetlerinin ise çevresel değerlendirmelerin tamamlanmasının ardından sınırlı ve kontrollü alanlarda gerçekleştirildiğini söyledi. Çolakoğlu, “Ülkemizde 12 milyon hektar ruhsat alanı vardır fakat fiilen maden faaliyetinin bulunduğu alan ülke yüz ölçümümüzün sadece binde 1,8’ine karşılık gelmektedir. Ormanda ise on binde 4’üne tekabül etmektedir” dedi.

Ormanlarda “üret, terk et” anlayışının çıkarılan kanunla sona erdirildiğini ifade eden Çolakoğlu, “Şu anda 203 maden sahasında yani 13 bin hektarda 24 milyon ağaç dikilerek alanlar rehabilite edildi” diye konuştu.

Türkiye’nin hemen her yerinde madencilik faaliyetleri yürütüldüğü yönündeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını savunan Çolakoğlu, ekolojik sit alanları, milli parklar, tabiat koruma alanları ve hassas ekosistemlerin mevzuat kapsamında korunduğunu, bu alanların ihale programına dahil edilmediğini ve bu alanlara yönelik başvuruların da kabul edilmediğini söyledi.

DEM Parti’nin maden, enerji, çevre, zeytinlikler, ormanlar ve yatırım izin süreçlerine ilişkin çeşitli yasalarda değişiklikleri içeren 7554 sayılı Kanun sonrası yaşanan ekolojik tahribatların araştırılması amacıyla verilen grup önerisi, Genel Kurul’da yapılan oylamada AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

CHP’Lİ YONTAR İSTİFA ETTİ, YENİ KATİP ÜYESİ YENİ PARTİLİ ALİYE COŞAR OLDU

Öte yandan TBMM Başkanvekili Celal Adan, CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar’ın Başkanlık Divanı Katip Üyeliğinden istifasına ilişkin yazısının TBMM Başkanlığı’na ulaştığını belirtti. Başkanlık Divanı’nda boş bulunan ve YENİ Parti Grubu’na düşen katip üyelik için aday gösterilen YENİ Parti Antalya Milletvekili Aliye Coşar yapılan oylamada yeni katip üyesi olarak seçildi.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

FİNANS

HIZLI YORUM YAP