DOLAR

40,5896$% -0.46

EURO

47,8000% -0.43

STERLİN

54,6468£% -0.9

GRAM ALTIN

4.352,83%-1,37

ONS

3.336,90%-0,91

BİST100

10.642,60%-0,43

a
970x250 Banner
" image="https://haberplus81.com/wp-content/uploads/2026/07/a-classmb-12-text-dark-font-30px-font-boldest-hreffinansfinansa-490-124x76.jpg">
  • Haberplus81
  • Gündem
  • Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu’nda öğrenciler konuştu: Bir arkadaşımız zorbalığa, şantaja ve siber zorbalığa uğradığında ne yapacağını bilemiyor

Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu’nda öğrenciler konuştu: Bir arkadaşımız zorbalığa, şantaja ve siber zorbalığa uğradığında ne yapacağını bilemiyor

TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu'nda söz alan öğrenciler, zorbalığın yalnızca öğrenciler arasında yaşanmadığını, bazı öğretmenlerin de tutumlarıyla buna zemin hazırlayabildiğini belirtti. Öğrenciler, arkadaşlarının şantaj ve siber zorbalığa maruz kaldıklarında ise çoğu zaman ne yapacaklarını bilemediklerini dile getirdi.

ad826x90
ad826x90

Haber: Ogün AKKAYA

(TBMM) – TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu’nda söz alan öğrenciler, zorbalığın yalnızca öğrenciler arasında yaşanmadığını, bazı öğretmenlerin de tutumlarıyla buna zemin hazırlayabildiğini belirtti. Öğrenciler, arkadaşlarının şantaj ve siber zorbalığa maruz kaldıklarında ise çoğu zaman ne yapacaklarını bilemediklerini dile getirdi.

TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyonda, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Tuncay Dilci ile öğretmenler, öğrenciler sunum yaptı.

“HİÇBİR ÇOCUĞUMUZ KENDİSİNİ OKULDA GÜVENSİZ HİSSETMEMELİ”

ad826x90

Komisyon Başkanı Beyazıt, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Çocuklarımızın güvendiği aileden okula, sosyal çevreden dijital platformlara uzanan çok boyutlu bir koruma anlayışı içerisinde yer almaktadır. Özellikle dijital riskler konusunda gördük ki sosyal medya, çevrim içi oyunlar ve dijital platformlar çocuklarımız için ciddi tehditler oluşturmaktadır. Bu nedenle çocuklarımızın güvenli, bilinçli ve sorumlu birer birey olarak yetişmesini sağlayacak güçlü bir koruma sistemini devreye sokmamız gerekmektedir. Hiçbir çocuğumuz kendisini okulda güvensiz hissetmemelidir. Hiçbir aile evladını okula endişeyle göndermemelidir. Aynı şekilde hiçbir çocuğumuz dijital dünyanın görünmeyen tehlikeleri karşısında yalnız bırakılmamalıdır. Biliyoruz ki okul kadar ekranlar da çocuklarımızın hayatının birer parçasıdır. Bu nedenle güvenli dijital ortam oluşturmak da hepimizin ortak sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.

ad826x90

“OKULLARDA ANDROID TELEFON YASAKLANMALI”

Komisyon Başkanı Beyazıt konuşmasının ardından sözü ortaokul ve lise öğrencilerine verdi. Altındağ Süleyman Şah Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Batuhan Er, kendi okulunda da zorbalığın yaşandığını ancak okulda rehberlik odasının ve disiplin kurulunun bulunduğunu kaydetti. Er, “Bunların önüne geçmek için zorbalık yapan öğrenci okuldan uzaklaştırılmalı ya da başka bir okula geçiş yapmalı. Genellikle sosyal medya üzerinden zorbalık oluyor. Paylaşım yaparak ve görseller üzerinden zorbalık oluyor. Sonrasında zorbalığa uğrayan çocuk sınıfta yalnızlaştırılıyor. İlkokulda zorbalıkla ilgili eğitim verilmeli. Sınıfta bulunan diğer öğrenciler, zorbalık yapan öğrenciyi öğretmenlerine şikayet etmeli. Okullarda Android telefon yasaklanmalı. Savaş oyunlarının kaldırılıp yerine eğitici oyunlar getirilmeli. Ben de savaş oyunlarını oynuyorum ama seçici oynuyorum” dedi.

“ÖĞRETMENLERİN DE DESTEK ALMASI LAZIM”

Altındağ Süleyman Şah Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Sude Çil ise okullarda yaşanan saldırı olaylarının öğrencileri çok etkilediğini belirterek, “Zorbalıklar sadece öğrenciler tarafından değil, öğretmenler tarafından da yaşanabiliyor. Öğretmen öğrencisini aşağılayarak cevap verince, öğrenciler de öğretmenlerden güç alıyor. İlk olarak ailelerle görüşülmesi gerekiyor. Aileler, çocukları okula gittiği zaman her şey yolunda sanıyor. Ailelerle ve öğrencilerle ayrı ayrı görüşmeler yapılmalı. Öğrenciler, rehber öğretmenlerine daha yakın hissedebilmeli. Bilgisayar oyunlarının etkileri okullarda da görünebiliyor. Öğrenciler derslerde uyuyabiliyor. Empatinin ilkokulda öğrencilere aşılanması gerekiyor. Sosyal medya uygulamalarında güzellik algısı var. Onlara uymayan öğrencileri aşağılama var. Sorunları çözmek için herkesin gerekeni yapması lazım. Öğretmenlerin de destek alması lazım. Öğrenciyi nasıl uyaracaklarını bilmiyorlar, aşağılayarak yapıyorlar, eğiterek değil. Öğretmenler de eğitim almalı. Okullardaki kavgaların en baştaki sebebinin zorbalık olduğunu düşünüyorum. Öğretmenler de öğrenciler bu cezaları bilmeli” dedi.

ad826x90

“ANONİM BİR ÇÖZÜM KANALININ KURULMASI GEREKİYOR”

Çankaya Özel Hareket Şehitleri Anadolu İmam Hatip Lisesi 12. sınıf öğrencisi Muhammed Emrecan Öztürk, öğrencilerin okullarda görüşebileceği rehberlik sayısının yetersizliğine dikkati çekti. Öztürk, “Bizim okulumuz güvenli ama olmayan bir okulda herkes içeri girebiliyor. Bir öğrenci dijital mecralarda tehdit ve şantaja maruz kaldığında gerekli makamlara iletmekte çekiniyor. Gençler için anonim bir çözüm kanalının kurulması gerekiyor” diye konuştu.

“ARKADAŞIMIZ ŞANTAJA UĞRADIĞINDA NE YAPACAĞINI BİLEMİYOR”

Herhangi bir okulda şiddet olayının yaşandığı durumda kendi okullarına huzurla giremediklerini, girseler bile sıraya oturduklarında kaygılı olduklarını anlatan Çankaya Özel Hareket Şehitleri Anadolu İmam Hatip Lisesi 12. sınıf öğrencisi Elif Berra Kuyumcu, şunları söyledi:

“Acaba bugün benim ya da bir arkadaşımın başına bir şey gelir mi? En güvenli hissetmemiz gereken yer olan okulumuzda ne yazık ki bu tarz endişelerle ders dinlemek zorunda kalıyoruz. Bizim okulumuzda bu tarz olaylar yaşanmasa bile sosyal medyadan bunu görmekte ve maruz kalmaktayız. Bunun yanında bir arkadaşımız zorbalığa, şantaja ve siber zorbalığa uğradığında ne yapacağını bilemiyor. Gençler çoğu zaman ispiyoncu durumuna düşmekten korktukları ya da baskısından kaçtıkları için bunları çekiyor ve içine atıyor. Bu çaresizlik insanı iyice yalnızlaştırıyor. Sosyal medyaya baktığımızda ise bu durum daha da karmaşık. Gençler arasında şiddeti havalı gösteren, ‘Hangimizin arkadaşı daha belalı?’ gibi tehlikeli akımlar var. Biz gençler, bu korku ve endişe ortamında yaşamak istemiyoruz. Bizim tek isteğimiz okula giderken korkmamak, bir sorun yaşadığımızda arkamızda bize güven veren bir muhatap bulabilmek ve dijital dünyanın o karanlık tarafından korunabilmektir.”

ad826x90

Öğrenciler, sunumlarının ardından komisyon salonundan çıkarıldı.

“ÖĞRETMENLER GÖREVLERİNİ GÜVEN VE HUZUR İÇİNDE YERİNE GETİREBİLMELİ”

Çankaya Anadolu Lisesi Almanca Öğretmeni Yankı Üstün de eğitimde niteliği belirleyen en önemli unsurlardan birinin öğretmenin görevini güven ve huzur içinde yerine getirebilmesi olduğunu söyledi. Öğretmenlerin zaman zaman sözlü hakaret, sosyal medya üzerinden hedef gösterilme, tehdit ve fiziksel şiddete varan olumsuz durumlarla karşılaşabildiğini belirten Üstün, eğitim sürecinin öğretmen, öğrenci ve veli iş birliğiyle yürütülen ortak bir süreç olduğunu ifade etti.

Öğretmenlerin görevlerini yerine getirirken kendilerini hukuki ve idari açıdan güvende hissetmelerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Üstün, “Mesleki itibarın korunması yalnızca öğretmenler açısından değil, eğitim sisteminin sağlıklı işleyişi açısından da önemlidir. Öğretmene duyulan güven arttıkça sınıf içindeki iletişim güçlenmekte, öğrencilerin öğrenme süreçleri de bundan olumlu yönde etkilenmektedir” dedi.

Öğretmenlerin mesleki saygınlığını destekleyen uygulamaların ve güvenli çalışma ortamlarını güçlendirecek düzenlemelerin sürdürülmesi gerektiğini dile getiren Üstün, günümüz ekonomik koşullarında birçok öğretmenin artan yaşam maliyetleri karşısında bütçesini planlamakta zorlandığını söyledi. Geçim kaygısının yalnızca ekonomik bir konu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Üstün, öğretmenlerin ekonomik ve özlük haklarını güçlendirecek iyileştirmelerin sürdürülmesinin hem öğretmenlerin refahına hem de eğitim hizmetinin niteliğine katkı sağlayacağını ifade etti.

Üstün, eğitim kurumlarında başarıyı belirleyen unsurlardan birinin de sağlıklı bir çalışma ortamının oluşturulması olduğunu belirterek, öğretmenlerin kendilerini huzurlu, değerli ve desteklenmiş hissettikleri kurumlarda iş birliği, üretkenlik ve eğitim kalitesinin güçlendiğini kaydetti.

“EŞREF RÜYA DİZİSİNİ İZLEYİP GELEN ÖĞRENCİNİN ŞİDDETE MEYİLLİ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”

Altındağ Süleyman Şah Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni Özlem Önem de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarının yaşandığı dönemde kendi okullarında da benzer bir tehditle karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Sosyal medya üzerinden öğretmenleri ölümle tehdit eden bir öğrencinin okul yönetiminin zamanında müdahalesi ve güvenlik güçlerinin çalışmasıyla gözaltına alındığını belirten Önem, öğrencinin daha sonra okul değiştirdiğini söyledi.

Söz konusu öğrencinin sessiz, sakin ve uyumlu olarak bilinen bir öğrenci olduğuna dikkati çeken Önem, bu nedenle rehberlik servislerinin daha etkin çalışmasının önem taşıdığını vurguladı. Öğretmenlerin kalabalık sınıflarda her öğrencinin iç dünyasını bire bir analiz etmesinin mümkün olmadığını ifade eden Önem, “Rehberlik servislerinin yapacakları testler ve anketlerle öğrencileri daha yakından tanımaları, öğretmenlerin de çocukların ruhsal ve akademik durumlarındaki değişimleri daha erken fark etmelerine katkı sağlayacaktır” dedi.

Yaşanan tehdit olayının ardından öğretmenlerin bir süre okula kaygıyla geldiklerini belirten Önem, eğitim faaliyetlerinin ancak huzur ve güven ortamında sağlıklı şekilde yürütülebileceğini söyledi. Şiddet eğiliminin ilkokul ve ortaokul çağlarından itibaren görülebildiğini ifade eden Önem, akran zorbalığı, sosyal medyanın olumsuz etkileri ve sosyal dışlanmışlığın bu eğilimi besleyen başlıca unsurlar olduğunu dile getirdi.

Çocukların zaman zaman arkadaşları, bazen de öğretmenlerin tutumları nedeniyle dışlanabildiğini belirten Önem, bunun şiddet eğilimini artırabildiğini kaydetti. Okullarındaki gözlemlerini de paylaşan Önem, özellikle çarşamba akşamları yayınlanan şiddet içerikli televizyon dizilerinin ardından perşembe günleri disiplin olaylarında artış yaşandığını öne sürdü.

Komisyon üyelerinin sorusu üzerine söz konusu dizinin adının “Eşref Rüya” olduğunu belirten Önem, özellikle görev yaptığı Altındağ gibi sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde bu tür yapımların öğrenciler üzerinde rol model etkisi oluşturabildiğini savundu. Önem, televizyon dizilerinde şiddetin normalleştirilmesi, aile içi şiddet ve çatışma ortamlarının da etkisiyle öğrenciler arasında şiddeti meşrulaştırma eğiliminin yaygınlaştığını ifade etti.

“ROBOTLAŞMIŞ, HİSSİZLEŞMİŞ ÖĞRENCİLER GÖRÜYORUZ”

Ankara Altındağ Erciyes Gazi Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Fadime Tan da okulda yaşanan şiddetin temelinde iletişim eksikliğinin bulunduğunu belirterek, çocukların kendilerini başka yollarla ifade edemediklerinde şiddete başvurduklarını söyledi. Ailenin çocuk üzerindeki etkisine dikkati çeken Tan, öğrencilerin ailelerinden gördükleri davranışları okula taşıdıklarını ifade etti.

Veli eğitimlerinin ve veli toplantılarının daha etkin hale getirilmesi gerektiğini belirten Tan, ailelerin çocukların gelişim sürecine daha fazla katılım sağlamasının önemine işaret etti. Tan, okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesinin şiddetin önlenmesine katkı sağlayacağını dile getirdi. Sosyal medya ve dijital oyunların öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu kaydeden Tan, öğrencilerin duygularını ifade etmekte zorlandıklarını belirterek, “Robotlaşmış, hissizleşmiş öğrenciler görüyoruz. Yorum yapamayan, kendisini ifade edemeyen öğrenciler yetişiyor. Duygularını dile getiremeyen çocuklar, kendilerini ifade etmenin yolu olarak şiddete yönelebiliyor” dedi.

Okullarda psikolojik danışman ve rehber öğretmen sayısının yetersiz olduğunu da vurgulayan Tan, mevcut rehber öğretmenlerin yoğun iş yükü nedeniyle öğrencilerin psikolojik ve duygusal sorunlarıyla yeterince ilgilenemediklerini ifade etti. Tan, psikolojik danışman sayısının artırılmasının öğrencilerin sorunlarının erken tespit edilmesi ve şiddetin önlenmesi açısından önemli olduğunu söyledi.

“DİJİTAL BAĞIMLILIK BİREYİN KENDİ KENDİNE UYGULADIĞI BİR ŞİDDET BİÇİMİDİR”

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Tuncay Dilci de Covid-19 salgınının çocuklar ve gençlerin dijital alışkanlıklarında önemli değişikliklere yol açtığını belirterek, geliştirdikleri yapay zeka destekli dijital analiz sistemiyle çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin davranışlarını analiz edebildiklerini söyledi.

Dijital bağımlılığı “bireyin kendi kendine uyguladığı bir şiddet biçimi” olarak tanımlayan Dilci, “Dijital bağımlılık oranı Covid-19 öncesinde yüzde 12 seviyelerindeydi. Covid-19 sonrasında ise yüzde 29’lara çıktı” dedi.

Okullarda şiddetle mücadelede bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu vurgulayan Dilci, öğretmen, aile, okul yönetimi ve diğer paydaşların sürece birlikte dahil edilmesi gerektiğini ifade etti. Geçmişte öğretmenlerin öğrencilerin davranışlarının düzeltilmesinde daha etkin rol üstlendiğini belirten Dilci, zamanla bu sorumluluğun büyük ölçüde rehberlik servislerine bırakıldığını söyledi.

Rehberlik servislerinin tek başına okulda şiddet olgusunu çözmesinin mümkün olmadığını dile getiren Dilci, psikolojik danışman sayısının artırılmasının daha çok sonuçlara yönelik bir yaklaşım olduğunu belirterek, asıl ağırlığın önleyici çalışmalara verilmesi gerektiğini ifade etti. Dilci, okulda şiddetin önlenmesinde özenti, içselleştirme ve özdeşim süreçlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

FİNANS

HIZLI YORUM YAP

<a href=FİNANS" /> GÜNDEM FİNANS